TRT 1970 yılında pek çok edebiyat ödülü vermişti. Üstelik bir dalda birinciyi, ikinciyi, üçüncüyü seçtikten sonra, başarılı bulduğu iki üç yapıtı daha ödüllendirmişti.
 
O günlerde, Ece Ayhan omzuma dokunarak, Günel! Bir gün gelecek, (eliyle bir adamı göstererek) şu adamı görüyor musun? Gayet ilginç bir adamdır. Hayatında hiç ödül almamıştır denecek.” demişti.
 
Ece Ayhan, böyle giderse, “hiç” olanlara da ödül verileceğini ve artık ödülün bir esprisinin kalmayacağını anlatmak istiyordu. Gerçekten, TRT o tutumunu sürdürseydi, bugün ben de ödüllü bir şair olabilirdim!
 
Dağlarca ise, kimseyi şair saymıyordu. Cemal Süreya bile ona şairliğini kabul ettirememiştir. Cemal’e “Sen şiir yazma, böyle şeyler yaz” dediği biliniyor.

Nâzım için ise bana şöyle dedi: “Nâzım bir hayvandır. Şiir bir ormandır, Nâzım bu ormanda koşan bir hayvandır, ama onun bir ayağı eksik. Sen bunu yaz.”

"Yazamam", "yaz", "yazamam", "yaz" üstelemesinden sonra ekledi: “Asırlar adımlarını şairlerle atar”.

Demek istiyordu ki, yirminci yüzyıl adımını benimle atmıştır, yirminci yüzyılın şairi benim, gerisi hikâyedir.

Bunu onun için yazdığım şiirde de yazdım: “Çağlar” diyordu, “çağlar / ozanlarıyla adım atar / her yüz yılda bir” / ve inanıyordu / adımı olduğuna / 20. yüzyılın. 

Hüseyin Alemdar’ın söylediği gibi, kendisi adına ödül verecekleri lânetlemişse, ölümünden sonra kendi adının anılmasını istemediği için değil, Dağlarca ödülünün şair müsveddelerine, hiç olanlara verileceğini sezdiği ve adının onlarla bir arada anılmasını istemediği içindir.

Ödülü, doğduğu ya da öldüğü yer belediyesi mi, yoksa yemek yediği lokanta, o da değilse, gittiği kahve patronları mı vermeli tartışmasına girmiyorum. Ama Dağlarca adına ödül mutlaka ve beş ya da yedi yıllık periyotlarla verilmeli.

Ödül tutarı da yüksek olmalı. Saygın olmalı. Bunun için, hem seçiciler kurulunun oluşumunda, hem de şiirlerin seçiminde belli ölçütlere uyulmalı.

Seçiciler kurulunun oluşumunda onun dil konusundaki duyarlığı ve Atatürkçü yapısı dikkate alınarak, Dil Derneği’nin ve Atatürkçü Düşünce Derneği’nin birer temsilcisi mutlaka bulundurulmalı.

Onun düşüncelerine karşıt düşünceleri olanlar (TYS temsilcisi falan) jüriden derhal sepetlenmeli.

Ayrıca, şiir için ölçütler belirlenmeli, değerlendirme o ölçütlere göre yapılmalı. Jüri üyeleri oylarını bir rapor halinde sunmalı ve o raporlar yayınlanmalı.

Ödül bir kişiye verilmeli ve asla bölüştürülmemelidir. Aksi halde, beş ya da yedi yıllık periyotların anlamı kalmaz.

Bunlar yapılırsa, birinci, piyangodan çıkmamış olur. Biz de ak koyunla kara koyunu ayırabiliriz.

Günel Altıntaş
GERCEKEDEBİYAT.COM

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)