Bugün (6 Ağustos 1945)  Hiroşima’ya atılan 15 bin kilotonluk atom bombasının 67. yıldönümü.

Hiroşima’ya atom bombası atılması üzerine çekilmiş bir belgesel izlemiştim yıllar önce.* Bazı yollarda, merdivenlerinde, kapı eşiklerinde gölgeler vardı. Bu ne o gölgeleri bize anlatanın, ne kameramanın, ne kuşun, ne ağacın ne de o an başımızın üzerinden geçen bir bulutun gölgesiydi.

6 Ağustos 1945 sabahı atılan atom bombasının patlaması sırasında orada olan insanların yakıcı atom rüzgârıyla buharlaşan bedenlerinin atom ışımasıyla oraya yansıyan gölgeleriydi. Bedenler buhar olmuş ama atom ışıması o insanların gölgelerini o merdivenlere, o eşiklere, o yollara sabitlemişti.

O simsiyah gölgeler, simsiyah yüreklerimizin bir göstergesi gibi hala oradalar. Bugün birçoğumuz o kapkara yürekleri ve uslarıyla o kara gölgeler gibi yaşıyoruz.

Bu acıyı sadece oradaki insanlara değil hepimize yaşatan ve insanlığın utanç mirası arasına sokan eller emperyalizm, her gün binlercesini bize yaşatmaya devam etmiyor mu?

Teknoloji gelişti, silahlar gelişti ama hepsi bizden gerçeği kaçırmak için kullanılmıyor mu? Her şu bölgeye, şu kadar bomba atıldı, şu kadar sorti yapıldı, şu kadar patlama oldu…

Hepimiz patlamaya bakıyoruz da patlamayla yaşanan kırımlara bakmıyoruz!

Bu emperyalist çağda, 1945’ten sonra her gün her dakika her saniye daha da geriye gittik; böyle böyle Hiroşima’da eriyip lav nehirleri gibi akan insan derilerine döndü insanlığımız!

*Alain Resnais- Hiroshima Mon Amour (1959)

Nihat Ateş

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)