'Dağlar Kızı Reyhan' türküsünün hikayesi ve Azerbaycan komünist lideri Mircafer Bağırov'un acı yaşamı
Bakü'de yayınlanan kulis.az sitesinde ilginç bir yazı yayınlandı. Türkiye'de de çok sevilen Dağlar Kızı Reyhan türküsünün ortaya çıkışını da içeren yazıda 'Azerbaycan tarihinin en ilginç kişisi Mircafer Bağırov'un hayatı ekseninde, Rus ve Sovyet yönetimi hegemonyası altındaki Azerbaycan Türkleri'nin...
1967 yılında şarkıcı Zaliha'nın kendisi uyarlayarak yorumladığı "Azeri türküsü" "Dağlar Kızı Reyhan", Türkiye'yi adeta kasıp kavurdu. Öyle ki adına film bile yapıldı. (Metin Erksan'ın çektiği filmde anlatılan gerçek Reyhan'la ilişkisi bile olmayan Reyhan pavyona düşmüş bir kadındı!) O gün bugündür de bu türkünün kahramanının hikayesi, bu türkünün nasıl ortaya çıktığı konusunda kimse araştırma yapmadı. Gerçek edebiyat olarak Azerbaycan'daki kültür sitelerini okurken rastladığımız bir haberin içinde rastladığımız gerçek 'Dağlar Kızı' Reyhan'ı, Metin Erksan mutlaka bu haliyle filme çekerdi bilseydi! Reyhan adlı kahramanı ölüm cezasından kurtaran ve Reyhan adını değiştirerek takma bir adla yaşamasını sağlayan Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Komünist lideri Mircafer Bağırov'un yaşamı da, Reyhan'ın yaşamını aratmayan maceralarla dolu. İşte kulis.az'da yer alan o yazı: Azerbaycan Komünist Partisi'nin 1933-1953 "Stalin yılları" arasında Genel Sekreterliği yapan Mircafer Bağırov, Kuba ilçesinde Ali Ziziksky'nin başkan yardımcısı olarak Taşnaklara karşı savaştı. Ona ölüm cezası veren Rudenko'nun duruşmalarında Mircafer Bağirov'a ilişkin iddialardan biri de Kuba'daki çatışmalarda yer almasıydı.) Mircafer Bağırov, o dönemin en önemli Türk entelektüellerinden ve sanatçılarından olan Uzeyir Hacibeyov ve Mikayil Rafili'yi 1937'ye kadar tehlike altında kalmadan korumayı başarmıştı: Hüseyin Cavid (Dönemin Bakülü tiyatro adamı: Şekspir'i İslam coğrafyasına uyarlayan kişi olarak anılır) Musavat Partisi'nin bir üyesi olsaydı idam edilirdi. Musavat Partisi'ne üye değildi. İddianame, Musavat Partisi'ne sempati duyduğunu belirtiyor. Bu nedenle sürgüne gönderildi. Ancak Mircafer Bağırov, sürgün edilmesine rağmen Hüseyin Cavid'i yine de 1937'ye kadar korudu. Belgelere atıfta bulunuyorum: Hüseyin Cavid'in yaşadığı bina devlet idaresine aitti. Bu binada birkaç kişi yaşıyor. Hepsini kapı dışarı ediyorlar. Hüseyin Cavid, Mircafer Bağırov'a burada yaşamasını isteyen bir mektup yazar, çünkü balkondan çıktığı zaman Hazar Denizi'ni görür ve ilham alır. Mircafer Bağırov, Hüseyin Cavid'in o binada yaşamasına izin veriyor. Yani Mircafer Bağırov, Cavid'in hatırını kırmadı. Ancak 1937'den sonra onu koruyamadı. Mircafer Bağırov'un 1937 tutuklamalarından koruduğu insanlardan biri de Mirmevsim Ağa idi. Mirmevsim Aga'nın evinde Sovyet karşıtı bildiriler basıldığı iddia ediliyordu. Mircafer Bağırov, kişisel ilişkilerini kullanarak Stalin'in huzuruna çıktı, Bundan sonra Mirmevsim Ağa'yla kimse uğraşmadı. 1937'de ise bu kez Mircafer Bağırov'un kendisi tutuklandı. 