Enis Batur, 28 Kasım 2012 Çarşamba akşamı yazar Enver Aysever'in CNNTÜRK'de yaptığı Aykırı Sorular programına konuk oldu. 

Enis Batur, Enver Aysever'in çeşitli sorularına şu yanıtları verdi:

*

Popüler kültür hayatımızı kuşattıysa onunla ilişkimizi ancak kontrol edebiliriz. Onları nasıl yok edebiliriz diye düşünmenin anlamı yok. Bize hitab etmiyorsa onunla aramıza mesafe kurmamız gerekir.

Popüler kültürün bana kalırsa yarıtıcı bölümleri de var. Aradan zaman geçince algıladığımız örneğin Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi'ne gittiğim zaman anladım. Önyargılı gittim, ama olumlu duygularla ayrıldım.

*

Edebiyatçıları pozitif bilim insanlarına benzetiyorum. Ben aydın değilim. 

*

Türkiye, tam olarak, aydın konumunu hemen hep Batı toplumlarının aydınlarına bakarak tanımlamıştır.  

*

Sartre kararlı bir aydın ama kararlarından çoğu da yanlış. Çoğunun başını yaktı. Maocuydu örneğin. Bir kitap yazarsınız ve onlarca insanın başını derde sokarsınız. Buna hakkınız yoktur diye düşünenlerdenim.

*

Yalçın Küçük örneğin görüşlerine katılmıyorum. Ama derdi devamlı Türkiyeyle olan bir insan. Aydın olmak bu demek işte. Aydın egosantriktir. Dosyayı incelemedim ama, yarı yarıya delirmiş diye yazdığım, öğrencisi olduğum, tanıdığım için söylüyorum. Deliliğinin nedeni mat omaması, renkli olmasından ileri geliyor. Hep Türkiye üzerine düşünüyor...  Toplum Yalçın Küçük'ün renkliliğini kaldıramadı..

*

Türkiye'deki şiddetin ana kaynağı siyaset. Amacı Türkiyeyi gevşetmek.  Bütün görevlileri şiddet karşıtı bir yere oturtmak gerekiyor.

*

Ben birinci cumhuriyetin bittiğini düşünüyorum. Ama bir anlamda bitirilemediğini düşünüyorum. Bunun nedeni de çok sağlam bir temel üzerine kurulmuş olmasındandır

*

Sosyal demokrat bir insanım, kendi deyimimle radikal sosyal demokratım ama Kemalist değilim. Bugün kullanıldığı anlamda Atatürkçü değilim. Ama Atatürk'ün yirminci yüzyılın en önemli devrimcisi olduğunu düşünüyorum. 

*

Rahmetli annem, ablam çok güçlü bir kadın, eşim 25 yıldır ressam Fatma Tülin'le evliyim. İş hayatında kadınlar... Yazarlar,  Leyla Erbil.. Mina Urgan.. Bunlar Atatürkün açtığı yolun üzerinde denklik cesaretini kendilerinde bulan insanlarıdır. Bu bir toplumun temel harcının en önemli noktasıdır. Erkekler kadınlara  muhtaç. Hem eşlerimiz hem annelerimiz hem çocuklarımız.

*

Gerçek anlamda demokrasiye gideceksek, Atatürk'ün açtığı yoldan bugüne kadar bulamamış olabiliriz, ama bulmalıyız bundan sonra. Daha ileriye gitmeliyiz. Atatürk'ü eleştirmek bana garip geliyor. 

*

Kutsallarımız var diyeni eleştiriyorum. Onları yerli yerine yerleştirelim. Atatürk'ün Cumhuriyetin kuruluşundan ölümüne geçen süre 15 yıldır. 15 yılında bir bakmak gerekir. 15 yıl içinde keşke onun yerine Mussolini, Stalin, Franko yönetsin diyecek bir kişi çıkabilir mi? Dünyanın ortamı neydi bugün demokrasiye en çok yaklaşmış ülkeler nasıl yönetilmişti, Atatürk bizi nasıl yönetmişti, buna bir bakmak gerekir.

*

Türkiyenin temel sorunun demokrasidir ve ondan uzaklaştığımızı düşünüyorum. Ahmet Altan ve Yıldırım Türker'in aydın cesaretini önemsiyorum.

*

Son 15 yılda ticaretin yani kapitalin yayın dünyasına girmesi önemli... Gallimard'ı üç yazar, kendi kitaplarını yayınlayamayan üç yazar kurmuştu. Ama bu durumundan çıkmış durumda. Ticari eksen yaratıcılık dünyasını ister istemez etkisine alıyor, yönlendiriyor.

*

20 yaşında bir yazar adayı, Orhan Pamuk gibi olmak ister, Enis Batur gibi değil. Akçasal karşılığı var. İyi yazmak kötü yazmak ikinci planda kalır. 

Gerçekedebiyat'ın notu:

Enis Batur, konuşmasında görüldüğü gibi, çok önemli vurgular yaptı, doğru ve tutarlı görüşler dile getirdi; aydın değilim dedi ama, gerçek bir aydın olduğunu, değinilmesi gereken gerçekleri en iyi -ve riskli!- bir zaman diliminde vurgulayarak gösterdi; üstelik çok samimiydi.

Ancak samimi olmadığına inandığımız nokta  "aydın" cesareti açısından Yıldırım Türker'i, Ahmet Altan'ı olumlu örnek göstermesiydi.

Bu işe Yalçın Küçük'ün ne diyeceği merak konusu. Çünkü Soros destekli vakıf TESEV'in gezdirip tozdurup konuşturduğu zavallılardan olan Türker, her fırsatta,  hoca içerdeyken bile Yalçın Küçük'ü  hedef göstermiş ve  çok ağır ithamda bulunmuştu.

Yıldırım Türker'i "Abdullah Gül"ün adamı olarak suçlamış olan Küçük'e destek olarak Barış Zeren,  "Sen nasıl bir 'muktedir'le kavga ediyorsun ki, bu ülkede iktidarlar her devirde, 80'lerde, 90'larda ve 2000'lerde, hep bu 'küçük kahraman'ları cezaevinde, tehdit ve sürgün altında tutuyorken, Yıldırım Türker gibi 'sivil!' -ve de- 'vicdan!'lı  demokratlar piyasada gezebiliyor?" diye yazmıştı.

Türk edebiyatının en önemli eleştirmenlerinden ve "hep hapiste" olan Profesör Yalçın Küçük hoca, sayısız iftirayla mahkemelerde boğuşurken, aynı yıllarda İstanbul Belediyesi'nden ihale kapmakla meşgul ve de "hep dışarda!" olan -ve ancak "maydın" diye nitelenebilecek- Yıldırım Türker'i aynı kefeye koymasını, değerli Batur'un, Türker'in gerçekte kim olduğu bilgisine sahip olmamasına yoruyor, ama epey yadırgadığımızı da belirtmek istiyoruz. 

Olmadı Enis Batur!

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)