Tavukçu meyhanesi / Nadir Avşaroğlu
Sıtkı kardeşim Bizim kuşak yetişemedi. Çoğu, Ankara’da memurluk yaparken Üç Nal Meyhanesi Kim bilir ne muhabbetler olmuştur Bizim kuşak ne bu anları yaşayabildi Ama bizim kuşağında efsane meyhaneleri oldu Sevgili Sıtkı Tavukçu, herhangi bir çekiciliği olmayan meyhanedir Bir meyhanenin özel olması için Kapısının önünden geçerken Ucuzdur, rezervasyon yapılmaz, temiz değil Vatansız Ricardo’ya sormuşlar Sevgili Sıtkı Karpiç’e, Üç Nal’a, Kürdün Meyhanesi’ne yetişemedik Ama Cemal Süreya, Tavukçu’ya takılırmış Şu plastik sandalyenin üstündeyken ve şu kadehi kaldırırken Yetişemedik be, Sıtkı Tavukçu, Ankara gibidir Ankara’da yaşarken Güzide bir akşamcı topluluğa ev sahipliği yapardı. Başta da söyledim Ama bunların dışında Sevgili Sıtkı Tavukçu da son yılların neoliberalizm Tavukçu’nun yerine O güzel meyhane Kapitalizm kar hırsına dayanır Oysa Hamsi tava oradaydı Eski ve ünlü bir Acem şairinin dediği gibi Nadir Avşaroğlu
Eskiden Ankara’nın merkezi Ulus’daymış
İnternette gezinirken gördüm
Hayran oldum, özendim
Orhan Veli, Sabahattin Ali
Fazıl Hüsnü, Cahit Külebi,
Turgut Uyar, Ahmet Arif
Ulus’daki meyhanelere gidermiş
Karpiç Lokantası
Cumhuriyet Yıldız Lokantası
En çok da Kürdün Meyhanesi
Orhan Veli ne anlatmıştır
Sabahattin Ali ne söylermiş
Turgut Uyar uzaklara dalmıştır
Ahmet Arif sevdalanmıştır
Ne bu meyhanelerde demlenebildi
Karpiç, Piknik bize efsane gibi gelirdi
Yetişemedik.
Net Piknik, Martı, Washington, Körfez, Kumsal
ve tabii ki, Tavukçu
Tavukçu, Ankara gibidir
Neden sevdiğini bilmezsin
Sadece seversin
Ankara’da yaşayanlar için neden özeldir, bilmiyorum
İlginçtir, Ankara'yı seven burayı da beğenir
Yemeklerin, servisin, mekânın özel olmasına gerek yok
Bazı yerleri anılar, yaşanmışlıklar, paylaşımlar özel yapar
Babanın gençliğinde içki içtiği yerde şimdi sen içebiliyorsan
O mekân hala ayakta duruyorsa; özeldir
Yoksa, kebabı, tavuğu, mezesi kimin umurunda
Keskin bir rakı kokusu ile büyülenip
Kendinizi içeri atmak istersiniz
Yazın keyiflidir, bahçesinde havadar
Kışın samimidir, içerisi floresan ışıklı
Sandalyeler plastik, yerler kara fayans
Kadın müşteriler olmasa
Akşamcı meyhanesi olduğunu düşüneceğin
Menü, liste, special hak getire
Ne yiyeceğinizi garsonlar takdir eder
17’den sonra hele bir de memurlar işten çıkınca
İçerisi full çeker, sanki bütün Ankara’yı sırtında taşır
Mükemmel mi?
-Hayır
Çok mu zeki?
-Hayır
Çok mu güzel?
-Hayır
Peki öyleyse neden?
-Bazen sadece seversin
Tavukçu, Ankara gibidir
Nedeni bilmezsin, sadece seversin
Orhan Veli’yi, Sabahattin Ali’yi dinleyemedik
Turgut Uyar’la birlikte hüzünlenemedik
Emin ol şu karşı masada tek başına otururken
Soğuk bir kış günü bardaktaki çayla elini ısıtırken
“Gelirsen çayımı seninle bölüşürüm
Gelmezsen, ömür billah üşürüm”
Dizelerini yazmıştır
“Herkes az buçuk sarhoş
Herkes bir şeyler söylüyor ama
Yalnız ikimizin sözcükleri sarmaş dolaş.”
