Şair Fadıl Oktay: Oturmuş kendimi izliyormuşum gibi geliyor
Şair Fadıl Oktay'la son kitabı 1 BUKET 4 GÜL'den yola çıkarak aşk, Türk şiiri, Attila İlhan üzerine Mehmet İş konuştu.
MEHMET İŞ: Üç beş cümleyle Fadıl Oktay kimdir? FADIL OKTAY: Sürekli bir koşturmaca, sürekli bir arayış, etrafımdan hızla gelip geçen insanlar, dost erkekler düşman erkekler, sevgili kadınlar arkadaş kadınlar. Belki hiç bitmeyecek bir yola çıktığını sanan bir yolcu, yıldızlardan işitilen türküler, tanımadığım diller, sürekli değişim isteyen bir arsız ruh. Bazen başroluyum hayatımın bazen sadece bir seyircisi. Oturmuş kendimi izliyormuşum gibi geliyor bazen. Bazen ön saflarda çarpışan bir yiğit. Bazen bir uyumsuz. Bazen bir yenik aşkın kahramanı. Nereden gelip nereye gittiğimi bilmiyorum, neden geldiğimi de. MEHMET İŞ: Bu dördüncü şiir kitabın. Biliyorum ki sırada bekleyen bir çok şiir ve deneme dosyaların var. Şimdiye dek yazdığın dört kitabı bize kısaca anlatır mısınız? FADIL OKTAY: Her bilinçlenen şair gibi ben de birinci kitabımı kitaptan saymıyorum (Gülüyor). Son 3 kitabımı sanat ve emek açısından değerli buluyorum. Gelişen bir çocuk gibidir iyi şairlerin şiirleri. Bu farkı okudukça derine gitmek gibi bir duyguyla hissedersiniz. Yüzeyde görünenlerde çok dipte kalanları yazmaya çalışıyorum. Nasılsa yüzeydekiler ortada. Belki de beni ilginç kılan bu, bilemiyorum çevremden benim hakkımda duyduklarım ile vardığım sonuç bu. MEHMET İŞ: Fadıl Oktay'ı gittiği ve yaşadığı ülkelerden şiirler, öyküler yazdığı, bazen romantik, bazen öfkeli bir Akdenizli, binlerce yıllık öksüzlüklerin, kalabalıklardaki yalnızlığın, aşk randevularının ve aşkların hüzünlü satırlarını dile getiren şair olarak taktim edebilirim. Sen şair Fadıl Oktay'ı nasıl takdim edersin? FADIL OKTAY: Doğulu veya Batılı değilim. Batıda yaşadım. Doğuda da yaşadım. Kendimi iki tarafa da ait hissetmedim. İki tarafa da yabancı kaldım. Galiba ikisi ortası bir karışımım. Bunun da literatürde denk gelen adı Akdenizli ise evet o olabilirim. MEHMET İŞ: Füruğ Ferruhzat'ın mezarını gidip Tahran'ın labirentlerinde bulma çabanı her türlü övgüye değer olarak görüyorum. Bu konudaki düşüncelerin çok yazıldı çizildi ama burada gerçek edebiyat okurlarına da bahsetmek ister misin? FADIL OKTAY: Orası değişik bir yerdi. Görmem bu sanki yanlış bir gezegene düşmüş gibi uzak çığlıklar atan farklı dokudaki kadının hâlâ bedeninin cansız da olsa olduğu yerden geçmem gerektiğini uzun yıllardır hep düşünmüştüm. Nasıl ki Kafka’nın sokağında bir aşağı bir yukarı gezinmiştim orda da bir nevi öyle oldu. Kapısından içeri giremedim. Kapısından içeriyi yattığı yeri gördüm. Ona selam verdim 'Senin gibiyim. Bazen beni de boğuyor kalabalık ve organize cehalet' dedim. Sonra ona 'kuşlar uçuyor hâlâ' dedim. Gülüştük ve ayrıldık. MEHMET İŞ: Kendinden bile gizlediğin sırların var mı yaşam ve şiir hakkında? FADIL OKTAY: Var ama şimdi söylemem bunları. Daha gencim. (Gülüyor) MEHMET İŞ: Bir Atadan babadan şair Fadıl Oktay var, bir de çevirmen Fadıl Oktay var. Bunların yolu kesişiyor mu? FADIL OKTAY: Yok kesişmiyor zira ikisinde de iki farklı kişi oluyorum. Kendi şiirimi yazarken kendimim , akıl ve ruh olarak Fadıl Oktay duyguları ve dilbilgisi ile yazıyorum. Ama başkasının şiirini çevirirken ben artık Fadıl Oktay olarak kalamıyorum. O şiiri kim ve nasıl yazmışsa onun ruh haline ve dilbilgisine bürünmeye çabalıyorum. Onun gibi düşünüyorum yazarken, kendim gibi değil. Onun gibi ses uyumu yaratmaya çalışıyorum. Onun alçak veya yüksek seslenişlerini onun gibi yazmaya ve çevirmeye çalışıyorum. İngilizceden çevirilerimde bana Londra'da yaşadığım yıllar çok yardımcı oldu. Bir parça da olsa onların sokaklarında yaşamak onların neye karşı duyarlı olduğunu ve nasıl tepki verdiklerini anlamama çok yardımcı oldu, oluyor. Her nidanın her sesin karşılığı her dilde farklı. Motomot yani birebir çevirmek önemli evet ama sözcükleri uyduracağım diye anlamı ıskalarsanız bu olmaz. Kaldı ki Batı şiiri sözcük oyunlarından çok anlam üzerine kurulu. Bunu şiirden anlayan insanlar iyi bilir. Çeviri kitabımın da 2021 içerisinde yayımlanacağını söyleyebilirim. İyi bir yayınevi isterse ve kaliteli bir basım olacağına inanırsam olacak. Çeviri yaparken kendiniz olmayın gerisi zaten yerli yerine oturur. MEHMET İŞ: Biz seninle yıllardır tanışıyoruz ve dostuz ayrıca. Bu kuşak dedikleri nedir? Biz hangi kuşaktanız bulamadım, sen benim gibi kuşağını bilmeyenlere bir yol gösterir misin hayrına? FADIL OKTAY: Bakın bakın bu kuşak işi çok mühim.(Gülüyor).Yani ben de senin gibi kendimi hangi kuşağa soksam bir türlü bulamıyorum. Ara ki kendine uygun kuşak bulasın. Şaka bir yana ben bu 70 kuşağı 80 kuşağı 2000 kuşağı muşağı gereksiz ve çok saçma buluyorum. Kim nerden çıkardıysa -ki sanırım genellikle kendilerini illa ki bir yere sokuşturma koyma çabası içinde olanlar bunu daha çok kullanıyor- hiç bir manası mantığı yok. Şair Ahmet Haşim kuşağı ile değil yazdığı şiiri ile anılıyor örneğin. Akım işini anlarım hani diyorlar ya Garipçi veya İkinci Yenici falan. Eh hadi en azından yazdığı şiirlerin tarzını belirtme açısından bir mantığı var fakat bu 80 kuşşağı 90 bilmemnesi gerçekten anlamsız. İlgim yok açıkçası. Ben iyi bir şairsem beni 20 -30 veya 50- 100 yıl sonra okuyanlar zaten bir yere koyar. Kuşak muşak istemez. MEHMET İŞ: Sevgili Fadıl, yıllardır Çağdaş Şair Ve yazarlar Derneğinin başkanlığını yapıyorsun. Bu derneği kurarkenki hedefin ve bu günkü durumu hakkında bizi aydınlatır mısın? FADIL OKTAY: Dernekçilik zor bir iş. Açıkçası yapmak istediklerimi tam yapamadım. Çok şey yazarım aslında da fazla uzatmanın da bir manası yok. Bu bir gönül işi. Ülkemizde toplu hareket etme ve dayanışma ne yazık ki pek yok. Bu da bu tür toplu olunduğunda ve yardımlaşıldığında fayda getiren kurumların işlevini öldürüyor. Yine de ben geçim şartlarının zorluğu ve zaman darlığı olsa da elimden geldiğince sen gibi arkadaşlarımla Türk şiiri adına birşeyler yapmaya çalışıyorum . Herkesin bildiği gibi yine yakın arkadaşlarımla kurduğum Hayal dergisi ve Hayal Yayıncılık da buna dahil. Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği ile de iyi işler yaptığımızı bizim yaptığımızı yapanların arkamızdan gelen taklitçilerimizden anlıyorum. Güzel bir şey. Türk Şiiri adına her yeniliği gördüğümüz yerde almak isterim. Emekli oldum ama emekli maaşının güdüklüğü karşısında hâlâ tam zamanlı çalışıyorum. Belki ekonomik ve zaman açısından daha düze çıktığımda dernek için de çok daha farklı işler yapacağımı düşünüyorum. Herşey biraz da olanak işi hele dernekçilik. MEHMET İŞ: Neşet Ertaş için hüzünlü bir günah çıkartma yazısı yazmıştın Mühür dergisinde. Türkümüzde Neşet Ertaş neyse şiirimizde de Atilla İlhan odur dersem, sen ne dersin? FADIL OKTAY: Evet 'Bozkırımızın Tezenesi' ile ilgili o yazıyı hatırlıyorum. Hem Onu anmak hem de bir dönem kendi köklerimize nasıl yabancılaştırılmış olduğumuzu vurgulamak istemiştim yazarken ve sanırım da özellikle yaşıtlarımdan birçok insan o yazıda kendinden birşeyler buldu. Ben Attila İlhan denilince susarım ve tek geçerim. Bunu zaten beni yakından tanıyan diğer şair arkadaşlar da bilir. Bana göre Attilâ İlhan son yüzyılın en önemli Türk şairidir. Çağdaş Türk Şiirinde Ondan iyisinin olduğunu düşünmüyorum. Tabii ki her şair bir çiçek ve her şairin farklı bir kokusu var, tabii ki her şair farklı bir meyve farklı bir tadı var ama Attilâ İlhan şiirimize sanki başka bir gezegenden gelmiş bir yol gösterici gibidir. Şiirinin sözleri uyakları entelektüelliği dizilimi ve o doğu ile batıyı inanılmaz bir harman ile karıştırması müthiş derecede bir etkileyiciliği vardır. Sağlığında özellikle Türk folklorundan kopuk İkinci Yenicilerin hepsinin birden ona saldırısına karşı yazdıkları, karanlığı yaran birer ok gibidir. İkinci Yeni akımının şairlerini de severim ama tabii dediğim gibi önce O, sonra öbürleri. Nazım Hikmet de bir başka devdir benim için. Abdülkadir Bulut, Ergin Günçe, Hasan Hüseyin Korkmazgil de çok ilgimi çeken şairlerdir. Mutlaka daha birçok iyi şairlerimiz de var ama işte bu şair sevgisi bir aşk gibidir. En çok birini seversiniz sonra öbürleri. MEHMET İŞ: Türk Şiiri nereye gidiyor sence? Son yüzyılda şiirimizin uğradığı durakları, “yakinimdir” bağlamında tekelleşmiş tuzakları, aslında badire diyebileceğimiz tahayyül unsurunu kaybetmiş imge maskaralığını ve değişim adı altında sesini bulamamış şiir / şair yığınlarını da affettirecek bir ışık var mı ufukta? FADIL OKTAY: Yani bir yere gitmiyor sağlığı da gayet iyi, 7/24 , 30/24, 365/24 milyonlarca şair durmadan adeta birer arı gibi çalışıyor takır takır şiir yazıyor. (Gülüyor) Şiir de tabi ki çağa göre değişkenlik gösteriyor ama ana yolu ise hep insanların duygularına yürümesi. Değişmeyen tek yanı bu. Şekil şemal değişiyor ama bu içerikteki anlama yönelik öz değişmiyor. Çünkü insanlar robot değil birer gizemli enerji taşıyan varlıklar. İster adına ruh deyin ister enerji vs deyiniz fark etmez, o görünmeyen şey var. İmge de tadında dozunda anlama bir sos katan bir çeşni bence. Şiirleri değişik yazmalı artık evet çünkü her gün milyonlarca şiir yazılıyor senin diğerlerinden farkın ne olacak bunu yazarken önce bunu düşünecek şair. Okuyucu beni neden seçsin? Yani ya imgelerimde bir güzellik bulacak ya anlamda ya dizilimimde ya uyaklarımda ya siyasi kişiliğimde (özellikle bizim halkımızda bu da var takım tutar gibi siyaseten şair tutulur). Ama eğer bunların hepsinde kendinden bir şey buluyorsa işte o zaman siz hem onun hem herkesin şairi oluyorsunuz. İmge olmalı, şiiri yavanlıktan kurtarır ama dozu da beyni ve okuyucuyu yoracak şekilde olmamalı. Kişisel fikrim bu. MEHMET İŞ: Klasik plak biriktirmek ve bunu orjinal cihazlardan dinlemek gibi bir hobin olduğunu biliyorum. Bunu açmak ister misin? FADIL OKTAY: Müzik de benim için şiir gibi bir şey. Şiir benim bütün hayatım değil, hiç de olmadı bunu her yerde söyledim. Yani ben şiirle yatıp şiirle kalkmıyorum. Geçen yıl örneğin sadece 1 şiir yazdım. Bu içten gelen bir şey. Bazen yılda 1 yazarsanız bazen günde 1. Bu konuda ne kendimle ne şiirle bir yarışın içinde değilim. Şiir benim hobim. Her şeyim değil. Her şeyimiz olan her şey sizi hayal kırıklığına uğratabiliyor bari şiir her şeyimiz olmasın orada sadık bir sevgili gibi bizi