tarçın

bir kadındı belki onca edası gizem

saçları baharattan karanfil saplı

eğilerek şekerli buğunun yakıcı davetine

soluğunu uzattığı özlem

tencere dibi fışkıran lav taneleri 

bunu bilir kuşkusuz gözü kapalı koştuğu uçurum

 

güz yeli dinlese anlardı iç çekişinden

akşamdan kalma yağmuru    

seher yeli çiy yağımıyla aynı anda

melodik bir ses düşüvermeli

marmelat mırıltısı ayva nazına

 

baştan çıkaran gizemli kokuyu

gevşemiş hatta  nefretsiz

pembecik şekerli ılık bedenine

saygı duruşu katarak

öpüşmüşüz işte ne güzel

uykulu rüzgâr badem tadında

ağızdan ağıza sonsuza karışan

sonudur baharın ey rayiha

tarçın kokulu zamansa yaşanan

kestane kebap var mıydı patates közleme

kızarmış ekmekliydi işte ayva ayinli marmelat

 

boşuna beklediğim bir soru

gök gürlerken

kuzineli evlerde hiç oturdunuz mu

 

bak rengârenk patlarıyla

kırk bahar perçemi

alnına düşen esintiyse

kasım

baharın eteklerine asılmayı

bırak artık canım.

 

hiç bilir misiniz

neden öyle hüzün saklar her  kırılgan

nar neden çiçeğini inatla bu mevsimde açar

neden beklenmedik zamanda çıkar ansızın

şemsiyesiz hayatları savuran sert rüzgâr

radyo hangi frekansında yaşamın

henüz atılmıyor twitteri

her sabah " arkası yarın" ların

 

üstünü örtercesine hangi yaşanmış ömrü

zarif edanızla düşerek gizlediniz

kavruksu sarı yaprak

 

hafif baharlı o binbir gece kışkırtımı

ay dolunay özleminden vazgeçmez

kulpu kırık insan her uzanışta el yakar

soba üstü demlik çaydan

süzülen her geçmiş  buhar bir hayli hayatı damgalar

 

aylardan sanırım sapsarı bir kasımdı

        

Ümran Ersin 

(Evrensel Kültür Dergisi  / Ekim 2015 )

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)