Güngör Dilmen'in edebiyatımıza bıraktığı kalıt neydi?
Üzerinde yaşadığımız toprakların, Kutsal Anadolu’nun tarihi ve Türk tarihi (ki Amin Maalouf bizden uyanık çıkmıştır!) yazar ve sanatçılarımız için bakir bir alan olarak duruyor.
Üzerinde yaşadığımız toprakların, Kutsal Anadolu’nun tarihi ve Türk tarihi (ki Amin Maalouf bizden uyanık çıkmıştır!) yazar ve sanatçılarımız için bakir bir alan olarak duruyor. Edebiyatın her türü için sonu gelmez zenginlikte “malzeme” içeren bu tarihe, Güngör Dilmen (D. 1930 Tekirdağ / Ö. 8 Temmuz 2012) büyük bir yaratıcılıkla ve cesaretle el atmıştı. Böylece, Osmanlı Dram Kumpanyası, Hakimiyeti Milliye Aş Evi, Ben Anadolu, Bağdat Hatun, Deli Dumrul, Midas'ın Altınları, Akad'ın Yayı, Midas'ın Kördüğümü, Troya İçinde Vurdular Beni, gibi, yalnızca Türkçe değil insanlık var oldukça yaşayacak ölümsüz eserler kazandırmıştı. Latin Amerikalı yazar ve şairler, yukarıda söz ettiğim tarih ve tarihsel olay zenginliğimizin onda biri bile olmayacak tarihlerinden dünya çapında yapıtlar yarattılar; dünya edebiyatını böyle istila ettiler. (Kıskançlıkla, bir de bu topraklarda yaşıyor olsalardı diyesi geliyor insanın!) Anadolu ve Türk tarihi edebiyatımızdan aynı beklenti içinde: Emperyalist kültür odaklarının son on yıllar içindeki etnik olaylarla kör edip, kendi tarihine düşmanlıkla sınırladığı at gözlüklü tarihsel bakış açısından kendini kurtarmış yazar ve şairlerini bekliyor! Bu zenginliği kavramış ama Orhan Pamuk gibi hinoğlu hinlikle, samimiyetsizlikle (Bir Alman eleştirmenin deyimiyle tarihi saman haline getiren) değil, insanlığa kazandırılmış bir olanak olarak kavrayan anlayışlardır bizim özlemimiz. Güngör Dilmen, tarihi, "bir patos gibi öğütüp saman olarak savurmak" yerine, insanın insanlaşma serüveninde, insan denen tragedyanın unutulmaz deneyimlerini gelecek kuşaklara bırakılacak yüksek bilinç olarak kavramış; bu cangıldan zenginlik çıkarıp bize bir kalıt olarak bırakmıştır. Bizim özlemimiz Güngör Dilmen'in açtığı yoldur. (Elbette yakın tarihin zenginliği tartışılamaz; ama çok daha geniş bir bakış açısına çağrı bizimkisi!) Dünyada ve ülkemizde edebiyat, uzun süre oyun yazarlarını sanatçı, oyun yapıtlarını sanat eseri olarak görmedi. Son yıllar edebiyatımızın böyle bir tartışma gücü ya da böyle bir sorundan büyük olasılıkla haberi de yok! Gerçekedebiyat.com, Shakespeare, Sartre, Güngör Dilmen gibi yazarları oyun da yazıyorlar diye edebiyat dışı görmenin olanaksız olduğunu biliyor. Güngör Dilmen, işte bu özelliğiyle edebiyatımızın önünü açıyor: Yol gösteriyor. Türk yazar ve şairleri olarak Onun değerini biliyoruz; saygıyla andık, minnetle anacağız! Işıklar içinde yat Güngör Dilmen. EdebudsmanANADOLU ve EDEBİYAT
OYUN YAZARLARIMIZ
YORUMLAR