YÖN Manifestosu'nun 55. yıldönümü… / Selim Esen
“Türk halkının, çok çetin iktisadi siyasi ve sosyal meseleler ortasında, kendisini bütün özlemlerine kavuşturacak bir yön aramakta olduğu bu günlerde, toplum hayatının çeşitli kesimlerinde görev almış olan bizler, altına imzalarımızı attığımız bu bildiri ile ortak inançlarımızı açıklamayı doğru bulduk. Böyle bir bildirinin meselelerimizi çözmekte faydalı olabilecek olumlu tartışmalara yol açacağını düşünüyoruz.” Bu cümle bundan 55 yıl önce bugün, 20 Aralık 1961’de Ankara’da yayımlanmaya başlayan Doğan Avcıoğlu’nun (1926-1983) imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü olduğu; kurucuları arasında Mümtaz Soysal ve Cemal Reşit Eyüboğlu’nun (1906-1988) bulunduğu 20 bin nüsha basılan derginin bu ilk sayısının tamamı ilk gün, Çarşamba günü, satılmıştı. 27 Mayıs Darbesi sonrası sol muhalif hareketin sözcülüğüne soyunan dergide yer alan bildiriye imza koyanların başında gelen Mümtaz Soysal amaçlarını şöyle açıklıyordu: “Biz, yönümüzü az çok bilir gibiydik. Hiç olmazsa, ne yöne gitmek gerektiğini biliyorduk: Türkiye’nin yönü, bağımsızlıktan, planlı ve hızlı kalkınmadan, yapısal değişikliklerden uzaklaşan, her şeyi oluruna hatta daha da kötüsü, başkalarının oluruna bırakan bir yol olmamalıydı.” Soysal’a göre: 27 Mayıs, özgürlükler düzenini genişleten, klasik haklara yeni ekonomik ve sosyal haklar ekleyen bir Anayasa getirmişti, ama yapılışına katıldıkları o Anayasa, bütün çabalara karşın, Türkiye’nin muhtaç olduğu yapısal değişiklikleri gerçekleştirebilecek bir devlet mekanizması, etkili bir yürütme gücü yaratabilmiş değildi. İlk seçimlerden çıkan siyasal kadro da bu bakımdan umut verici görünmüyordu. Türkiye için, Yön’ ü çıkaranların yanlış saydıkları yöne sapma tehlikesi vardı. Her şeyden önce bu tehlikenin önlenmesi, insanların bu tehlikeye karşı uyarılması gerekiyordu. Soysal’a göre: “Doğru bildiğimiz yöne nasıl ve kimlerle gideceğimiz konusunda ise belliydi ki, aramızda tam bir görüş birliği yoktu. Kimimiz hızlı ve kestirme çözümleri, kimimiz de yığınların bilinçlenip örgütlenmesine dayalı yavaş ve uzun çözümleri beğenmekteydik.” (Hikmet Özdemir, Kalkınmada Bir Strateji Arayışı, Yön Hareketi, Doktora tezi, Bilgi Yayınevi, 1986). Yön Manifestosundaki maddeler özetle şunları işaret ediyordu: “1. Atatürk devrimleriyle amaç edinilen çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmanın, eğitim davasını sonuçlandırmanın, Türk demokrasisini yaşatmanın, sosyal adaleti gerçekleştirmenin ve demokrasi rejimini sağlam temeller üzerinde oturtmanın, ancak, iktisadi alanda hızla kalkınmakta, yani milli istihsal seviyesini hızla yükseltmekte göstereceğimiz başarıya bağlı olduğuna inanıyoruz. 2. Bugün Türk toplumuna yön verebilmek durumunda bulunan öğretmen, yazar, politikacı, sendikacı, müteşebbis ve idareci gibi kimselerin, belli bir kalkınma felsefesinin ana hatları üzerinde anlaşmaya varmalarını zaruri sayıyoruz. 3. Kalkınma felsefemizin hareket noktaları olarak, bütün imkânlarımızı harekete geçirmeyi, yatırımları hızla arttırmayı, iktisadi hayatı bütünüyle planlamayı, kütleleri sosyal adalete kavuşturmayı, istismarı kaldırmayı ve demokrasiyi kütlelere mal etmeyi zaruri sayıyoruz. Varmak istediğimiz bu amaçlara yeni bir devletçilik anlayışıyla erişebileceğimize inanıyoruz. 4. Yeni devletçiliği, yukarıda belirttiğimiz amaçlara erişmek için mutlaka başvurulması gereken şuurlu devlet müdahalesi şeklinde anlıyoruz.” Ve… Manifesto şu cümleyle son buluyordu: “Bugün içinde bulunduğumuz buhranlardan kurtulmanın birinci şartını, Türk toplumunun çeşitli kesimlerinde görev almış olanların ve millet kaderine hâkim olabilecek mevkilere gelmiş bulunanların, düşüncelerini açıkça ortaya koyarak, bir temel kalkınma felsefesi etrafında birleşmelerinde görüyoruz.” Yön bildirisine ilk anda 164 kişi, ardından 878 kişi imza koydu. Batılılaşmak, kalkınmak ve aydınlanmak taleplerini içeren manifestoyu imzalayanlar 1042’ye yükseldi. Haftalık olarak yayınlanan ve her sayısında özel bir konuya ve bu konuyla ilgili yorumlara yer veren dergi, Türkiye’nin gündemini belirliyordu. Doğan Avcıoğlu 194, İlhan Selçuk 129, Fethi Naci de 78 yazı ile derginin en üretken yazarlarıydı. Dergi Türkiye’nin siyasi tarihinde ayrıcalıklı bir yere sahipti. 20 Kasım 1964 tarihli 86. sayısında, ilk kez bir Türk aydınının, İlhami Soysal’ın, Moskova’da Nazım Hikmet’in mezarının başında fotoğrafı ile “Bir Türk şairinin ölümü” yazısı fotoğrafa eşlik etti. 24 sayfa büyük boy yayımlanan Yön 222 sayı çıktı. 30 Haziran 1967’de son sayısı yayımlandı. Yön dergisinin ortaya koyduğu sorunlar bugün de güncelliklerini koruyor. “Aydınların Ortak Bildirisi” nde önerilenlerin büyük bir bölümü bugün için de geçerli. Bu nedenle bir manifesto niteliği taşıyan Yön bildirisi, yalnız bir yarım yüzyıl öncesinin arayışlarını yansıtmakla kalmıyor, günümüz tartışmalarına da ışık tutuyor. Yön’ ün özgürce yaptığı ve sorumluluğunu bireysel olarak yüklendiği değerlendirmeler, genç kuşağımızın aynı sorunlara nasıl baktığını belirlemek açısından özel bir değer taşıyor. Selim Esen
GERCEKEDEBİYAT.COM
YORUMLAR