Evet, birçoklarına göre Maradona, gerçek olamayacak kadar açık ve abartılı bir yalandı.

Devasa ağaçları kemirerek yıkan bir kuduzdu o. 1.65'lik boyuyla karşısına çıkan iki metrelik Avrupalıları nasıl savurduğunu gözlerimizle gördük. Siyah bir kartopuydu sanki ilerledikçe büyüyor ve karşısına geleni yutuyordu.

Futbolun Houdini’siydi Maradona. Bir yerde bir hile yaptığını biliyorduk ama bunu nasıl başardığını anlayamıyorduk.

Onu aşılması imkansız bir ikona dönüştüren 86 Dünya Kupası'nda eliyle attığı golü kim unutabilir? Hepimiz, herkes, hakem bile gördü. Ama gözlerimize inanamadık.

1,85 boyundaki İngiliz kalecinin bile sıçrayıp uzanamadığı topa bu “Arap saçlı” cüce nasıl yetişebilirdi ki?

Daha da tuhafı golün elle atıldığı kayıtlardan tespit edilip tüm dünyaya gösterildiğinde bile bizi o elin Tanrıya ait olduğuna inandırdı.

O hilesi ortaya çıkınca kendi illüzyonunun aslında ilahı bir mucize olduğuna insanları inandıran bir sihirbaz mıydı?

Aradan 35 sene geçtiği halde dünyanın en hayran olunan golünün elle atıldığını aklınız alıyor mu? Bunu yapabilen bir başka futbolcu tanıyor musunuz?

Maradona bizi kahramanların gerçek olduğuna inandırdı.

Yoksulların hep fakir zenginlerin hep varlıklı kaldığı bir Latin Amerika ülkesinde; gecekondudan çıkan kara ufak tefek bir çocuğun bir yıldız gibi parlayıp, ailesinin kaderini değiştirdiğine tanık olduk.

Bu yüzden insanlar onu bir umut sembolü olarak gördü.

Maradona sadece kendinin değil dokunduğu şeyin de kaderini değiştiriyordu.

Arjantin’de oynadığı takımları şampiyon yapması, Arjantin milli takımını dünya şampiyonluğuna taşımasından başka Napoli mucizesine de imza attı.

Yoksul İtalyan kenti Maradona ile hayal bile edemediği bir zirveye tırmandı. Onunla Napoli dört yıl içerinde iki lig şampiyonluğu, bir İtalya kupası, bir süper kupa ve UEFA kupası kazandı.

İtalya’da gerçekleşen 1990 Dünya Kupasında Napoli halkı Maradona için sokaklarda Arjantin bayrağıyla tur attı. Statta Maradona lehine tezahürat yaptı.

Hep beraber hayal edelim: Dünya Kupası Galatasaray stadında oynanıyor. Türkiye ile Romanya karşı karşıya geliyor ve Galatasaray taraftarı Romanya’yı destekliyor. Hagi için tezahürat yapıyor!

Bunu yapan bir futbolcu olamayacağına göre nedir?

Büyük başarılar kazandığı Napoli hayatının dönüm noktasıydı.

Vezüv’ün külleri altında kalan ve zevkin başkenti sayılan Pompei de bir Napoli kentiydi. Orada Maradona mafyanın ve uyuşturucunun avucuna düştü. Onu zevk ve eğlenceye boğdular.

Sonunda kendini kurtarmak için Küba’ya gitti. Beş yıl boyunca düzenli aralıklarla Küba’da tedavi gördü.

Genç kızlarla, erkeklerle ve hatta kadın kılığında bile resimleri çıktı. Dört resmi evliliğinden beş çocuğu oldu. Geçen yıl avukatı Maradona’nın Küba’da iki kadından üç çocuğu daha bulunduğunu kabul ettiğini söyledi.

Bir karısı kavga sırasında kendisine vurduğu, bir diğeri de psikolojik baskı uyguladığı için onu şikayet etti. Ayrıca daha geçen sene Arjantin LGTB Federasyonu transseksüel sanatçı Florencia de la V’yi cinsel kimliği sebebiyle aşağıladığı için şikayet etti.

