Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın, "Nazım Hikmet'in dedesi Yahudiydi!" iddialarına yanıtı şöyle:

İnternette akla hayale gelmeyen bilgiler kullanılıyor. Maalesef beşeriyeti aydınlatması umulan internet gibi araçlar kullananların yaklaşımına bağlı. Avrupa’da internetteki yayınların verdiği bilgiler oldukça ciddi şekilde ilerlemekteyken, bu durum Türkiye’de tam tersi.

Uçurmalardan birisi, 2019 tarihine ait, tekrar tekrar ısıtılarak gündeme sokuluyor. Daha evvel başka yazarlar da kullanmıştı. “Nâzım Hikmet’in dedesi Yahudi” diyorlar. Türkiye’deki bazı kasabalarda Yahudiliğin suç olduğuna dair düşünce, İkinci Cihan Harbi’nden sonra Alman-İsviçre etkisindeki dernekler ve eski Nazilerin tesiriyledir. İlginç olan bu kasabalarda Yahudi de yoktu.

Bu saçmalık bir yana, Konstantin Borzecki (Borjenski okunur) Polonyalı bir konttur. 1848 İhtilali sırasında cumhuriyet ilan eden Macar Kossuth Lajos’un kıtalarıyla birlikte Avusturya ve Rusya’ya karşı ayaklandılar. İhtilal ciddiydi, Avusturya baş edemeyince başbakan Metternich Rusya’dan yardım istedi. I. Nikola’nın amansız mareşali Ivan Paskevich Macar alaylarına karşı galiba bir parça daha merhametliymiş. Polonyalıları ise feci şekilde bastırıyordu. Macar-Polonyalı müşterek kuvvetinin başında Polonyalı General Jozef Bem vardı. Bize sığındılar. Türkiye bu sığınan askerleri Avusturya ve Rusya’ya iade etmedi. General Bem (Murad Paşa) ve Borzecki (Mustafa Celâleddin Paşa), tıpkı Czajkowski (Sadık Paşa) ve Koscielski (Sefer Paşa) gibi Müslüman olanlardandır.

Albay Borzecki’nin bütün vücudu yaralarla doluymuş. Tam bir savaşçıydı. Osmanlı ordusunda haritacılık ve topçuluk alanında önemli katkıları olduğu bilinir. Kırım Savaşı’nın komutanı Ömer Rüştü Paşa’nın kızıyla evlendi ve 1875 Karadağ Savaşı’nda şehit düştü. Şehitler için nasıl bir üslûp kullanılacağını bu uydurarak biyografi yazan adamlara öğretmek lazım. Cehaletin küstahlığı ayrı oluyor.

BENZER BİR HATA DAHA VAR

1970’lerde kimya fakültesi profesörlerinden Ayşe Saffet Rıza Alpar, sol cenahın oklarına hedefti, olabilir. Merhumun siyasi görüşü bizi ilgilendirmiyor, MHP tandanslıymış. Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne rektör tayin edilmişti, ilk kadın rektör. Bir tarihte 1930’ların gazetelerini tararken kendisinin resmine ve biyografisine rastladım. O zaman liseyi birincilikle bitiren kız çocuklarını gazetelerde tanıtırlardı.

Saffet Hanım burada kimya okuduktan sonra Almanya’da üniversitede asistan olarak çalışmış. Bunu da tanıdığım ihtiyar bir Alman kimyager olan Dr. Dusel’den öğrendim. Kendisinden sitayişle bahsetmişti. “Babası Balkan Savaşı’nda intihar savunması yapan bir generalmiş” dedi. Zamanla Hasan Rıza Paşa’nın İşkodra’nın kahraman müdafii olduğunu, Enver Paşa tensikatından sonra paşalıktan tenzili rütbe edilip, bir daha terfi ettiğini ve Balkan Savaşı sırasındaki savunmadan dolayı tekrar general yapıldığını öğrendim. Paşalık beratı, harp madalyası ve altın kılıç ulaştıktan bir müddet sonra şehit düşmüş. O tarihlerdeki bir gazete kendisine veryansın ediyordu: “Babasının Atatürk’le de düşman olduğunu” yazıyordu. Halbuki o tarihteki yarbay Mustafa Kemal Bey’le Rıza Paşa’nın tanıştıkları bile şüpheli. Profesör Saffet Rıza Hanım’la uğraşacaksınız, kendisiyle uğraşırsınız. Muhterem, şehit olan babası hakkında daha başka üslup kullanmanız gerekir.

Bu militan sağ ve solun tarihçilik anlayışı insanı hayretlere gark eder. Önce tarih öğrenseler daha iyi olur.

Prof. Dr. İlber Ortaylı
(Hürriyet)

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)