Kirkor Yeteroğlu’nun Kırık Çan’daki şiirleri / Esen Yel
Kirkor Yeteroğlu benim kırk bir yıllık arkadaşım… Google onu şair yazar olarak tanıyor.
Kirkor Yeteroğlu adını Google’da arattım 0.45 saniyede 1320 sonuç buldu. Adının geçtiği kaynaklar televizyonlar, dergiler, gazeteler, fotoğraflar, kitaplardı… Kirkor Yeteroğlu benim kırk bir yıllık arkadaşım… Google onu şair yazar olarak tanıyor. Esen Yel’se çağdaş bir insan, güvenilir bir arkadaş, özgün üsluplu bir şair olarak tanıyor. 12 Eylül’ün sisli puslu günlerinden beri tanıyor. İçten dostlukları onları bugünlere kadar gölgeleri gibi izleyip geldi… Kırık Çan, sevgili Kirkor arkadaşımın şiirlerini topladığı kitap. Bizim ülkede şiir kitapları genelde hep tek baskıda kalır. Kırık Çan, kısa bir zaman diliminde ikinci baskı yapabilen ve de bunu hak eden kitaplardan biri. Ancak üzülerek belirtmeliyim, kitaba 2. Basım yazısı eklemek unutulmuş… Kırık Çan’ın benim için bir ayrı özelliği var… Kitaptaki şiirlerin çoğunun yazılış günlerini biliyorum. Bu şiirlerin yazılış öykülerini biliyorum. Yayımlanma öncesi onları okumuşluğum var. Bu şiirler sanki arkadaş çocukları gibi… Kitabı açıp birini okumak istediğimde sanki bana: “Nasılsınız Esen amca,” demedikleri kalıyor… Bu sıcak yakınlık nedeniyle Kırık Çan’ın şiirleri beni her okuyuşumda bir başka duygulandırıyor. Şiirlerde adı geçen insanların, şiirlerde adı geçen mekânların çoğunu söyleşilerimizden biliyorum. İstanbul yıllarımdaki söyleşilerimizden sonrasını da mektuplardan, telefon konuşmalarımızdan… “yaralı bir zamandı geldim / kilit vurulmuş kapına bıraktığın ırmakların sularında boğuldum” Çoğu güzel şiirleri okurken gönül telimize dokunan dizeleri, bunun ayrımındaymış gibi düşünürüz. Benim için de ‘geldim kilit vurulmuş kapına’ dizeleri böyle. Bu kilit vurulmuş kapı bana hemen Moda’da bir yerlerde olduğunu söyleyiveriyor: ‘yaralı zaman’ı da tanımak acı veriyor. ‘Arapgir” o kentle yakın ilgisi olanların çok sevdiği bir sözcüktür. Kirkor Yeteroğlu’nun çocukluk sevgilisi gibidir Arapgir… Arapgir anıları, Arapgir mektupları, gazeteleri, Arapgir insanları… Arapgir şiirinde bu duygusal Arapgir zenginliğini görüyoruz: “arapgir deyince Unutulmuş bir kent gelir aklıma” Şiirin her bölümünde arapgir’in unutulmayan bir sanal görselini algılatır bize. Son bölümdeki ‘hüzün’ sözcüğüyle şiirin gizini sergileyiveriyor… Şanssız aşklar vardır sapiensin yaşamında… Başladığı, sürdüğü, bittiği bilinmeyen duyulmayan aşklar. Kimi aşkların dumanı göklere yükselir, ateş sönünce duman da yiter gider. Ne yaşatanı kalır ne anımsayanı… Kirkor Yeteroğlu’nun aşkları şanslı aşklardır… Seratonin salgılanan zamanlar onun beynine takılı kalıyor. Balıkçı ağlarına takılıp çırpınan balıklar gibi bir iki çırpınıştan sonra sakinleşiyor sanki. Ama şairin beyni rahat durmuyor. Seratonin zamanının üzerinden ne kadar yıl geçerse geçsin… O sevgi tozlarını toplayıp dizelere döküyor… O incitmeyen üslubuyla biz okurlara yönlendiriyor: ‘ellerin uçurum yarası” şiiri bunlardan biri: “daha yirmi beşindesin sıcak rüzgârlarıyla saçlarında Antalya kırk yaşımla kucaklıyorum seni göğsün kuş cıvıltısı ilkbahar aklığın siniyor kâğıtlara” “bağbozumu” şiirinde, 12 Eylül sonrası İstanbul’un savrulmuş sanat külleri arasından sıyrılıp giden bir yazarın, tanıdık yazarın arkasından duyumsadıklarını yansıtıyor: “ırmağın sessiz çığlığı alıp başını gitmek istedin boğulmadan kirli sularında kentin düştüğünde saçlarına kar bulutu savurdu kitaplarını zemheri” Kökleri 1600’lere uzanan bir okul vardır Üsküdar Selamsız yokuşunda. Tıbrevank Ermeni Lisesi… 27 Mayıs sonrasında devrimci Türk yazarlarından kimileri de bu okulda dersler vermişlerdir. Okul, Anadolu’dan gelen Ermeni çocuklarına eğitim veren bir aydınlık kurumdur. Şair Kirkor Yetroğlu da bir dönem bu okulda eğitim görmüştür. Vefasını dizelerine dökmeden edemiyor… "kapanmış kitaptı anılar" şiirinden birkaç dize: "selamsız yokuşu ekmekçibaşı sokağı ilk göz ağrımdı tıbrevank …. fethi paşa korusu soluklanırdık tatilde sunar sineması ilk aşkımızdı afişlerde” Kitabın hangi şiirine dokunsam tanıdık bir yüz… Hele ‘ılgımlar uzak’ şiiri elimi tutuyor, bırakmıyor… Çok sevdiğim bir sözcük ‘ılgım’ sözcüğü. Yaşam boyu rastladığımız güzelliklerin ömrü pek uzun olmaz. Ilgım gibi belli belirsiz görünüp yitiverirler, ya da bize öyle gelir. Sevgili şairin anlattığı ılgımları tanımış olmak, duyumsamış olmak gibi bir durum da varsa okurda… Dizelerin gözlerindeki nemleri görmeden geçip gidemez… Evinin önünden geçilen sevgili, Mühürdar Caddesi, Çingene kızın üşümüş çiçek elleri, Bahariye Caddesinde şair Nurullah Can, Şair Nefi Sokağı, şairler kahvesi Panorama, şair İlhan Büyükcebeci… artık uzak ılgımlardır şair için… Burada mekân uzaklığından çok zaman uzaklığıdır dizelerdeki sevimli hüznü yaratan… Yazıyı, ‘Ilgımlar Uzak’ın Esen Yel’e dokunan dizeleriyle vedalaşarak bitireyim… Beynine sağlık sevgili Kirkor Yeteroğlu… Yeni yaratılarında buluşmak üzere… Selamlar sevgiler yolluyorum: “moda’da yorgun bir fener aydınlatırdı geceyi özgürlük perisi’nde esen yel uzak yağmurlar ıslağı doğduğu topraklarda şimdi yıldız çiçeğiydi anılar yitip giderken güneşin rengi unutulmuş bakraç yalnızlığı günler ılgımlar uzak” KIRIK ÇAN / ŞİİRLER 2. Basım Kirkor Yeteroğlu Esen Yel
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR