-Turgut Uyar’a-

 

Ben bu dağları bekliyorum, adım Fuad Fadullah
Burada çıplak kadınlar yok, omuzları da
Bir gece ki lacivert de değil, yağan
Kahverengi kentlerin ve kahverengi giysilerin üzerine sinmiş
Yalnızlık ve yalnızlık ve yalnızlık ve Allah!

Kendime bir çay yapıp seyrettim boşluğu, sığınağın orada, bu gece
Bir boşluk olduğunu gördüm gözlerimin yerinde, ağlayamadım
Kan kentlerini değil Kan Kalesi’ni anlatırdı ninem.


Geyikler mi geyik yok, boşuna beklemeyin çoktan terk ettiler
Siyah bir entarinin kenarında izleri kalmış, solmuş
Haykırdım da sesim dağlardan geri geldi
Buş! Buş! Buş! Buş! Buş!

Herkesin ve her şeyin unutulduğu
Bu dağları bekliyorum, elimde silah
Geyikler mi dediniz, boşuna beklemeyin
Başı ve sonu aynı işte, adım Fuad Fadullah!

Diz çöktüm de sigaranın kıvılcımı uçurdum
Bir yıldız kaydı sandım, kocaman bir taş kadar
Bombalarmış meğer cırcırböceği değil
Parlayankent Herat, ağlayankent Kandahar.

Evet biliyorum, uçaklarınız var,
Paranız var, gücünüz var, New York'unuz var
Ama sizin Amuderya'nız asla olmayacak!
Çünkü duymayan bilemez onun akan sesini
Ak kadınlar onda göğüslerini yıkar.

Bir dağı bekliyorum, bu dağ dünyanın en büyük yalnızı
Devinir devinir devinir üzerimde geniş kalçalar
Ah, bahtsız bahtım, yirmi yaşım, terk edilmiş kaderim
Şeytan yalnızları severmiş, adım Fuad Fadullah!

Uykuluyum, rüya mı yoksa, başımda bir geyik durmuş
Dedi, baban ölmüş, annen ölmüş, ninen ölmüş
Sıçradım, kaçtığı kayalıklara doğru haykırdım, sesim geri geldi
Buş! Buş! Buş! Buş!
 

Maria Şatıroğlu
Gercekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)