"Derin Tarih & Mustafa Armağan  Davası", aslında, Cumhuriyetçi, Kemalist ve Atatürkçü kitlenin, derin gaflet, derin tepkisizlik, derin idraksizlik, derin bilinçsizlik davasıdır. Mayıs 2017’de Derin Tarih dergisinin ilk sayısı değil 62. sayısı yayımlandı; Mustafa Armağan da Derin Tarih televizyon programına gene Mayıs 2017’de başlamadı.

Derin Tarih dergisi’nin ilk sayısı Nisan 2012 yayınlandı. Yayından birkaç dün sonra tanıtım toplantısı Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde yapıldı. Toplantıya AKP hükümeti adına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç katıldı. Albayrak Holding yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak bu toplantı sırasında Bülent Arınç’a bir tablo hediye etti: Kapağında Bülent Arınç fotoğrafı bulunan bir Derin Tarih dergisi.

DERİN TARİH KAPAĞINDA BÜLENT ARINÇ

Böylece, Derin Tarih’in Cumhuriyet düşmanlığı ve tarihi gerçekleri tersine çevirme misyonu başlamış oldu. İlk sayının teması Kazım Karabekir idi. Kapakta, “19 Nisan 1919’da Trabzon’a Çıktım” yazıyordu.

Yani dergi Milli Mücadeleyi Kazım Karabekir’e başlatıyordu.

Bunu hemen yazı konusu yaparak tepki gösterdim. Daha sonra 3 (Ayasofya’yı Rehinden Kim Kurtaracak?), 4 (Lozan’da Kim Kazandı?), 8 (Harf İnkilabı – Amaç Neydi?) ve 16 (Lozan ve Kürtler) sayılarını acımasızca eleştirdim.  Ve, beni susturamayacağını anlayan Mustafa Armağan ve Derin Tarih dergisi, Aydınlık gazetesinin 24 Temmuz 2013 sayısında yayımlanan   “LOZAN’DA NELER DÖNDÜ?” adlı yazım dolayısıyla beni ve gazeteyi mahkemeye verdi. Site’de okuyacağınız bu ve bundan sonraki yazı beratla sonuçlanan bu dava ile ilgilidir.

Aslına bakarsanız, sorun Derin Tarih ve Mustafa Armağan sapkınlık ve gericiliğinden çok daha büyük: Derginin yayınlandığı 62 ay boyunca, Cumhuriyetçi, Kemalist ve Atatürkçü kitle, yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, TÜSİAD neden tek tek ya da topluca tepki göstermediler? Bu arada adı geçen dergi, Mustafa Armağan ve çevresi belediye belediye, üniverite üniversite dolaşarak hem gençliği zehirledi hem para kazandı.

Örneğin, bu gibi durumlarda medyanın mutlaka görüş aldığı medyatik Prof. Dr. İlber Ortaylı  “Cahiller, budalalar, hödükler” diye horozlanmaktan başka ne yaptı?Herhangi bir karşı yazı yazdı mı?  Aynı soruyu gazete yazıcılarına, televizyonculara ve özellikle de Cumhuriyet Halk Partisi’se soruyorum.Neden tepki göstermediniz? Zamanında gösterilmeyen tepki artık(şimdi) gösterişten başka bir şey değildir. Ülkenin devrimci ortamının hali perişandır: Klik megalomanisi gözleri kör, kulakları sağır etmiş.

Ben her zaman olduğu gibi, her tepkimi ve müdahalemi gerektiği an ve zamanda yaptım. Tek başıma yaptım. Av leşinin başına sırtlanlar gibi sürü halinde gitmedim. Nisan 2014 tarihinden bu yana gazetesiz kaldığım için mücadelemi, ne yazık ki, sadece sitemde sürdürebiliyorum. Site yazılarımdan ilham alınmıyor, kitaplarım gazetelerde, kitap eklerinde “kapak” bilgisi olarak bile yer bulmuyor. İmzalı kitap gönderdiğim muhteremler bile, “aldım” demeye tenezzül etmiyorlar. Devrimci ve cumhuriyetçi cephe (!), ne yazık ki, 1960’larda girdiği psikiyatri kliniğinden hâlâ çıkamadı.

Genel Kurmay “Zübeyde Anne”li çok anlamlı (!) bir mesaj yayınlamış… Boş, boşların boşu boş, rüzgârı kavramaya çalışmaktır.  ADD gibi kuruluş mensupları programı yayınlayan televizyon önünde toplaşmışlar, İzmir Marşı söylüyorlar. Benim umurumda bile değil! Bre gafiller  62 aydır aklınız neredeydi? En azından 62 kez protesto etmeniz gerermez miydi? Devrimci dediğin, Cumhuriyetçi dediğin işte böyle olur: Ancak 62 ay sonra aklı başına gelir!

Siteme de baktım, “Osmanlıca Türkçe Değildir” (11.12.2014) ve “Ezanı Türkçeye Tercüme Eden Yahudi” (30.4.2016) adlı yazılarımda da Mustafa Armağan’ın Cumhuriyet düşmanlığını kanıtlamışım. Mayıs 2017’de Mustafa Armağan’ı keşfetmek artık çok geç! Çok geç ve geç kalmanın bağışlanması özürü yoktur!

 Şimdi dava konusu yazımı, ardından mahkemeye verdiğim savunmamı…

 ÖZDEMİR İNCE

14  MAYIS 2017

 ***

 “LOZAN’DA NELER DÖNDÜ?”

“Lozan’da neler döndü?” başlığı bana ait değil. Çünkü Lozan’la ilgili olarak,  içinde “Dönmek” fiili yani “dalavere” bulunan, rezil bir cümle kuramam. Cümle, “Derin Tarih” adlı lüks tuvalet kağıdının Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Armağan’a ait.

Bugün, 24 Temmuz  (1923)  Lozan Antlaşması’nın yıldönümü  ya  dergisinin temmuz sayısına “LOZAN ve KÜRTLER, İngilizler ile Mustafa Kemal Nasıl Anlaştı?” yazan bir kapak yaptırmış. “Lozan’da neler döndü?” başlıklı makaleyi de kendisi yazmış.

Derginin kapağı ve makalesinin adı Mustafa Armağan’ın Lozan Antlaşması’na karşı iyi niyetli olmadığını, hasta bir zihinsel ve ruhsal yapı ile yaklaştığını gösteriyor. Bunu anlamak için “döndü” ve “nasıl” sözcükleri yeterli.

MARGARET MACMİLLAN

Margared Macmillan’ın kitabının adı “PARİS 1919, 1919 Paris Konferansı ve Dünyayı Değiştiren Altı Ayın Hikâyesi (ODTÜ Yayıncılık, 2001).

Paris Konferansı’nın sonunda Osmanlı devleti Sèvres Anlaşması’nı imzalamıştı ama bundan başka anlaşmaları da imzalanmıştı. Kitap işte bu müthiş altı ayı anlatır ve biraz da Lozan (Lausanne) anlaşmasın değinir.

Bu kitaptan sadece bir parağraf alıntı yapıp Mustafa Armağan’ın makalesine geçeceğiz.

“Sonu gelmez pazarlıklardan, Curzon’un Türklere baskı yapmak için bir ara salonu terk etme gösterisinden sonra, 1923 yılında bir anlaşma şekillenebildi. Gözlerinin altında mor halkalar belirmiş olan İsmet Paşa, Türkiye adına imzayı attı, İngiltere’nin İstanbul büyükelçisi de İngiltere adına imzaladı. Lozan anlaşması, Versailles’a, Trianon’a, St.Germain’e, Neuilly’ye ve Sevr’e benzemiyordu, yani Paris Konferansı’nın ürünü olan anlaşmalardan farklıydı. Curzon içinden, ‘Şimdiye kadar biz kendi barış anlaşmalarımızı dikte ediyorduk,” diye düşünmekteydi. Şimdi ise düşmanla pazarlık ediyoruz.” (Age.s.442-443)

Paragrafın iyice anlaşılması için küçük bir açıklama yapmam gerek: Yazarın Curzon dediği kişi  George Nathaniel Curzon (1859 – 1925), dönemin Büyük Britanya Dışişleri Bakanı.  Lozan’da İngiliz heyetinin başında bulunuyordu. Lozan Anlaşması, Başbakan David Lloyd George’un  (17.01.1863 – 26.03.1945) siyaset hayatının ve Liberal Parti’nin sonu oldu.

Lozan anlaşması dışında kalan öteki bütün anlaşmalar sebep oldukları İkinci Dünya Savaşı sonunda yırtılıp atıldı. Şimdi sadece Lozan Anlaşması yürürlükte.

