YEDİ ADIM VOLTA MENZİLİNDE

-Can Yücel’e-

 

1.

İçeride her şey

leğendeki su da

kendisiyle birlikte başka

bir yanı duru

bir yanı allak bullak

sanki bebek koyu mübarek

 

2.

Pencere içinde

sarı bir çiçek

bir bakarsın özgürlük

ve sevda düşürür akla

bir bakarsın sokakta

omuz omuzasın insanlarla

 

Pencere içinde bir sarı çiçek

bu günler de geçecek

bu günlerde geçecek

 

3.

İki ağızlı bir bıçak

gibi durur demlikte çay

yarı karanlığında koğuşun

ve ranza üstü sohbetleri

koyulaşır demlikteki çay gibi

koyulaşır mahpusların kederi

 

Sonra uykusuz gecelerden su alarak

birbirinde bilenir iki bıçak gibi

özlemle öfke   

(Sayı:37, Nisan 1980, s.46)

 

 

YEDİ ADIM VOLTA MENZİLİNDE

 

4.

Umulmadık bir konuk gibi

çıkagelir içeride umut

uyandırır mesela

en karanlık yerinde bir düşün

ya da toprak kokusuyla dolduruverir

taş avluyu

 

6.

Kar altında yaşadım

en sıcağını sevdanın

en uzun özlemi

kısa günlerinde çektim kışın

tomurcuklanmış bir dal göremeden

gelip geçti bahar

indi güneşli günleri yazın

ve dün gece ışıldağa yağan kar

örtünce mahpushane güzünü

taşıdı yastığıma yine deli umut

“kim bilir belki çıkarım” düşünü

 

7.

Yedi adım volta menzilinde

kapıdan pencereye

pencereden kapıya

dalar giderim düşlere

düşerim uzaklara

birden bir boşluğa basarım

yıkılır tüm anıtları içimin

ölüm dalışına geçer anılar

bir ağıt başlar inceden

 

8.

Karıma

güzelleme yazılmaz değil özlemine

gönlümde sevda kalmadı sanma

kemirmese beynimi terk edilmiş biri

toprağa gömülü bir balta gibi kavga

gönlümde sevda kalmadı sanma

 

9.

Mehabad savaşçılarına

bozkırın ortasında

bastıkça çatırdıyordu otlar

götürdüler bizi

bizi bekleyen ekinlerin yanına

bağlıydı ellerimiz

bağladılar gözlerimizi

vurdular bizi

bizi bekleyen ekinlerin yanında

varamadık dağlara

biçti tüfekler bizi

biçti arkamızda ekinleri

uçtu tarla kuşlarıyla yüreğimiz

düştü bekleyenlerin yanına

(Sayı:38, Mayıs 1980, s.49)

 

 

YEDİ ADIM

VOLTA MENZİLİ’NDEN

 

1-

ay dolanır mahpusane üstünde

ve pencerimin

kıyısına vuran

ışıklı gece

kalır ötesinde demirlerin

sokağın sesleri

donar avluda

 

her adımda

bir çelme gibi takılır usuma

arasında döndüğüm duvarlar

gece ki

dönülmüş sevgilerden/bir yol

bitmez de uzar

volta atarken anılarda

 

2-

arasıra

elde düğümlenir tespih

ve geceleri

bir sigara içimine sığsa da

geçmiş günler

nasıl atılır bir yana

içilmiş bir sigara gibi

 

arasıra

yiter umutta gizli avuntular

ve geceleri

ağustos böcekleriyle

yarışa kalkınca nöbetçi düdükleri

sokağa dökülünce tüm anılar

sızlamaya başlar yürekte

tutsaklığın kemirdiği yaralar

(Türkiye Yazıları, sayı:42, Eylül 1980, s.30)

 

Ali Alkan İnal, (1957-64 yaşında),Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu. Vekil öğretmenlik, satıcılık, yayınevlerinde düzeltmenlik, konfeksiyonda makastarlık yaptı. Türk Haberler Ajansı ve YAZKO Somut gazetesinde muhabir olarak çalıştı, haber ve röportajlar yazdı. Türkiye Yazıları ve Yarın dergilerinde öykü ve şiirleri, Akşam gazetesinin kitap ekinde yazıları yayınlandı.

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)