Konuşulanları dinledikçe, yazılanları okudukça Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Türkçe Katında Yaşama” başlıklı şiirindeki ünlü Türkçem, benim ses bayrağım” dizesini anımsıyor, hüzünleniyorum..

Kimileyin ise öfkeleniyorum.

Bu özensizlik nereden kaynaklanıyor, bilemiyorum. Geçmişte “ses bayrağımızın” kirlenmemesine özen gösteren, onlarca yılda biriken kirlilikten arınması için çeşitli çabalara giren kitle iletişim araçları bile artık “davanın peşini bırakmış” görünüyor.

Yabancı kökenli sözcüklerin kullanılmamasından vaz geçtim (!), dilimizin temel kurallarına bile gerektiğince uyulmuyor artık.

Ben dilbilimci değilim; yalnızca söyleneni, yazılanı doğru ve eksiz anlamak, olumsuzlama ağırlıklı da olsa okuduklarımdan dinlediklerimden hiç olmazsa dilsel olarak yakınmayayım istiyorum. Ne yazık ki artık bu bile giderek olanaksızlaşıyor.

Bir gazetemizin haftalık kitap ekindeki tanıtım yazılarımdan birkaç örnek vereyim:

  • Yaklaşık üçyüz sözcüklük bir yazıda dahası aynı tümcede “sosyal” ile “toplumsal”, ““çağ” ile “devir”” başka bir tümcedeyse “beşeri” ile “siyasi” sözcükleri kullanılabiliyor; ek olarak “sanatsal”, “düşünsel”, “süreç” sözcüğü yeğlenirken “mesele”, “perspektif”, “nüfuz” vb sözcüklerden yararlanılabiliyor.
  • “ile” bağlacının yazımındaysa sözcüğün tam anlamıyla bir kargaşa yaşanıyor: Pek tanınmış, donanımlı oldukları düşünülen yazarlarımız bile “dolayısıyla” ya da “vasıtasıyla” anlamlı bir tümcede “ile” bağlacını ayrı yazılabiliyor: Örneğin;  “…yeniden siyasal yaşama dönmesiyle birlikte…” yerine “…yeniden siyasal yaşama dönmesi ile birlikte…”, “. Meriç’le yakın...” yerine “…Meriç ile yakın..”, “Dağa çıktığımda dağla, kumsala indiğimde denizle…” yerine “Dağa çıktığımda dağ ile, kumsala indiğimde deniz ile…”, “…bir kanun kaçağıyla tanışır...” yerine “…bir kanun kaçağı ile tanışır...” vb.
  • Bilgiçlik taslamak istemem ama yine de söyleyeceğim: “İle” bağlacı yalnızca saymacalı anlatımlarda son iki durum, nesne, artık her neyse, son ikisi arasında ve ayrı olarak yazılması gerekiyor bence: Örneğin; “Yücel ile Deniz ormana gitti.” ile “Yücel Deniz’le ormana gitti.” tümceleri aynı anlama gelmese gerek.
  • Çokça takıldığım kullanımlardan birisiyse öznesi çoğul olan tümcelerin çoğul eylem sözcüğüyle bitirilmesi: Örneğin; “Onlar sinemaya gittiler”, “Kuzular otluyorlar” vb. Sanıyorum İngilizceden aktarılan böylesi söylemler tek başına ele alındığında önemsenmeyebilir belki (?) Ancak, bana sorarsanız bu söylem, dahası yazım en azından Türkçemize hiç yaraşmıyor.
  • Son zamanlarda ne denli yaygınlaştı; dikkatinizi çekti mi bilmiyorum: “Kıymetli”, “dair”, “iltisaklı”, “…noktasında…”*, “
  • Bir de özgün ya da iyimser bir söylemle yaratıcı olma çabası içinde olanların söylemleri var ki, kendilerine özgü terimler ortaya atabiliyor. “Tanrı aşkına”, örneğin; “…bir kurmaca ‘hikaye ediş’ içinde…”, “…sorunsal odağında…”, “Cumhuriyetle bilimleşen…”, “…öykü kurucu”, “kapsanık dil-mantık örüntüsü”, “öykü görece kendi yükselişine geçiyor.”, “kadın varlık”… Dilde, söylemde yeniliklere açık olduğumu düşünürüm. Ancak, özellikle tanıtım amaçlı yazılarda yeni ya da çokça kullanılmayan sözcükler, özellikle de terimler, deyimler kullanılıyorsa eğer küçük küçük açıklamalar, anımsatmalar yapılmasını da beklerim. Bu da merdivenini seksenine dayamış iyi-kötü okur ama okuduğu artık zor anlayan bir okura çok görülmemeli bence.

