Bu küçük romanı beş sene evvel yazmıştım. Maksadım edebi bir eser meydana koymak değildi.

Sadece aydınlarımızın garip düşünüşlerini toplumsal gerçeklikle karşılaştırmak istiyordum. Meşrutiyetten sonra büyük adamlarımızın çoğuyla görüşmüştüm. Hepsinin fikri aşağı yukarı şu neticede toplanıyordu:

"Osmanlılık, müşterek bir milliyettir. Osmanlılık, ne yalnız Türklük ne de yalnız Müslümanlık demektir. Osmanlı Devleti'nin idaresinde yaşayan her fert, cins ve mezhep ayrımı olmaksızın Osmanlı milletine mensuptur!"

Halbuki bu fikir, gayri milli Tanzimat eğitim sisteminin yetiştirdiği beyinlerde doğmuş bir kuruntudan, bir ham hayalden ibaretti. Dini, lisanı, terbiyesi, tarihi, kültürü ve övünç kaynakları ayrı olan fertlerin toplamından müşterek bir milliyet teşkil etmek imkânı yoktu." (Ömer Seyfettin )


Ömer Seyfettin'in bu romanı, birbirinden değerli hikâye kitaplarının arasında kaybolup gitmişti desek yanlış olmaz.

İstanbul Kanaat Matbaası’nda 1918 tarihinde basılmış Bir Ermeni Gencin Hatıraları Türk aydınının ihanete varan aymazlığını gözler önüne seren, oldukça eleştirel dille yazılmış çok önemli bir roman.

Tarih tekrardan ibarettir lafını doğru çıkaran bu romanı, özellikle son otuz yılda "Türk aydını" makamını işgal etmiş garip topluluğu ibretle izleyen bilinçli okurların çok etkileyici bulacaklar.

Büyük yazarımız Ömer Seyfettin, Hasan Yalçınların atası olarak, Türk edebiyatında yapılmış en keskin aydın eleştirisini estetik bir düzlemde bu kitapta dile getiriyor.

Gerçek bir yazarın, ait olduğu toplumun içinde bulunduğu tehlikeli durumu, zekice ve bir aydın sorumluluğuyla anlattığı bu roman, okuru, dağılan koca bir İmparatorluğun hüzünlü, acı veren karanlık yıllarına götürüyor.

Her şair ve yazarımızın, her aydınımızın ibretle okuması gereken kitap...

Kitabı almak için tıklayınız...

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)