Şimdi gelelim Mustafa Armağan’ın zırva ve sabuklamalarına:

LOZAN’DAKİ DALAVERE (!)

“Bir devlet düşünün savaşa 2,5 milyon kilometrekarelik  yüzölçümüyle giriyor, savaşı kaybediyor ve 777 bin kilometrekarelik bölümünü, yani yaklaşık dörtte birini kurtarabiliyor ve ‘vatanımı kurtardım’ diye zafer çığlıkları atıyor. Peki geriye kalan dörtte üçlük toprak ‘gavur toprağı’ mıydı ki, elde gittiğine bunca sevinildi?

Halbuki başta bizzat Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Cumhuriyet’i kuran kadronun tamamı bu sözde ‘gavur toprakları’nda doğdular.” (Derin Tarih, S.66)

Hayatım boyunca okuduğum en rezil satırlardan biri! Utanmazlık anıtı!

Osmanlı tarihini kısaca anımsayalım: 26 Ocak 1699 Karlofça Antlaşması  Osmanlı Devleti’nin  toprak kaybettiği ilk dönüm noktasıdır. O tarihe kadar, etki alanlarıyla birlikte devletin yüzölçümü 24 milyon kilometrekareyi buluyordu. 1914 yılına kadar, Yunanistan (1821), Bulgaristan (1878), Romanya (1878), Sırbistan (1882), Makedonya (1912-13), Arnavutluk (1912), Bosna (1878), Hersek (1877), Mısır (1805), Libya (1911), Tunus (1881) ve Cezayir (1830) Osmanlı’dan ayrılmıştı.

Demek ki Mustafa Armağan’ın sözünü ettiği topraklar Anadolu, Suriye, Irak, İsrail (Filistin) Yemen ve Kızıldeniz kıyı bölgesi. Yani Müslüman Arap toprakları.

Lozan’ı imzalayanlar, Osmanlı rezilliklerinden arta kalan, anavatan Anadolu’yu kurtardıkları için sevinmeyip de ne bok yiyecekler bre adam? 21,5 milyon metrekare toprağı senin sevgili Osmanlı’n kaybetmiş, bunun hesabını Cumhuriyeti kuranlara mı soracaksın?

Senin Suudi Arabistan’ını kuran  sevgili Vahhabi Arapların daha 1811’de isyan etmiş.

Orta-Doğu’nun Arap topraklarının 1916’da Sykes-Picot Anlaşması’yla  paylaşılması planlanmış, Sèvres ile resmileşmiş ve I.Dünya Savaşı ile uygulanmış…Uygulamaya senin sevgili Arapların, İngiliz Lawrence’in altınları peşine takılıp Osmanlı’ya ihanet etmiş…

İş Araplar sayesinde olup bitmiş, sen utanmadan, Araplara rağmen neden Arap topraklarını korumadın diye şirretlik ediyorsun? Tam anlamıyla bir falakalık durum!

Mustafa Armağan, Cumhuriyet’in ve kurucularının manyakça düşmanlarındandır. Birkaç aydır pespaye kitapçıklar armağan ediyor. Temmuz 2013 ayında  Manavoğlu Nevres Bey’in “Yasak Kitap”ı “Son Halife’nin Dramı”nı dağıttı. Nevres Bey adındaki mechul zat, Mustafa Kemal için şu satırları yazıyor:

“Osmanlı padişahlarının harem hayatına düşkün olduğunu iddia edenler  şu kadar  insaf etmezler mi ki, bu Osmanlı padişahlarının hiçbiri Ankara Kız Öğretmen Okulu’nda okuyan hür ve bakire bir kızı gece vakti ve cebren okulundan alıp (….) cebren ırzını mahvetmek kötülüğünü yapmamıştır. Bir gözü firengiden kör olan (…) bir cumhurbaşkanına tapanların artık dünyada hiç kimsenin ahlaklılığını söz konusu etmeye hakları yoktur.”(s.75)

Bu cümlenin altını Mustafa Armağan da seve seve imzalar.

Margaret Macmillan’ın kitabından en sevdiğim bölümü aktaracağım:

“Akşamları  Türk heyeti başkanı, pek sevdiği yeşil chartreuse  (likör) ile avuntu buluyordu. Akılsızlık edip bir gece ona katılan bir Amerikalı, bir daha ömrünün sonuna kadar içki içmemeye yemin etmişti.”

