Otogar: Gurbetin ilk adresi

news-details
Deneme

OTOGAR 

Sevgili Sıtkı,
İşyerinde birlikte çalıştığım bir arkadaş söylemişti
“Otogarlar, o şehre ait değildir.”
Gerçi o “AŞTİ, Ankara’ya ait değildir” demişti ama
Ben bu şekilde genelleştirdim.

Düşündüm,
Hayalime AŞTİ’yi
Yaşanmışlıkları getirdim, karar verdim.
Gelen yolcu salonu şehre dahildir,
Ama giden yolcu salonu “araf” gibidir.
Hiçbir yere ve şehre bağlı değildir.
“Otogarlar, o şehre ait değildir.”

İki ayrı kutup,
İki şehir arasında kalmışlık;
Yalnızlık ve ait olamama;
Gurbet, uzaklık ve parçalanmışlık.
“Otogarlar, o şehre ait değildir.”

Vedalaşanlar,
Vedalaşırken ağlayanlar,
Asker uğurlayanlar,
Sevgilisiyle kavuşanlar,
Torunlarını karşılayanlar
Memleketimden insan manzaraları

Yazmalı, heyecanlı teyze otobüsten yeni inmiş oğlunu arar.
Sümüğü akmış sevimli çocuğu çekiştiren baba peronu arar.
Gocuklu elemanlar en yakın saatte Yozgat’a bilet arar.
Keçi sakallı uzun saçlı adam sevgilisini arar.
Temiz yüzlü traşlı genç büfeyi arar.
Takkeli dayı tuvaleti, muavin şoförü arar.
Sen oturacak bir yer arasın

Bir şehre veda etmek için otogardan geçilir genellikle
Sizi gitmek istemediğiniz yerlere götürmek isteyen insanlar
Size illa ki lokum tattırmak isteyen insanlar
Bekleme salonunda uyuyan insanlar,
Katran gibi çay ve simit satan seyyar satıcılar,
Saatlerdir uyumamış ve aktarma bekleyen yolcular
Hayatın tüm ağırlığını insan buraya gelince anlar
Ayrılık, hüzün, yeni bir hayat, veda,
Sevdiklerinle birlikte olamama,
Yeni bir işe başlangıç
Hepsi vardır otogarda

Otogarlar;
Sürekli kalabalık ve gürültülü olurlar.
Gecenin bir vakti bile insanlar
Bağırış çağırış içinde oradan oraya giderler.
Servisten inersin otobüse kadar
Ağır bavulların fıtık eder,
Hamallara verirsin fahiş fiyatlar isterler,
Taksiye binersin otopark parasını senden ister.
Kalabalık içerisinde tek başına kalma mekanıdır.
Sonuç olarak berbat ama bir o kadar da ilginç
Ama herkesin bulunmak zorunda olduğu mekandır.

Otogarlar;
Bazen, cam kenarında oturan sevgilisine el sallayan birinin gözyaşlarıdır
Bazen, “gider gitmez dolaba koy, yoksa bozulur” diyen annenin sesidir
Bazen, ağlayan çocuğu kandırmak için söylenen masum yalanlardır
Bazen, gözyaşlarını içine akıtan birinin zorlama gülümsemesidir.
Bazen, daha önce defalarca sormasına rağmen son bir kez 
Sorulan “okulun ne zaman kapanıyor” sorusundaki titrek sestir
Egzoz dumanlarıyla birlikte ağır bir ayrılık içine oturur.

Kimisi vardır iş bulmak umuduyla yollara düşen,
Kimisi vardır okulun tatil olmasını fırsat bilen
Kimi ana kucağı, baba ocağına heyecanla giden

Otogarlar;
Bir şehrin başlangıç noktasıdır.
Şehrin en yapay yerleridir.
Hepsi birbirine benzer nedense.
Film orada başlar ve gelişir,
Bitişi de aynı noktadır.
Tıpkı topraktan gelip,
Toprağa gidişimiz gibi.

Mesela, en çok üşüdüğüm yerdir otogar.
Her defasında daha fazla.
Her defasında daha şiddetli vurur rüzgâr yüzüne.
Bavullar, sigaralar, bekleyişler, kucaklaşmalar,
Daha fazlası ve hiçbiri
Soğuktur, üşütür, kapama gözlerini

Otogarlar, ait oldukları şehirlerin en çirkin,
En pis, en olmak istemeyeceğiniz yerleridir.
Belki saydığım ilk iki özellik şehirden şehire
Otogardan otogara göre değişebilir 
Ama üçüncü özellik, “olunmak istenmeyen yer”,
Hiç kimse için değişebilecek bir şey değildir.

Sıtkı Hocam, doğrudur
Senin de dediğin gibi
Gelen yolcu katında, kavuşma var,
Beklediğinle buluşma, hasretle kucaklaşma vardır
Ancak o kavuşma dahi sevdirmez otogarı
Bir an önce karşıladığın yolcuyu
Alıp gitmek istersin,
Gâvur ölüsü gibi bavul
Sana kuş gibi gelir
Biran önce otogarı terk etmek
Karşıladığın yolcu ile arabana binmek
Şehrin trafiğine karışmak istersin.

Ancak benim hayatımda
Hep ayrılık noktaları olmuştur otogarlar.
Hep gidenlerin ardından el sallamışımdır.
Ayaküstü otobüs önünde yapılan sohbetler
Her iki tarafta bilir beş dakika sonra kimse kalmayacaktır.
Gidecek olan otobüsüne, kalansa yalnızlığına
Ortak olsun diye sigarasına sarılır.
ve en kötü andır
Otobüsün kapılarının kapanma sesleri.

Beklersin.
Evet beklersin otobüsün otogardan çıkıp uzaklaşmasını.
El sallarsın belki, belki de gülümsersin,
İçinde kırılanlara ve özlemlerine aldırmadan.
Daha sonra atlarsın arabana
Gecenin karanlığında kaybolursun
Radyoda bir ses,
Sigaradan bir nefes

Sıtkı kardeşim,

Otogarlar,
Hüzün ile eş değerdir.
Hep ayrılıkları hatırlatır.
Bir buruk veda ile
El sallayan sevgiliyi arkada bırakarak,

Otogarlar ürkütücüdür.
Soğuk ve itici.
Korkutur her zaman.
Gittiğinde, arkanda bıraktıklarını,
Bir daha asla bulamayacakmışsın gibi gelir.

Duvarlarına ayrılıkların,
Hüzünlerin, yarım kalmış sevdaların
Nağmelerinin yapışmış olduğu
Hüzün mekânları daha çok
Kimi zaman sevinç ve kavuşma da içerse,
Hüzündür otogarların kaderi …

Hüzün, veda, özlem, ayrılık
Gurbetin ilk adresidir otogar
Kum saatinin ters akışının başlangıcıdır
İlk önce eller, sonra gözler öksüz kalır
Üst üste eklenerek içilen sigara misali
Hüzünler yaşanır otogarlarda.

Geleni beklemek zor,
Gideni uğurlamak zor.
Her defasında gözyaşı kokar

Sevgili Sıtkı,

Herkes ve herşey
Kendi otogarını tarif edebilir
Herkes sana kendi otogarını anlatabilir
Ama, otogarlar gitme yerleridir.
Kalanı görülmemiştir.

Vatansız Ricardo’nun da dediği gibi;

Ben her bahar âşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.
Ama olsun...
İstemek de güzel.

Nadir Avşaroğlu
Gerçek Edebiyat

Sosyal Medyada Paylaş

author

Nadir Avşaroğlu

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..