Dizeleri aklına gelmiştir.
“Parkta salıncak sırası bekleyen çocuk gibi sevdim seni
Biraz heyecan, birazda salıncağı başkası kapacak korkusu ...”
Aklının bir köşesinden geçmiştir
Bu adamların, bu mekanların, hiçbirine yetişemedik
Ama bu adamların en büyüğü
Cemal Süreya ile aynı mekânda kafa çektik
Kendisi yoktu, ama hayali bile güzel
Bazen sadece seversin
İsmi neden Tavukçu’dur bilmiyorum
En popüler sunumu, hamsi tavaydı
Sumaklı soğan ve sıcacık Arnavut ciğeri
Mutlaka balık
Ve hesabı isterken masaya getirilen
Meyhane pilavı
Ama bir kere bile tavuk yemedim
Müdavimi olduğum bir mekandı
TMMOB camiasından mühendislerle,
Ya da meslektaşlarımla birlikte olduğum
Sürekli aynı insanları görmenin ve birlikte oturmanın
Bende bir güvenlik hissi oluşturan
Bir mekandı
Ünlülerin geldiği söylense de, ben denk gelmedim.
Bir kere Rutkay Aziz’i gördüm, bir de Vedat Dalokay’ı
Arkadaşlar söyledi, yolda görsem tanımazdım
Tavukçuda ne yiyeceğinizi
Garsonlar takdir eder
Baş garson, beyaz saçlı
Seni azarlayarak karşılar
ve gösterdiği masaya oturtmak için ısrar eder
Mekân sahibi, Rizeli, tonton İsmail abi vardır
Ne kadar dolu olsa da müşteriyi geri çevirmez
Meyhane, tıklım tıklımdır, ama İsmail amca gelir
Muharebe meydanını gözleyen bir komutan edasıyla
“Bir dakika bekleyin” der, etrafa bakar
Bir sonraki sahnede, sırtında bir masayla görürsünüz kendisini
Ne yapar eder, o masayı yerleştirecek bir boşluk bulur
Ayakta bırakmaz müşterisini.
Tavukçu, Ankara gibidir
Nedeni bilmezsin, ama seversin
Akımının etkisinden kurtulamadı maalesef
Yerine daha lüks bir restoran yapılacak anlaşılan
Oysa o mekanı sevenler o salaş ve basit
Ucuz haliyle seviyorlardı orayı
Çünkü mesele içki içmek değil
Anıları, yaşanmışlıkları, dostlarla buluşturmaktı
Ali Ağaoğlu, Mehmet Cengiz gibileri
Üst sınıfa uygun bir mekan dikecek
Onca sohbet, muhabbet, anılar
Dostlarla birlikte atılan kahkahalar
Bir çift kara göze bakarak saatlerce dalmalar
ve Cemal Süreya’nın dizeleri
Yok olacak
O güzel atlara bindi
ve gitti
Onun için her şey metalaştırılabilirdir
Hem emekçilerin ürettiği ürünler
Hem de insanların ürettiği duygular ve anılar
1 kişi de gelsen
10 kişi de gelsen
2 kız başbaşa da gelse
6 sap kafa çekmeye de gelse
Tavukçu “bizim” mekandı
Taratorumuz, beyaz peynirimiz de oradaydı
Rakımız buzlu, buram buram anason kokardı
Cemal Süreya’nın aşk kokan dizeleri
Sohbet, muhabbet, Müzeyyen oradaydı
Anılar, yaşanmışlıklar, dostluklar oradaydı
“Arpa buğday daneler
Aman yıkılsın meyhaneler”
Tavukçu yıkıldı
Bir kuşağın anılarıyla beraber
Mayıs - 2020
Gerçek Edebiyat
YORUMLAR