Bilgisayarda ya da akıllı” (?) telefondaki iletişim –“sosyal medya”?- söyleşi ya da yazışmalar için ancak şunu söyleyebilirim: “Dilsel kirliliğin daniskası” !

Dilimizdeki böylesi bozulmalar nasıl önlenebilir, önlenmesi gerekir mi; bilemiyorum doğrusu. Sanıyorum özellikle kamuya açık yayınlarda yayımcılara -“editörlere”?- bu alanda da büyük iş düşüyor. Dilimize saygının bir gereği de bu olsa gerek.

Türkçe yazıp konuşuyorsak, konuşacaksak eğer birazcık (!) özen göstermek çok mu zor? Görevini “…Türkçenin bilim, sanat, edebiyat ve öğretim dili olarak gelişmesini ve her alanda doğru kullanılmasını sağlamaktır.” Olarak tanımlayan, “Dilimiz kimliğimizdir” savsözünü kullanan Türk Dil Kurumu bir yana Dil Derneğ’miz var değil mi; iyi de niçin var?

Bu bağlamda, hoş göreceğinizi umarak sevgi ve saygıyla andığım Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın 1950’li yıllarda dillendirdiği “Türkçe Katında Yaşama” başlıklı şiirini anımsatmak istiyorum:1)

“Seslenir seni bana “sonsuz”
Der ki çoğal,
Der ki uzan mutluluğuna
Usun iyiliğin doğruluğun,
Bir bilinmeyenden bir bilinene dek
Türkçe, varolduğumuz.

Türkçe, nice desem seni,
Onca güzelim.
Görünmek derinleşmek,
Dolmak;
Seni düşünürüm düşünürüm, yarı karanlıklarda, dal,
Anlarım onca.

Bir bölü beş, bir bölü dokuz,
Bir bölü bin üç:
Ayrılık anlamların öylesine azar azar dağılır,
Ta doğudaki balık,
Duyar kokusunu
Ta batıdaki yoncanın.

Seslenir seni bana yakın uzak,
Yeryüzü mavisinden gökyüzü yeşiline,
Tutsak uluslar var ya geceler boyu
Onlar için
Yitik özgürlükler için,
Türkçe, haykırmak.

O süre yaradılış dar iken
Düz iken, yassı iken,
Daha’lar
Daha’lar
Daha’lar daha’lara karışmış,
Sınırsızlığın getirmiş yarınları.

Konuşamaz iken o yusyuvarlakta,
Diyemez iken,
Artısı eksisi almış götürmüş
Toprağın bitkilerden arta kalan sağlığını
Sıcak uzun,
Bir kişiler geleceğine.
Seslenir seni bana bir duru su
İçinde masallar uygarlıklar saklayan,
Eski ozanlar kazımış ilk yazıları ilk anıtlara,
Yankılanır
Alandan alana, uçsuz bucaksız,
Evren akınlarının uğultusu

Ama bağışla beni unutmuşum,
Yıldızını güneşini ayını, utanmadan.
Öyle köksüz günlerim gelmiş bozkır çadırlarından çırılçıplak,
Unutmuşum ana demesini bile,
Öykünmüşüm türküsünü ellerin,
Ağzıma bir kara düşmüş bağışla beni.

İşte an içiyorum,
Bütün ölüler adına,
Bütün gençler, bütün doğacak çocuklar adına,
Varacağım deyişine gündüz gündüz,
Varacağım Tanrı’ya dek,
Soluğumda soluğun.

Seslenir seni bana “ova”m, “dağ”ım,
Nere gitsem bulur beni arınmış.
Bir çağ ki akar ötelere,
Bir ak… ki yüce atalar, bir al… ki ulu oğullar,
Türkçem, benim ses bayr


* Anlamlı bir açıklama için Tanıl Bora’nın 22 Eylül 2021 tarihli ve “Noktasında” başlıklı “Haftalık” yazısına bir göz atabilirsiniz (https://birikimdergisi.com/haftalik/10731/noktasinda; Erişim 23 Eylül 2023


1) Kaynak: https://heyteoman.wordpress.com/2013/12/31/fazil-husnu-turkce-katinda-yasamak/; (Erişim 25 Eylül 2023)

Yücel Çağlar
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)