Nurduran Duman'dan yeni kitap: ‘şiir, sana verilecek kötü haberim yok’
Nurduran Duman'dan yeni kitap: ‘şiir, sana verilecek kötü haberim yok’ Şair, yazar, çevirmen Nurduran Duman'ın yeni şiir kitabı, "şiir, sana verilecek kötü haberim yok", Tekin Yayınevi etiketiyle yayımlandı. Editörlüğünü Sakine Yalçın’ın yaptığı kitapta 55 şiir var. Kapak uygulaması Dilek Şişli’ye ait. Sözün ağırlığına odaklanan eser, aynı zamanda bir sahne projesine de uyarlandı. Nurduran Duman ile opera sanatçısı, kontrtenor sopranist Dorukhan Öner, şiirin olanaklarını sahne sanatlarının yetkinliğiyle genişleterek, Nisan ayında “Şiir Sahne” adıyla etkinlik düzenlendi. Kitaba adını veren şiirin ilk üçlüğü şu mısralardan oluşuyor: şiir, sana verilecek kötü haberim yok ayrılıktan sancıya bunca, olunmazdan olmayana sana karanlık etmeye taşınmadım “Şiir yaratı-tasarımdır” epigrafının kullanıldığı kitabın önsözünde özetle, “Bir şiir kitabının yayınlanması, şiirin yaratım süreci denli özenle üzerinde durulmayı hak eder. Kitabın oluşumu da başlı başına bir yaratım sürecidir. Şiirlerimi nasıl sık eleyip ince dokuyan bir süreçle/süreçte kuruyorsam, kitaplarımı da benzer bir tutumla kurmayı yeğlerim. Bu nedenle Bi Mebol’ün ardından uzun süre şiir kitabı yayımlamadım; yeni kitabın oluşumunu zorlamak yerine, zaman içinde belirginleşip açığa çıkmasını dikkatle gözlemlemeyi yeğ tuttum” ifadeleri yer alıyor. "şiir, sana verilecek kötü haberim yok"un arka kapak yazısı şöyle: Şiir yaratı-tasarımdır. Şiiri yazan değil de şiiri kuran olmayı yeğlediğinde, en sağlam yapıyı inşa etmek için enerjiye, başka özel kaynaklara, en önemlisi de zamana gereksinim duyuyor olabilir, Şair. Çünkü Şair, bir virgülün yerinde ağır olduğunu, hatta bazı yerde çok ağır olabildiğini bilir, bu virgülün yeri için ya da var olup olmaması için günlerce, aylarca, belki de yıllarca karar vermeyi çalışabilir. Noktalamanın olmayışı, dizenin “yeğlenen” yerden kırılışı, yine de biçimin geometrisinin usul usul gözetilişi, sözcük değiştiriş, ses değerlerini dikkate alış, esler ya da başka kararlarda da virgülle olan bu iletişim biçiminden söz edebiliriz. Böylece anlam, çağrışım, bellek, deneyim, ritim, ses varlığı, söz varlığı katmanlarıyla karşı karşıya kalırız. Bu yaratı-tasarı, dilin kendi büyüleyici olanaklarını da sergiler kılar. Matematiksel ve Güzel Türkçe, bilim ve gönül ekseniyle kimi zaman salınır, kimi zaman boy gösterir. En güzeli de tüm bunlar şiirin her okurla ve okurun her okuyuşuyla kendini yeniden üretmesine olanak verir. Okurun da şiirle birlikte her keresinde başka yerden üremesine. Şiir okura geçer, okur şiire. Bu “geçişmek”, karşı karşıya gelinen bir şiirden hatta sanat ürününden sadece “anlamak bekleyiş” sorununu daha en başta çözer. Şiir anlatmaz, söyler. Şiirden sadece anlam beklemek okura da şiire de yazık eder, sözün ilettiği anlam sanat eserinin verebileceği sadece tek bir şeydir. Oysa eserin anlattığından başka bir dolu eylediği vardır. Okurun niyeti bu eyleyişlere açık olmak, alımlaması “geçişmek” odaklı olursa dünya kazanır. "şiir, sana verilecek kötü haberim yok", şiir okurları için özenli diliyle güçlü bir okuma önerisi. Seçkin kitap mağazaları ve kitap satış sitelerinden temin etmek mümkün. Gercekedebiyat.com

















YORUMLAR