'Yaprak'tan köklere bir yolculuk / Ümit Sarıaslan
Orhan Veli, 15 Haziran 1949 tarihli YAPRAK’ta “İrtica” başlıklı bir yazı yayımlamıştı. O yazıdan “İrtica Nedir?” başlıklı bölümü buraya almak istiyorum: “Türkçe karşılığı geriye gitme demek olan irtica, her çağda başka bir mâna kazanıyor. Meşrutiyet’ten sonra irtica, Abdülhamit devrinin geri gelmesini istemek demekmiş. Bugün, çok şükür, böyle bir anlamı yok. Ama bugünkü anlamı nedir, bugün nelere irtica demeli? Onu da bir düşünmek gerek. Bizce, geri olan her şeye… Geri olan nedir? Bir kez de onu düşünelim: Söz temsili, dili Türkçeleştirmeye çalıştığımız, bunun için kurumlar meydana getirip, yeni sözlükler çıkarttığımız bir sırada, kırk yıllık terimlerle yazı yazmaya kalkışmak, bunda ayak diremek, halkı bunun doğruluğuna inandırmaya çalışmak bir geriliktir. Yani irticadır. Milyonlarca yurttaşı müspet bilgiye, binlerce köyü okula kavuşturmak gibi ileri bir dâva dururken, memleket irfanına din yoluyla hâdim olmaya çalışmak bir geriliktir. Yani irticadır. Bir İslam Birliği hayâli peşinde koşmak, dolayısıyla dinin devlet işlerine karışmasını kaçınılmaz bir hale getirmek, prensiplerinden biri de laiklik olan bir rejimde geriliktir. Yani irticadır. Fabrikaya karşı el tezgâhı, traktöre karşı karasaban, diş fırçasına karşı misvak, okula karşı medrese, bilgiye ve kanuna karşı mızraklı ilm-i hal birer geriliktir. Yani irticadır…” Niyazi Berkes, aynı toplumsal/tarihsel süreci bir toplumbilimsel tarih derlemesi değerindeki anılarında işleyecektir. ABD’nin yedip yönlendirdiği “demokrasiye geçiş” devrini yangından yalana, yalandan yangına sarsıcı karelerle anlattığı “Unutulan Yıllar”da. O yıllarda dünyayı totalitarizmden kurtarmak vaat ve “vaaz”ıyla başlatılan ABD merkezli küresel kampanya kapsamında ithal edilen demokrasi daha gelmeden, ülkede bir kargaşa ve karabasan rejimine yol açılacak; 1947’den 1957’ye demokrasi diye diye, siyaset, parlamenter kılıklı faşizmin koltuğu altında kalacaktı. Bu bağlamda olmak üzere, Mütareke dönemi İstanbul’unda olduğu gibi siyaseten körüklenen ve bununla yetinilmeyip fiili yangınlarla da desteklenen ülkeye demokrasi getirme işinde iki büyük yangın çıkarılacaktı! Basında kaleminden kan damlayan yazarlar, Meclis’te kimi vekiller bu yangını komünistlerin çıkardığı vâveylasıyla hop oturup hop kalkacaktı. Ankara’da, Milli Eğitim Bakanlığı (Ulus’taki eski Maarif Vekâleti binası) yangınını (1947) Hasan-Âli Yücel çıkaracak (!) yangında elinde tenekeyle görülen (!) Yücel’in gür kaşları, kendi çıkardığı yangında ütülecekti!.. İstanbul Fındıklı’daki Akademi yangınını da (1948) yine komünistler çıkaracak (!) dahası, bunlar (Orhan Veli de içinde) “İzmir’de yangın mı çıkarılacak onu da yaparlar” diye peşinen suçlanacaktı “demokrasi destekçisi”, siyasal hezeyan fiştekçisi basında. ABD güdümlü bu yangılı ve yangınlı süreç, siyasileri siyasayı toplu bir delirme, Berkes’in nitelemesiyle politik delirium (siyasal hezeyan dedikleri) içine tıkacaktı. Kuyruklu yalanların kuyruksuzlara karıştığı bir kargaşada kendisi de “kızıllık”la suçlanacak olan Orhan Veli de oturup “Kuyruklu” bir şiir yazacaktı