Aşk olsun İsmet Paşa’ya, içince böyle içilir işte!

Ama bu cümleden sonra bir tehlike var: Bay Mustafa Armağan, İnönü’nün bir şişe Chartreuse karşılığında  Musul’u sattığını iddia edebilir.

 (AYDINLIK, 24 TEMMUZ 2013, ÇARŞAMBA)

***

Mustafa Armağan’ın yazısını hallaç pamuğu gibi atan yazımı okudunuz. Şimdi davacının şikayet metnini ve benim bunlara verdiğim cevapları okuyacaksınız.

***

İSTANBUL 24. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

 DOSYA NO_______________ : 2013/488 E.

CEVABA CEVAP VEREN

DAVALILAR______________ :l-Anadolum Gazetecilik Bas.Yay.San.Tic. A.Ş.

İstiklal Cd. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu/İstanbul

2-Özdemir İnce (Eser sahibi)

İstiklal Cd. Deva Çıkmazı No:3/3 Beyoğlu/İstanbul

VEKİLİ__________________ : Av. Mehmet Nuri Aytekin

İstiklal Cd. Sekban İş Merkezi, No:53, K:3, D:6

Taksim/İstanbul

CEVABA CEVAP VEREN DAVACILAR      : 1-Mustafa Hakkı Armağan

Yenidoğan Mah. Kızılay Sok. No:39 Bayrampaşa/İstanbul 2-Diyalog Dergi Yayıncılığı A.Ş.

Yenidoğan Mah. Kızılay Sok. No:39 Bayrampaşa/İstanbul

VEKİLİ__________________ : Av. Ahmet Ali Banzaroğlu

İGS Busmess Blokları B3 Blok K:17 Yeşilköy/İST.

KONU___________________ :Davacı yanın cevaplarına karşı cevaplarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR_____________________ :

Birinci cevap dilekçemde, davacı tarafın iddialarına ayrıntılı bir şekilde cevap vermiş, cevaplarımı destekleyip güçlendirecek bilgi ve belgeleri ek olarak sunmuştum.

Davacı taraf bu cevaba cevap dilekçesinde, daha önceki suçlamaları tekrarlamakta ve  ısrar etmektedir. Davanın tamamıyla ilgili cevaplarım ilk cevap dilekçemde bulunmakta olup bunları tekrarlamayı gerekli görmemekteyim.

Ancak bu kez iddiaları bağlamları içinde ve daha geniş planda cevaplandıracağım. Davacı tarafın cevabının ve benim cevabımın daha kolay okunması için, önce davacı tarafın iddiasını aktarıp, daha sona bu iddiaları yanıtlayacağım:

DAVACI 1 -Aydınlık Gazetesi’nin 24 Temmuz 2013 tarihli nüshasında ve gazete internet sitesinde köşe yazarı Özdemir İnce tarafından kaleme alınmış olan   “Lozan’da neler döndü?”

başlıklı yazı, tüm içeriği ile müvekkilleri hedef alan, haksız, küçültücü, karalayıcı, ticari itibarı zedeleyici, saygınlıklarını rencide eder nitelikte somut fiil ve isnatlar, hakaret ve iftiralar içeren bir yazı olmakla müvekkillerin kişilik haklarına doğrudan ve haksız saldırı taşımaktadır.

“…cümle “Derin Tarih” adlı lüks tuvalet kağıdının Genel Yayın Yönetmeni Mustafa

Armağan’a ait.”, ……….  “hasta bir zihinsel ve ruhsal yapı ile yaklaştığını gösteriyor.”,

“..şimdi gelelim Mustafa Armağan’m zırva ve sabuklamalarına…”, ” Hayatım boyunca okuduğum en rezil satırlardan biri, utanmazlık anıtı,” “Lozan’ı imzalayanlar, Osmanlı

rezilliklerinden arta kalan, anavatan Anadolu’yu kurtardıkları için sevinmeyip de ne b…k yiyecekler bre adam”, Mustafa Armağan Cumhuriyetin ve kurucularının manyakça düşmanlarındandır. Birkaç aydır pespaye kitapçıklar armağan ediyor..”

şeklinde hakaretlerle müvekkillerin onur ve itibarı rencide edilmiş, müvekkil bir yerlere hedef gösterilerek halkın hakaret ve husumetine maruz bırakılmak istenmiştir.

