Leyla Erbil'in kızı Ahmed Arif'in oğlu panelde ne konuştu?
Kitapseverlerin yoğun ilgi gösterdiği 32. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın ikinci gününde, 19 Temmuz’da kaybettiğimiz Leylâ Erbil’le ilgili iki etkinlik düzenlendi. İlki, geçen aylarda İş Bankası Kültür Yayınları’nca yayımlanan, Ahmed Arif’in Leylâ Erbil’e yazdığı mektuplardan oluşan “Leylim Leylim” kitabı üzerindeydi. Panelde, Erbil’in kızı Fatoş Erbil Pınar ile Ahmed Arif’in oğlu Filinta Önal konuşmacıydı. Yöneticiliğini editör Ruken Kızıler’in yaptığı etkinliğe Mehmet Erbil de katıldı. Leyla Erbil ve Ahmed Arif’in video görüntüleriyle başlayan panelde, Fatoş Erbil ile Filinta Önal, hem anne babalarına ilişkin anılarını, hem de iki şarin dostluklarının onlara neler düşündürdüğünü anlattı. Fatoş Erbil, “Leylim Leylim” kitabında Leyla Erbil’in tüm kişiliğinin gizli olduğunu söyledi. Erbil, “Annem için dostluk önemliydi. Ahmed Arif önemliydi, kendisinin önemi bunlardan sonra geliyordu. Bu yüzden ardından yapılacak polemiklerden sakınmadı” dedi. Leyla Erbil’in kitabı yayımlamaya nasıl karar verdiğini ise onun şu sözleriyle aktardı: “Ahmed benim dostumdu, çok kıymetli bir insandı, gerekli saygıyı görmediğine inanıyorum, onu tekrar yaşatmak istiyorum, adını yeni nesiller duysun, duymaya devam etsin istiyorum.” Filinta Önal, “İyi ki bu ilişki yaşanmış, iyi ki babam Leyla Teyze ile hayata tutunmuş ve üretebilmiş” dediği mektuplaşmaların ona “sanki Ahmed Arif hayata geri dönmüş, yeniden sohbet ediyorlar” hissi uyandırdığını anlattı. Leyla Erbil’le ilgili diğer etkinlik ise geçen günlerde Aylak Adam Yayınları’nca basılan “,,,bir tuhaf kuştur, gölgesi zihin,,, - Putkırıcı Bir Usta, Leyla Erbil’in ardından...” kitabı üzerineydi. Etkinliğe, bu kolektif kitapta yazıları olan Sennur Sezer, Ahmet Cemal, Adnan Özyalçınar ve Hülya Dündar katıldı. Moderatörlüğünü, kitabı hazırlayan Kaya Tokmakçıoğlu’nun yaptığı panelde, Erbil’in edebiyata bakışı tartışıldı. Sennur Sezer, Erbil’in siyasi duruşunu anlattığı konuşmasında “Leyla’nın hangi hikayesini açarsanız, toplumumuzun bir yanını kıs kıs gülerek yansıttığını göreceksiniz. Onun okurlarından bütün beklediği de uyanık olmaları, mutlaka haksızlıklara tepki göstermeleriydi. Çünkü o sağlıklı olduğu her zaman tepki gösterenlerin yanında oldu” dedi. Ahmet Cemal ise “Leyla Erbil yazıyla olayları, eylemleri anlatmıyordu. Yazıyı eyleme dönüştürüyordu. Anlatmanın ötesine geçiyordu” dedi. Cemal, Erbil’in metinlerinde felsefenin yerini ise şöyle anlattı: “Onun metinlerini anlamak için edebiyat bilgisi kadar felsefe bilgisine sahip olmak gerekir. Çünkü o, dili kullanırken ‘dil nedir?’ sorusunu da yöneltir. Yazarken dili sorgular. Metninin kendisi felsefi bir uğraşın ürünüdür.” PLATONUK BİR AŞKTI Her ikisi de Ahmed Arif’in Erbil’e duyduğu aşkın karşılıksız kaldığını söylüyor. Pınar, “Anneme, ‘Hiç Ahmed Arif’e karşı aşk duygusu hissettin mi?’ diye sorduğumda, ‘Hayır’ demişti. Ama dostluklarını saklamazdı, sürgüne gitmiş değerli bir dost olarak görülürdü Ahmed Arif. Ankara’da ya daİzmir’deki evde Ahmed Arif’i sakladıkları da anlatılırdı. Mektupların 1959’da kesilmesini ise iki nedene bağlıyorum. Annem o yıl bana hamileymiş bundan olabilir. Bir de Ahmed Arif sürgünden döndüğünde ve artık iyi durumda olduğunda, annem ona karşı görevinin tamamlandığını düşünmüş olabilir” diyor. Filinta Önal ise, “Bu platonik masum kalmış bir aşk diyebiliriz. Eskide kalmış insanların asaletiyle yaşanmış bir aşk” diyor. YAŞASAYDI BİR KİTAP DAHA YAZACAKTI Filinta Önal, Ahmed Arif’in yeni bir şiir kitabı yazma fikriylevefat ettiğini söyledi: “Babam şiirleri aklına yazardı. Ölmeden önce annemle ısrar ettik. Yaz aklındaki şiirleri diye. ‘Yazarken çok duygulanıyorum. Ama bir hafta sonra ben okuyacağım, kayda alınır, yayınevi yayımlar o şekilde’ dedi. Sonra dediğini yapamadan, sırlarıyla vefat etti.” Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR