Bildiğiniz gibi ensest'in anlamı: Mahremler arası zina, yakın akrabalar arasında cinsel ilişki ...

Adem ile Havva'nın çocuklarının soylarını sürdürmeleri için ensesten başka çareleri yoktu. Havva çocuklarını ikiz doğurmuştu: Bir kız bir oğlan, ama bunlar kendi aralarında evlenememiş, eşlerini zorunlu olarak öteki ikizlerden seçmişlerdi.

Ensestin yasaklanmasının en önemli nedeni, bence, aktörel değil, daha çok biyolojik: Soyun bedensel yozlaşmasını önlemek, sakat doğumlara engel olmak.

Yalnızca şiirin değil, bütün kurrumlarıyla kültürün durumu da böyle: Kapalı kültüriterin, kapalı devre şiirin durumu ensceste benzer.

Bütün kültürlerden yalıtık kültür sonunda yozlaşır, bütün şiirlere kapalı şiir bir gün kesinlikle sakat doğumlara yolaçar. Çünkü şiirsel kapalı devrenin ensestten farkı yoktur. Soyu korurmak, soyu güzelleştirmek için aile dışı, giderek klan dışı evlilikler gerekir: Yani çeviri!

Çeviriyi kimi yazılarımda aşı'ya benzettiğim olmuştur. Almanca'da da öyle midir, bilemem, ama Türkçe'de aşının iki anlamı var: Ağaçların soyunu geliştirmek, yaban ağacını meyve veren ağaçlara dönüştürmek için aşı yapılır.

Genler arası aşı yoluyla yeni tür üretildiğini biliyoruz: Şeftali ile erikten nektarin'i ürettiler... Aşının Öteki.

İkinci, anlamı da hastalıklara karşı aşı.

Nereden bakılırsa bakılsın hep bedensel, biyolojik sağlıkla ilgili işlemler, girişimler. Fransız yazarlar, şairler romantizmi Almanlardan, İngilizlerden öğrendiler, ama yapıtlarıyla onları etkilediler.

Şimdi adlarını tek tek sıralamaya gerek yok, ama şairlerden söz ediyorsak, çok sayıda büyük şairin çeviri yaptıkarını, en azından komşunun kümesine meraklı olduklarını görürüz. Bu merak keşif merakı, ayın arka yüzünü görme merakı. Çünkü ayın öteki yüzü bir başka dilin ve kültürün şiirindedir. Bir dilin şiiri belli bir nesnenin tüpünü göremez, nesne ancak başka bir şiirin gözüyle tamamlanır. Çeviri yoluyla alınan malzeme ya da parça, bir otomobilin eksik parçasına benzer. Her parça her otomobile uymaz. BMW parçasını traktöre yada el arabasına monte edemezsiniz.

Dil bilen, daha doğrusu yabancı dil bilen bütün şairlere çeviri yapmalarını öneririm. Şiir çevirisi yapmayı bıraktığımı açıklarken, şiir çevirisi yapmanın “enayilik" olduğunu yazmıştım.

Ama, sanırım, her yabancı dil bilen şairin bir süre enayi olması hem gereksinim, hem de zorunluluktur.

Bir de işin hak yanı var: Kutupları, Amerikaları, okyanusları keşfetmek hakkı...

Özdemir İnce
(Şiir-lik dergisi, Nisan 1995)
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)