ÖZDEMİR İNCE’NİN CEVABI:

Davacı daha önce yaptığı ve benim cevap verdiğim iddiaları tekrarlamaktadır. “Lozan’da Neler Döndü?” başlıklı yazım, davacı Mustafa Armağan’ın kişiliğiyle ilgili olmayıp Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı Derin Tarih dergisinin Temmuz 2013 tarihli 16.sayısında  yayımlanan “Lozan’da Neler Döndü?” başlıklı yazısını eleştirmektedir.

Yazımda kullandığım bütün sıfatlar ve fiiller eleştirdiğim yazıyla ilgilidir, dolayısıyla kişiliğine karşı bir saldırı ve kötüleme söz konusu olamaz.

Derin Tarih dergisinin 16 sayısının kapağı (Ek:1) Lozan’da Kürtler konusunda Mustafa Kemal’in İngilizlerle gizli bir anlaşma yaptığı izlenimi vermektedir. İlgili yazı da bunu desteklemektedir. Bu girişim, Derin Tarih dergisinin yayınlanma amacına uygundur. Nitekim dergi, Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü, Cumhuriyet ve kurucu kadro, devrimler konusunda kamuoyunda olumsuz bir tarih anlayışını harekete geçirmeyi amaçlamaktadır:

Sayı 1: Kazım Karabekir Açıklıyor! “19 Nisan 1919’da Trabzon’a Çıktım”

Sayı 3: Ayasofya’yı Rehinden Kim Kurtaracak?

Sayı 4: Lozan’da kim kazandı?

Sayı 8: Harf İnkilabı: Amaç Neydi?

Sayı 11: Abdülhamid’i Anlamak Herşeyi Anlamak Olacaktır

Sayı 12: Atatürk’ten Kafatası Dersleri

Sayı 13: Hilafet İngiltere’ye hediyemiz mi?

Sayı 15: Diktatörlük ve CHP (Kapakta Atatürk ve İnönü fotoğrafları; aşağıda “Fikriye İntihar Etmedi, Sırtından vuruldu” yazısı ve Fikriye’nin fotoğrafı).

Sayı 16: Lozan ve Kürtler; İngilizler Mustafa Kemal ile nasıl anlaştı?

Sayı 17: Bursa Nutku. Darbelerin tetikçisi uydurma metin.

Davıcı Mustafa Armağan, Cumhuriyet karşıtı, karşı devrimci, Mustafa Kemal ve kurucu kadroyu karalayan, onlara iftira eden bir dergi yayınlarken, aynı doğrultuda yazılar yayımlarken düşünceyi açıklama özgürlüğünden bol bol yararlanmakta, ancak kendisini eleştiren bir yazara düşüncesini özgürce açıklamasını çok görmekte ve onu mahkemeye vermektedir.

Gerçek bir yazar muarızlarını mahkemeye vermez, onlarla bilimsel tartışmaya girer. Nitekim, davacı, ilk cevabımda gösterdiğim kanıtlar karşısında susmayı tercih etmiştir.

“Osmanlı padişahlarının harem hayatına düşkün oldu­ğunu iddia edenler şu kadar olsun insaf etmezler mi ki, bu Osmanlı padişahlarından hiçbiri Ankara Kız Öğret­men Okulunda okuyan hür ve bakire bir kızı gece vakti ve cebren okulundan alıp (…) cebren ırzını mahvetmek kötülüğünü yapmamıştır. Bir gözü fırengiden kör olan (…) bir Cumhurbaşkanına tapanların artık dünyada hiç kimsenin ahlaklılığını sözkonusu etmeye hakları yoktur. Sırça evde oturanlar komşuya taş atmamalıdır.”

Okuduğunuz, sarı renkle boyalı 6 satırda yer alan ve kız öğrencinin ırzına geçen kişi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu altı satır, davacı Mustafa Armağan’ın Derin Tarih’in 16.sayısıyla  birlikte armağan ettiği  “Manavoğlu Nevres Bey, Son Halifenin Dramı” (Ek:2) adlı kitabın 75.sayfasında (Ek:3) okunabilir.

Sarıyla işaretlenmiş 6 satır “haksız, küçültücü, karalayıcı, itibar zedeleyici” bir cümlenin en iyi örneği olmak gerekir.

Tümünü okumak için tıklayınız...

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)