beklesin. Ben şiire bunaldığımda üzüldüğümde veya bir günbatımı güneşin batışındaki renkler beni etkilediğinde veya hiç tanımadığım bir kız ile derin bakışınca veya aşık olduğum kadın bana güzel bakınca yani belirli zamanlarda baş vuruyorum. Plaklar da benim için vazgeçilmez bir hobim. Özellikle eski dönem baskı plaklar dediğimiz 60, 70, 80 ve 90'larda basılan plaklar benim en sevdiğim plaklar. Vinyl dediğimiz analog sistemle kaydı yapılan plaklarda şarkıcının nefes almasını bile duyabilirsiniz ama bunu kasetlerde cdlerde mp3lerde duyamazsınız. İşte bu yüzden analog kayıt diyorum. İyi de bir koleksiyonum oluştu. Zevk veriyor. Devam ediyorum. Dinlemek isteyen dostlarım varsa buyursun gelsin. MEHMET İŞ: Ben seni kimsesiz aşk çığlıklarının sesi olarak görüyorum bazen. Senin aşklarının kimsesi var mı? FADIL OKTAY: Aşk kimsesiz midir acaba? Belki de... O zaman Aşk’ın sesi oluyorsunuz yazdıklarınızla. Biz de kimsesiziz galiba. Ben çoğu zaman kendimi hep kimsesiz hissettim. Belki bu ailevi nedenlerden kaynaklanabilir bilemiyorum. Hep yalnızdım gibime geliyor ve galiba da yalnız gideceğim baksana evde kaldım. (Gülüyor) Her şey bir yana aşk çözülmez bir olgu. Bütün hormonlarınla bütün duygularınla bütün fiziksel bedeninle içine girdiğin bir karmaşık olay. Karşı tarafta aynı şekilde kontrolsüz gelince artık büyük bir enerji açığa çırpıyor bu çarpışmadan. Aşk böyle bir şey. Karşı cinsten en çok sarılmak kucaklamak öpmek istediğin kişi de aşkın öteki karakteri oluyor haliyle. Şiirlerimde aşk var yani bütün şairler gibi bende de var. Okuyucu aşk sever, onu biraz duygulandırman dürtmen kışkırtman gerek biz de bunu yapıyoruz fakat aynı zamanda biz kendimizi de kışkırtıyoruz. Aşk kimsesiz değil, bana göre hep elinden tutan iki sevgilisi oluyor nasılsa. Kimsesiz olan yalnız hissedendir. MEHMET İŞ: Bir çok iyi şiir yazan bazı günümüz şairleri uzun zamandır şiirden ziyade, edebiyatımızın diğer alanlarında, özellikle çocuk edebiyatında başarılı oluyor. Bu şiirimiz için bir kayıp değil mi? FADIL OKTAY: Yani bir şey diyemem. Kendilerinde o yeteneği de görüyorlarsa denemek hakları. Ama hangisi iyi hangisi kötü onu da zaten zaman gösteriyor. Çok bildiğim bir alan değil açıkçası galiba farklı birtakım eğitimler isteyen bir iş yani hangi yaşta çocuğa hangi dolaylı mesajı vereceksin hangisini veya hangi dozu algılayabilir mesela. Eminim çocuk kitabı yazanlar tabii bu gibi eğitim konularını biliyordur. MEHMET İŞ: Yeni kitabında Mustafa Kemal Atatürk' ü anlattığın çok anlamlı ve örneklerinden çok farklı bir şiirin var. Bu şiirin öyküsünü meraklı okuyucular için anlatır mısınız? FADIL OKTAY: Mustafa Kemal Atatürk bu yüzyılın belki de tüm çağların en büyük şahsiyetlerinden. Bunu onu çok sevdiğim için duygularımla söylemiyorum. Tam tersine son derece gerçekçi bir bakış ve çevreden gelen verilerle söylüyorum. Bunu nerdeyse bütün dünya söylüyor. Dostu, düşmanı böyle söylüyor. Ben O’nu tekrar tekrar anlatmayacağım, düşmanı bile gizliden bir hayranlık duyuyorsa olay bitmiştir. Şiirini yazdım evet, içimden gelerek yazdım. Onu seviyorum. Onun için yazdım. Hiçbir başka nedeni yok. Bir Türk olarak onun bize yaptıkları karşısında bir şey yapmak istedim. Elimden bu geldi, minnetim için yazdım. Sadece bu şiirde değil 3-4 şiirimde daha O vardır. Onu anmanın sayısı yok belki daha da çok olur kimbilir. Ömrüm oldukça O benimle olacak. Bu tarihin gördüğü en alçak coğrafyalarından birinde binlerce yıldır ayakta kalmaya çalışan bu güzel ulusun en ışıltılı deniz feneridir. Şimdi dönemin din soslu siyasetçileri ve onların her alandaki maaşlı yardakçıları onu sıradanlaştırmaya ve sulandırmaya kalksa da O hep 1 numara kalacaktır. Bundan hiç şüphem yok. Onun adını gökadalara taşıyacağız yeter ki bilimden ve akılcı düşünceden ayrılmayalım. MEHMET İŞ: Adettendir, benim sormayı unuttuğum, senin eklemek istediklerin ve şiiri yeni adım atmaya heveslilier için(malüm biz eski şairler her şeyi biliyoruz ya!) önerilerini anlatır mısın? FADIL OKTAY: Sözü bana bırakırsan ben hiç susmam biliyorsun Akdenizliyim. (Gülüyor) Yeni şairler yani yeni şiir yazmaya başlayanlar için ben bir şey demek istemiyorum. Bu işin okulu atölyesi dersanesi vs olmaz. Şiir bir büyük yaşanmışlıklar bütünüdür. Büyük acılardan büyük yalnızlıklardan büyük kimsesizliklerden doğar, yanına iyi bir dilbilgisi ister, yanına iyi bir genel kültür ister, yanına diğer şairleri iyice bir okumak ister, yanına temiz bir kalp ister, yanına bir gezgin ve maceracı ruh ister vs vs , ister de ister. Ama çok nadir de olsa istisnalar çıkar mı bilmiyorum. Bütün bu yukarda saydıklarımı hatta burada daha yazamadığım birçok olayı olguyu yaşamayanların iyi şiir yazması bana göre zor ama işte bu hayatın çok dibine batmışlık bazen 10-15 yaşında da oluyor bazen de 80 yaşında bile olmuyor. MEHMET İŞ : Teşekkür ederim. FADIL OKTAY : Bir şairin sevdiği bir şairle söyleşmesi çok keyifliydi. Asıl ben teşekkür ederim. (1 Buket 4 Gül kitabını buradan satın alabilirsiniz) FADIL OKTAY KİMDİR? İlkokulu Ankara'da Kavaklıdere, ortaöğrenimini Ankara Çankaya Lisesi’nde tamamladı. Londra’da Cambridge School of English’te İngilizce dil kursuna katıldı. Kurs sonrası Londra’da South East London College'de bilgisayar programcılığı alanında 1.5 yıl eğitim aldı. Türkiye’ye dönüşte Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydoldu. İki yıl devam ettikten sonra geçim sıkıntısı nedeniyle üniversite öğrenimini yarıda bırakıp iş yaşamına atıldı. Suudi Arabistan'da, İngiltere’de, Kıbrıs’ta, İsrail’de ve Türkiye’de değişik firmalarda tercümanlık, danışmanlık ve dış ticaret müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. Halen Ankara’da bir firmada dış ticaret müdürü olarak görev yapıyor. 2003 yılında Ahmet Duran ile birlikte Hayal Yayıncılık’ı kurdu ve Hayal şiir dergisini çıkardı. 1.5 yıl Hayal Yayıncılık ve Hayal Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. 2008'de Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı ve Kurucu Başkanı oldu. Halen derneğin Genel Başkanlığını yürütüyor. Türkiye’ye WPM (Dünya Şiir Hareketi) etkinliklerini ilk getirenlerden. Birçok uluslararası festivalden davetler aldı. Dünyanın önde gelen şiir sitelerinde şiirleri İngilizce olarak yayımlandı. Edebiyat dergilerine bugüne kadar çok az şiir ve yazı gönderdi. Şiir ve yazıları Hayal, İspinoz, Pencere, Simge, Andız, Şehir, Konya Postası, Herşeye Karşın, Anafilya, Akkoy, Alaz, Denizsuyu Kasesi, Kurşun Kalem, Koridor, Aksi Sanat, Mühür gibi dergilerde yayımlandı. Erken dönem şiirlerini 2003 senesinde Çalıkusu Yayınlarının yayınladıgˆı Kozmosda Yalnızlar adlı kitabında topladı. İkinci şiir kitabı Lay Lay Dilayla Kül Sanat Yayınlarınca Şubat 2009'da yayımlandı. Şiir ve aforizmalar içeren üçüncü kitabı Kendine Sesleniş Mühür yayınlarından 2014 yılında çıktı. Mehmet İş
Gerçek Edebiyat
YORUMLAR