10 gün ev hapsine alındı. Bagirov en büyük oğlunu çok sevdi. Cihangir havacılık okulunda okudu. II. Dünya Savaşı patlak verdiğinde pilottu. Savaşa katıldı. Bir yıl sonra yaralandı, terhis edildi. Babasına, "Sevgili baba, insanların gözüne bakamıyorum, hasta değilim, askerlik hizmetine gideyim, seni ve Azerbaycan halkını yücelteyim." diyen bir mektup yazdı. Cihangir tekrar savaşa gidiyor. Haziran 1943'te eşit olmayan bir hava savaşında tek başına 7-8 Alman uçağı düşürdü ve sonunda yakıtı tükenince Alman uçaklarına uçağını sürdü ve öldü. Mircafer Bağırov'un şehit oğlu Cihangir, Sovyetler Birliği Kahramanı unvanını aldı. O zaman, SSCB Acil Durum Komisyonu başkanı, Mircafer Bağırov'u arayarak, oğlunun öldüğünü, Lenin Nişanı aldığını ve onun bir Sovyetler Birliği Kahramanı olduğunu söyledi. Mircafer Bağırov, 'lütfen oğluma Sovyetler Birliği Kahramanı adını vermeyin' uyarısında bulundu. Haci Aslanov'un yardımıyla oğlunun tabutu Moskova'dan Bakü'ye gönderildi. Aslında tabutun içinde hiçbir şey yoktu. Üzerinde açılamayacağı yazılmıştır. Yasamal Mezarlığı'nda bir cenaze töreni düzenlendi. Şu anda, Cihangir'in mezarı annesi Maria'nın mezarının yanında. Mircafer Bağırov'un 1932 doğumlu ikinci oğlu Jan (Can) okuyup bilim profesörü oldu. 1971 yılında Moskova'da evlendi. Jan, 26 Nisan 1978'de doğan oğluna Mircafer adını verdi. Genç Mircafer 2005 yılında Hindistan'da tatildeyken bir trafik kazasında öldü. DAĞLAR KIZI REYHAN TÜRKÜSÜNÜN KAHRAMANI REYHAN'IN ÖYKÜSÜ Mircafer Bağırov'un ilk aşkı ünlü piyanist ve eğitimci Hatice Kayıbova'ydı. Kayıbova üç kez evlenip boşanmış olmasına rağmen, Bağırova'ya asla "evet" demez. Mircafer Bağırov sırf bu yüzden baskı yapmak için kadını tutuklatır ve son kez "evet" cevabı almak istiyor. Yine "Hayır" diyen Kayıbova'yı vuruyor ve herkesin önünde oturup ağlıyor. Ancak bir başka önemli kadının da hayatını kurtarıyor. Bu kadın daha sonra "Dağlar Kızı Reyhan" şarkısının gerçek kahramanı olacak olan Reyhan adında bir kadındı. Bizim eğlenip oynadığımız bir aşk türküsü olarak değerlendirdiğimiz gerçek Reyhan'ın öyküsü çok başka. Mart 1918 soykırımı günlerinde Reyhan adlı bir güzel kızın düğünü vardır. Tam düğün gününde hayat yoldaşı seçtiği erkek, Ermeniler tarafından öldürülür. Reyhan ise tecavüze uğramamak için duvağıyla tuvalete gider, kendini dışkı ile kaplayarak saklanır ve kaçmayı başarır. Daha sonra mutluluğu yaşayamayan eşinin intikamını almak için silahlı bir çete toplayarak Ermenileri Guba'da Gelinkaya adında bir yerde darmadağın eder. Ve yıllarca Ermeni katillerine dünyayı dar eder. Reyhan, dağların kızıdır artık; gerçek bir kahramandır. Yıllarca dağlarda gezer. Daha sonra, 1928'de 'anti-Sovyet' damgası vurularak yakalanır tutuklanır. Kurşuna dizilmek için hücresinde beklerken Mircafer Bağırov değişik mercilere başvurarak gücünü kullanarak onu savunur; hayatını kurtarır. Adı ve soyadı değiştirilmiş olan Reyhan, bir Kırım manastırına yerleştirilir ve orada ölür. "Dağlar Kızı Reyhan" türküsü, işte bu Reyhan için halk tarafından anonim olarak sözleri yazılıp bestelendi. Mircafer Bağırov 1955'te tutuklandı, sorguya çekildi, 12-26 Nisan 1956'da Bakü mahkemesinde bir manga asker tarafından kurşuna dizilmek kaydıyla ölüm cezasına çarptırıldı ve resmi bilgilere göre de bu biçimde idam edildi. Mircafer Bağırov'u idam eden mahkeme davası şimdiki "Şehriyar kulübü"nde yapıldı. Mahkeme başkanı SSCB'nin Nürnberg duruşmaları temsilcisi Savcı Rudenko'ydu! Tanıklara göre, Bağırova'nın idam kararından sonra mahkemeden sadece bir talebi oldu: savaşta kahramanca ölen oğlu Mir Cihangir'in mezarını ziyaret etmek istedi. Mahkeme Bağırova'ya izin veriyor. Gardiyanlar eşliğinde mezarlığa gider, oğlunun mezarına bakar ve onunla konuşmaya başlar. Kuru dudaklarıyla oğlunun mezar taşını öper. O anda gözlerinden yaşlar boşanır ve mezar taşına düşer. Ani bir sessizlik olur. Bu olaya tanık olan oradaki Azerbaycan Türkü askerler öfkelenir. Askeri konvoyun Azerbaycanlı üyeleri, Rus komutanlarından, Bağırov'un idamının engellenmesini istedi. Bağırov'un oğlunun mezarına veda etmesi 1 saat 26 dakika sürer. Sonunda, oğlunun gözyaşıyla ıslak sırılsıklam göğsünü öptü, derinden iç çekti ve ayrıldı, gözlerini oğlunun mezarından çekip “Seninle ölecek kadar şanslı değildim” dedi. Karar 5 Mayıs'ta infaz edildi. Mircafer Bağırov Bayıl hapishanesi kimsesizler mezarlığına gömüldü. Kız kardeşinin torununa göre, Bağırov'un mezarındaki kalıntılar daha sonra toplandı ve son isteği doğrultusunda oğlu Cihangir'in yanına gömüldü. "Abbas oğlu" Mircafer Bağırov (17 Eylül 1896 – 7 Mayıs 1956),Josef Stalin yönetiminde bulunan Sovyetler Birliği'nde 1932 ile 1953 yılları arasında Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreteriydi. 1896 yılında Bakü Guberniyası Kuba'da doğmuştur. Petrovsk, Saratov Oblast'ında Pedagoji tahsili görmüştür. 1915 ile 1917 yılları arası Hudat'ta bir köyde okul öğretmenliği yapmıştır. 1918 ile 1921 yılları arası Ekim Devrimine ve Rus İç Savaşına alay komutanı, Azerbaycan tümeni askeri komiseri, Rus Askeri Komutanlığı Kafkasya kolordusu danışmanı ile Azerbaycan tümeni Devrim mahkemesi başkanı olarak katıldı. Sovyetlerin Azerbaycan'ı almasından sonra, Bağırov, Azerbaycan'ın Karabağ bölgesi Devrim komitesi başkanı olarak atandı. Bağırov'un Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti polisi için de çalıştığı rivayet edilir. 1927 ile 1929 yılları arası Transkafkasya su dağıtım kurumu direktörü olarak hizmet etti. Şubat 1921 ile Mayıs 1927 ve Aralık 1929 ile Ağustos 1930 tarihleri arası Bağırov devlet güvenlik teşkilatı başı olarak görev yapmıştır. 1932 yılında Bağırov Azerbaycan SSC Halk komiseri oldu sonra 1933 ile 1953 yılları arası Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreterliği yaptı. 1953 yılında Politbüro, Bağırov'u Azerbaycan SSC Bakanlar Kurulu başkanı olarak atadı. Mart 1953 tarihinde Stalin'in ölümünden sonra Bağırov, destalinizasyon politikalarına karşı çıkmak yoluyla baskı yapmak ile suçlandı ve 1954 yılında tutuklandı. Sovyetler Birliği Askeri mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. 1956 Gürcistan protestolarındaki talepler arasında kendisinin hapisten çıkarılması da vardı. Mahkemede yaptığı son 17 dakikalık konuşmada, af dilemek yerine cezayı tercih ettiğini söyledi. Bağırov, 1956 yılında kurşuna dizerek infaz edildi. Mir Cafer Bağırov, Azerbaycan tarihinin tartışmalı bir karakteridir. 1940 yılında, yaklaşık 70,000 Azerbaycanlı Bağırov yönetimindeki temizliğin sonucu ölmüştür. Aydın kesim kırılmış, koparılmış ve toplumsal güç olmaktan çıkarılmışlardır ve eski Komünist seçkinler yok edilmişlerdir. Bağırov, Dağlık Karabağ Özerk Oblastı'nı Azerbaycan SSC'den Ermenistan SSC'ye bağlanmasını isteyen Ermeni taleplerine ise karşı çıkmıştır. Küçük oğluna sıradan bir Sovyet vatandaşı gibi davranması takdir edilmiştir. Bağırov, oğlu Vladimir (Cihangir) Bağırov'u, savaş pilotu olarak Nazi Almanyası'na karşı savaşması için Sovyet ordusuna yollamıştır. (vikipedia.az) Gerçekedebiyat.comMİRCAFER BAĞIROV'UN KORUDUĞU KİŞİLER
MİRCAFER BAĞIROV'UN OĞLU CİHANGİR'İN HAZİN YAŞAMI
MİR CAFER BAĞIROV KİMDİR? MİRCAFER BAĞIROV'UN YAŞAMI
YORUMLAR