Düşüne biliyor musunuz Maradona feministlerin, LGTB birliklerinin bile hedefi haline geldiği halde imajından bir şey kaybetmedi.

Uyuşturucu ve zevk hangi idolü harabeye çevirmez ki?

Maradona ilahların da yaralandıklarında kanlarının aktığını bize gösterdi ama insanlar yine de onu ilah olarak görmeye devam ettiler.

Dahası da var.

Tabi ki kapitalizm Maradona’yı bu başarıları için ödüllendirdi. Kırk yıllık kariyeri boyunca olağanüstü paralar kazandı. Garip ama bunca sermaye bile ne onun halkçı yanından ne de solculuğundan bir şey eksiltti.

Kazandığı paralar için kapitalizme dua emperyalizme secde etmedi.

Bir defasında gazeteciler ona şu klasik “üzerinde baskı var mı” sorunu yöneltmişlerdi.

Maradona onlara şöyle cevap verdi:

“Baskı 100 peso kazanmak için sabahın dördünde kalkıp bütün gün çalışan adamda olur. Ben de baskı falan yok”

Kendi çağında yaşayan ve siyasette sol, halkçı, popülist adına ne derseniz deyin ama sağcı diyemeyeceğiniz ne kadar lider varsa Maradona onlarla beraberdi. Yalnızca kolunda Che dövmesiyle poz vermedi. Onu Chávez’le, Fidel’le, Lula’yla gördük. Diktatörlüğe ve ABD’ye karşı savaşan kim varsa onu kucakladı.

Bush, Arjantin’e geldiğinde onun yüzüne karşı serbest ticaret anlaşmasını reddettiğini söyledi.  Belki Vatikan’ın vereceği madalyayı bile elinin tersiyle itmeseydi bugün aziz bile ilan edilebilirdi.

Fidel için ağladı ve Lula cezaevinden bırakıldığında kutladı. Kendi ülkesinde de sağcıların, Amerikancıların en nefret ettiği kim var gitti onlarla beraber tavır aldı. 

Bu nedenle diktatörlüğün çocuklarını kaybettiği “Plaza de Mayo Anneleri” çocuklarının bez bağını simgeleyen tülbentlerini onun tabutunun üzerine koydular.

Maradona, üç gün öncesine kadar, kırk yıldır kesintisiz ve dinlenmeden yerküredeki en çok takip edilen kişiydi. Ne Papa, ne Michael Jackson, ne de yaşayan herhangi bir kişi, kırk yıl, hatta biraz daha uzun süredir yaptığı her şeyin ortaya dökülmesine maruz kalmadı.

Bu süre içinde medya endüstrisine açık biçimde düşman olan bu ilah hakkında yüzlerce kanıtlanmamış karalayıcı bilginin servis edildiğini unutmayalım.

Her popüler efsaneyi kasıtlı olarak baltalayan ve bizi manipüle etmek için medya merkezlerinden sahte haberler ve nefret kampanyaları yayanları gözden kaçırmayalım.

Maradona ile sistemin egemenleri arasındaki uzlaşmaz çelişki de burada yatıyor:  Çünkü medya endüstrisi halka zafer duygusu ve neşe veren kahramanlara daima karşıdır.

İyi ve kötü saydığımız özelliklerini bir araya getirip bir Maradona resmi çıkarmaksa artık mümkün değil. Çünkü Maradona rasyonel akılla tamamlanacak bir “puzzle” hiç değil.

O dünyaya akılcı bir tutarlılıkla bakma kaygısındakiler için bir kurgu, mübalağa, istisna, illüzyon ve hatta yalandır.

Bana sorarsanız Maradona’nın kendi hayatına değil bize, dünyanın her yerinde onu sembol yapan insanlara ne yaptığına bakmak gerekir. Bize verdiği güç, zafer, umut, tutku, neşe onun gerçekte tam olarak ne ya da neyin bir sonucu olduğundan daha önemlidir.

Yüz milyonlar için olduğu gibi benim için de Maradona insan eliyle yaratılmış ilahi bir mucizedir.

Özgür Uyanık

(Buenos Aires)

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)