sıcağı sıcağına... (Yıl: 1949): Altmış altı yıl geçmiş (mi) aradan?!.. KUYRUKLU ŞİİR Uyuşamayız, yollarımız ayrı; Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin kalaylı kapta; Benimki aslan ağzında; Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik. Ama seninki de kolay değil, kardeşim; Kolay değil hani, Böyle kuyruk sallamak tanrının günü. CEVAP -Ciğercinin kedisinden sokak kedisine- Açlıktan bahsediyorsun; Demek ki sen komünistsin. Demek bütün binaları yakan sensin. İstanbul’dakileri sen, Ankara’dakileri sen… Sen ne domuzsun, sen! *** Orhan Veli’yi, şiirleriyle birlikte tartışmacı, irdelemeci yanıyla da anımsamak tarihsel/toplumsal bir sorumluluk gereği olmalıdır. Niçin denilecektir? Onun cumhuriyet aydınlanmacılığını koruyup kollama çabası, bu doğrultuda yazdığı yazıları, o kısa ve özlü yazılarda dirilip dile gelen toplumsal/tarihsel eleştiri, şiirinin gölgesinde kalmıştır. Ya da şair ünü, aydınlanmacı kalemini gölgelemiştir “garip”in. Onun bu soydan yazıları 1940 başlarında uçverip 1945’ten sonra iyice dallanıp budaklanarak, 1950’lerle birlikte salkım saçak meyve vermeye başlayacak olan bir yeni dönemin, cumhuriyet aydınlanmacılığından geriye dönüşün şair gözünden tanıklıkları ve eleştirisidir. Orhan Veli’nin sağlam bir eleştirel gerçeklikle giyinik bu yazıları, aynı gerçekliğin emzirip beslediği şiirleriyle birleştirilip değerlendirildiğinde bir tarihi bir tarihe bağlayan somut belgelere dönüşüyorlar şimdi. Edebiyatın, sanatın çağına tanıklığı bir kez daha ve sarsıcı bir eşikten bugünün kuşaklarının bilincine ağıyor. Ta o günlerden kök tutan şarklı demokrasimizin (moda deyimle reel politik’in) alabora ettiği bilinçleri uyarmak için kerteriz değerinde yazılardır bunlar… Aynı Yaprak’taki “Yazarlar Pazarında” başlıklı yazısında Sabahattin Eyüboğlu da kendisine gelen bir okur mektubundaki soruya yanıt arıyordu: “Bu kargaşalıkta kime inanmalı? Birbirini en azından hainlikle suçlandıran yazarlardan hangisi haklı? Hangisi, gerçekten memleketin, halkın hayrına konuşuyor?” Eyüboğlu’nun okurunun sorusundan yola çıkarak yazdığı ve Orhan Veli’nin söylediklerini arkalayan bir dil ve içerikle örgülü yazısının son bölümünden bir tümce daha. Hiç eskimeyen içi ve içeriğiyle malûm gazeteci tayfasına göndermeyle yazıp söyledikleri: “… Bir de mürekkep balıklarına dikkat! Mürekkep balıkları, postlarını kurtarmak gerekti mi, arkalarından bir karanlık salıverirlermiş, göz gözü görmez olurmuş.” Şimdi gelin de Orhan Veli’nin Hasan-Âli Yücel’le birlikte kundakçılıkla suçlanmasına, adının “kızıllar” arasında sayılmasına şaşırın! O günlerin “mürekkep balıkları”nca hem gazetelerde, hem milletin kürsüsünde çarmıha gerilmek istenmelerine… Yetmiş yıla yakın bir süre sonra Orhan Veli’nin Kedilerin dilinden anlattığı toplumsal/tarihsel gerçeklik daha bir dirilip devingenleşiyor şimdi. Karanlıkta ışıyan “kedigözü”ne dönüşüyor şiir. Sanatçıların, hem kendi milletinin hem insanlık ulusunun doğal vekili oldukları gerçeğini bir kez daha anımsatarak eşzamanlı… 15 Haziran 1949/15 Haziran 2015. Ümit Sarıaslan Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR