Sanki canlanıverecekti! Yakalama heyecanıyla yerimden doğrulmamla birlikte yine öylesine kalakaldım. Kütüphanemin orta yerindeki kitaplara sırtı dayalı duran o fotoğraf her zamanki gibi ses vermiyordu. Defalarca yaşadığım hayal kırıklığını yıkmak istercesine kitaplar arası fantastik bir yolculuğa koyuldum.

EDEBİYAT MAHALLESİNE HOŞ GELDİNİZ!

 Her bir kitap türü, mahallenin renkli atmosferine kendi benzersizliğini katarak diğer türlerle bir arada edebiyatın büyülü mahallesini oluşturuyordu. Bir yanda romancılar, diğer yanda şiirler yoğuran şairler, alt komşu dairede denemeciler...

Edebiyat mahallesindeki her bir tür, farklı olmasına rağmen bir araya geldiklerinde inanılmaz bir uyum yakalıyorlardı. Bu keyifli etkileşimler, zamanla daha da güçlenirken edebiyatın büyük bir ahenkle çalan orkestrasını oluşturuyorlardı.

 Renkli mahallenin sakinleri arasındaki ilişkiler her geçen gün derinleşirken yeni karakterler, yeni olay örgüleri, yeni düşünceler çıkıyordu. Edebiyat mahallesinin zenginliği, okuyuculara her türden lezzet sunarken yeni dünyalara kapılar aralıyordu. Her bir tür, diğerinin güçlü yanlarını keşfederken kendi zayıflıklarını da fark ediyordu. Ötekilerin bakış açısını kavramaya çalışanlar kendi sınırlarını aşarak büyüyordu.

 Roman ailesinden bir kitap, sıkıntılı bir konu bulmuş fakat çözümleme konusunda zorluklar yaşıyordu. Sakin bir köşede oturmuş, diğer türlerin hâllerini anlamaya çalışan felsefi kitaplar, zora düşen romancı ile sohbet etmek istemiş ancak bir türlü anlaşamamışlardı. Biri derin düşünceye dalmışken diğeri hayal gücüyle dolup taşıyordu. Komşu rafta ikamet eden kuramsal eleştiri kitapları hemencecik yardıma koştular. Bilgilerini özenle paylaşarak romancı kitabın yazma macerasına kılavuzluk ettiler.

 

 

 Komşu şiir raflarında duygu yüklü kitaplar birbirine ilahi aşk hikâyeleri anlatıyor, herkesin kalbini titreten bir ritimle onları kucaklıyor, duygusal zenginliklerini paylaşıyorlardı.

 Mizah raflarında tam bir şenlik vardı. Her bir kitap, diğerlerine esprilerle dolu laflar atarak günlük yaşamlarını renklendirirken muziplik haznelerini daha da zenginleştiriyorlardı.

 Edebiyat mahallesi, her bir kitap türünün öne çıkabildiği, birbirine dokunabildiği, birbirini etkileyebildiği muazzam bir yer. Bu büyülü mahalle, sayfaların arasında dolaşanlar için gâh bir ev, gâh bir serüven, gâh bir keşif alanıydı.

 Keşfi pek seven biyografi kitapları, mahallenin yaşlı bilgesi gibiydi. Herkesin hikâyesini biliyor, geçmişte yaşananları anlatarak genç kuşaklara deneyimlerini aktarıyorlardı.

Gezi kitabı, diğer türlerin hikâyelerini duymak için dolaşıyordu. Hint Okyanusu'nda kaybolmuş bir romanın peşinden giderek egzotik maceralar yaşamak istiyordu. Ancak mahalledeki diğer kitaplar ona gerçek dünyanın sınırlarını hatırlatarak macerasının gerçekliğini korumasına yardımcı oluyorlardı.

Mahallenin ortasına büyük bir festival çadırı kurulmuştu. Edebiyatın zengin dünyası, okurları, yazarları ve türleri bir araya getiriyor, yeni hikâyelerin yeni düşüncelerin doğmasına olanak tanıyordu.

 

Festival alanında şiirler melodik bir ritimle okunurken romanlar, hikâyeler ve denemeler heyecan verici bir sahne performansı sergilediler. Sanat kitapları, müzikle bütünleşme içerisinde dans edip resimlerle konuşuyordu. Mizah kitapları, her zorluğa gülümseyerek karşılık veriyorlardı. Halk edebiyatı kitapları, sokak köşelerinde dolaşarak masallar anlatırken çocuk kitapları, masallarla oyun oynuyor, diğer türlerin içindeki çocuk ruhunu canlandırıyordu. Çocuk kitaplarını bir köşede uykuya bırakan masal kitapları, diğer türlerin kahramanlarıyla tanışarak yeni fantastik hikâyelerin kapılarını aralıyordu. Türk klasikleri, mahallenin genç kahramanları gibiydiler. Varlıklarıyla diğer türleri beslemek için yerel renkleri ve dokuları öne çıkarırlarken dünya klasikleri mahallenin yaşlıları gibiydiler. Diğer türlerden alıntılar yaparak genç kuşaklara klasiklerin değerini anlatmaya çalışıyorlardı.

Festival sonrası her tür, kendi mahallesindeki başarılarından aldığı güçle yeni hikâyeler yazmak, yeni dünyalar keşfetmek için yola çıkmışken yalnızlığıyla baş başa kalan bendeniz, bir umut o fotoğrafa döndüğünde yine ses seda yoktu.

Sami Günal
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)