Adolf Hitler’in savaş sanayisi İsveç’te üretilen çeliğe muhtaçtı ve Bottenviken Körfezi donmuş durumdaydı. Çelik Norveç’in Atlantik Okyanusu kıyısındaki Narvik Limanı'na getirilip, buradan Almanya’ya taşınacak, cephe kuzeye doğru genişleyince Almanya üzerinde baskı yapacak ittifakın işi zorlaştırılacaktı.

İri yapılı sarışın ve mavi gözlü Norveç kadınları üstün Ari ırkının imalinde damızlık olarak görev yapacak, Almanya Atlantike’e rahat açılıp İngiltere’nin kuzeyinde rahatlayacak, kuzeyde Murmansk Deniz Üssü ele geçirilip SSCB sıkıştırılacaktı.

Barent Denizi’nden Danimarka’ya kadar uzanan ince uzun ve dağlık Norveç topraklarının işgali kaçınılmazdı!

 *

Hemen, bu ülkedeki devlet yapısının düşmanı muhalif guruplar araştırıldı. Norveçli aşırı sağcı Vidkun Quisling Almanya’ya gizlice getirildi. Quisling, ülkesinde İşçi Partisi (AP) ve buna bağlı devlet yapısına karşı gerçekleştirmek istediği yıkımı anlattı.

Quisling bir rahibin oğlu olup seçkin bir aileden gelmekteydi. Hitler, kaldıraç olarak kullanılacak muhalif kesimin bir etnik azınlık ya da ümmet olmasının daha uygun olacağını düşünüyordu, ancak kullanılabilecek çaptaki tek iç kaldıraç aşırı sağcı NS (Ulusal Birlik Partisi) akımıydı. Bu bilinç doğal olarak Nazilikle uyuşuyordu, buna rağmen Hitler, işgal planının Norveçli milliyetçilerin vicdan filtresinden sızabileceği endişesi içindeydi.

Quisling çok ateşliydi, güven vermek için elinden geleni yaptı ve Nazi Partisi’nin dış ilişkiler komitesindeki önemli adamı Alfred Rosenberg’le yakın ilişkiye girdi. Karşılıklı güven pekişti ve işgal planları yapıldı. İşgal planlarını dışarıya sızdırmamayı başardılar ve Norveç, sürpriz bir işgale kurban gitti.

İçerideki bu hainleri de kullanarak Nikolaus Von Falkenhorst komutasındaki 120 000 Alman askeri 9 Nisan 1940 günü Norveç’e intikal etti. General Falkenhorst, Finlandiya’da 1918 yılında yaşanan savaşta görev almış ve dondurucu soğukta, sık ormanlarda cephe savaşlarına alışmış bir komutandı. Bu arada Quisling, nazilerin Oslo’da kuracağı kukla hükümetin başbakanı ilan edilecekti.

Oslo’ya giren Alman güçleri hemen radyo binasını işgal ettiler.

Çünkü bir ülkeyi ele geçirmenin en önemli hamlelerinden biri medayasını ele geçirmekti. Ardından adalet sistemini ele geçirdiler. Quisling, Norveç Devlet Radyosundan halka ve askerlerine seslenerek ‘’hükümetin işbirlikçi olduğunu, vatana ihanet ederek kaçtığını’’ söyledi. Oslo’daki yasal hükümet ve kraliyet ailesi, yanlarına devlet sırlarını ve hazineyi alarak panikle kenti terk etti.

İşgal öyle ani gelmişti ki malzemeler süt kamyonlarına, derme çatma araçlara yüklendi ve ülkenin kuzeyine doğru karadan yola çıktı. Nitekim, Oslo Körfezi Alman savaş gemileriyle doluydu. Almanlar konvoyun geçtiği güzergahtaki kentleri (Elverum, Kristiansund, Narvik vs.) bombaladıysa da Norveç Devleti’nin Londra’ya taşınmasına engel olamadı.

Yaklaşık beş yıl süren işgal boyunca radyo dalgalarında büyük bir çekişme yaşandı. Norveç Radyosu, Nazilerin elinde tüm ülkede yayın yaparken, ülkenin yasal hükümeti Londra’dan başka frekansları kullanarak halka ulaşmaya çalışıyordu. Bilgi güçtü, propaganda savaşın can alıcı bir gerçeğiydi.

İşgalden önce ve işgal yıllarında Naziler bu iç hainlerden çok yardım gördü. Önemli kilit isimler, vatanseverler, komutanlar ve mekanlar her yerde adamları olan bu hainlerin sayesinde kolayca ele geçirildi. Quisling’in adamları, işgal yılları boyunca derebeyliklere ve genel müdürlüklere atandılar. Nazi güçleri ülkede gerekli gördükleri her değere el koydular. Birçok önemli vatansever, kilit bürokrat ve devlet mensubu tüm işgal süresince ya hapiste tutuldu ya da öldürüldü.

Almanlar, orman ve dağlarda olası isyancı gerillaya karşı da hazırlıklıydı. Nerede Alman güçlerine pusu kurulur veya saldırılırsa o köy ya da kasabadan bir gurup insan toplanıp halkın gözü önünde kurşuna diziliyordu; böylece yerel halkın isyancılara destek vermesi büyük ölçüde önlendi. İşgale yardım ve yataklık edenlerin eli güçlendirildi; bu kişiler sahte payelerle ödüllendirilip işgal yönetiminde "saygın" bir şekilde yer aldılar.

Almanlar kışın ağır işlerde, liman inşaatlarında çalıştırmak üzere Yugoslavya’dan getirdikleri Sırp savaş tutsaklarını kullanıyorlardı. Yorulan, hastalanan ya da çalışamayan tutsaklar temel betonunun içine diri diri atılıyor ve dondurucu soğukta betonu donuşunda sıcak tutarak daha sağlıklı sağlamlaşması sağlanmak isteniyordu. Kıyı boyunca denizaltı üsleri ve askeri havalimanları kuruluyordu. Tutsakların başına gelen insanlık dışı olaylar yüzünden bir gurup partizan Yugoslavya’dan gelerek bu ülkede Almanlar’a karşı savaştı. İngiltere ve Fransa ve Rusya da Alman işgaline karşı bu stratejik önemli ülkeye asker gönderdi ama işgal ancak Almanya’nın başka coğrafyalarda yenilmesi sonucunda sona erebildi.

Quisling, işgalin bitiminden hemen sonra vatana ihanetten mahkum edilip, Oslo’daki Akershus Kalesi'nde kurşuna dizildi. Savaş hali Noel Barış Ödülü’nü veren ülkede bile ölüm cezasını kaçınılmaz hale getirmişti.

Bu papazın oğlu ve adamlarının ülkesine yönelik işgalin kolaylaşmasındaki işlevleri ülke tarihine hiç unutulmamak üzere kara harflerle kazıldı.

Cem Güneş

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)