Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türk şiiri / Aydın Akyüz
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girdiğimiz bu asır edebiyatına daha önceki yazılarımda “İkinci Yüzyıl Türk Edebiyatı” adlandırmasını kullanmıştım. Şiir için de İkinci Yüzyıl Türk Şiiri ifadesini kullanmak durumundayım. Eski Türk Şiiri, Dîvan Şiiri ve Cumhuriyet Yüzyılı Şiiri’nin birikimi ve müktesebatıyla artık dünya çapında etkin ve işlevsel bir şiiri hayata geçirmek zorundayız. En azından şiir geleneğimize bunu borçluyuz. Nobel’le birlikte dünyada roman türünde bir yer edindik ama edebiyatımız çok eski dönemlerimizden beri şiir kaynaklı ilerlemesine rağmen bir Fars şiiri kadar yer edinemedik dünya şiirinde. Yanlış yaptığımız ya da doğruyu terk ettiğimiz bir şey var demek ki şiir kültürümüzde. Şöyle bir düşünüp silkelenmek lazım. Gözden geçirmek lazım. Bir şeyler yapmalıyız. Şiiri, büyülü lirizmden kurtarıp varoluşçu sağlam gerçekçiliğe ulaştırmalıyız. Toplumsal çöküşü, gençleri şiirle haşır neşir ederek düzeltmeye kalkışmalıyız. Cumhuriyetin başardığı yeni kimlik inşasını şiirde ya da şiirle de başarabiliriz. Şiir, bir halk hareketidir. Ona bu gücünü geri vermeliyiz. Şiirde, şiir sanatının amacı örtük veya direkt hissettirilmelidir. Didaktik bir şiirden bahsetmiyoruz. Yukarı taşıyan şiirden bahsediyoruz. Modern veya postmodern şiir halkla uyuşamıyor. Başka maceralarla, deneylerle, sayıklamakla uğraşıyor. Şiirin anlam derinliği hissedilmeli. Şiirin gücünü, o coşkusunu hatırlamalıyız. Uzak durmamız gereken en önemli husus ise şiiri politika malzemesi haline getirmek ve siyasete indirgemek. Böyle bir tavır okuru böler ve şiiri yavanlaştırır. Bunu diğer alanlarda gördük. Sahtelikle, şovenlikle, laf kalabalığıyla, hamasetle vakit kaybedemeyiz. İşimiz toplumla, gençlerle, büyüyen nesille olmalı. Bakın roman türümüz dünyada kendine bir yer edindi. Uluslararası ilgi gören birçok yazarımız var. Eserleri onlarca dile çevriliyor. Aynı başarıyı bu yüzyılda şiirde yakalamalıyız. Bakınız, yapay zekâ da şiir yazıyor diye dalga geçmeye başladı şiir anlamazları. Orada kitap bile okumayan alt kültür insanı var. Onu yakalamalıyız. Garip akımı bunu yapmaya çalışmıştı. Nâzım, devrimcilere seslendi. Yahya Kemal yüksel kültüre hitap etti. İkinci Yeniciler, şiirden anlayan eğitimli kesime hitap etti. 80 Kuşağı, siyasetten, çekişmelerden, kavgalardan bıkanlara seslendi. Milenyum Kuşağına seslenenler çıktı. Bağımsız, kültürlü, bilinçli kesimlere hitap eden 2010 kuşağı çıktı. 2020’ler şiirinin kime seslendiği belli değil. Cumhuriyetin İkinci Yüzyılının bilincinde olan, heyecanını ve coşkusunu yaşayan, uğruna marşlar yazan bu hür, sorumlu, dünyaya açık, bilime, teknolojiye, sanata, müziğe karşı ilgili ve üretken, iyiliğe ve çevreye karşı duyarlı, sorumluluk sahibi insanımıza kim seslenecek? İşte bu insanı yakalayabilirsek, bu anlayışın şiirini yazabilirsek gerçekten dünya şiiri üretmiş oluruz. Şiirde son yıllarda azımsanamayacak seviyede bir kıpırdanış görülmektedir. Şiir kitapları çok satılmasa da en çok ilk basılan türlerden birisi. Aşağıda YAYFED’in 2023 yılı kitap basım yayın raporunu paylaşacağım: Tabloya baktığımızda şiir kitapları üç milyona yakın satmış. Sektör maliyetlerinin arttığı bir dönemde bu hiç de azımsanacak bir miktar değil. Hem yayın sayısında hem ilk basımda hem de bandrol adedinde şiir ikinci sırada. Bu durum bize şiirin gittikçe ilgi gördüğünü gösteriyor. Bu sayıyı önce beş sonra da on milyona çıkartmalıyız. Yayınevlerinin de ilgisi artıyor. Şiir için yayınevleri kuruluyor. Verilerden devam edelim. 2023’te üretilen toplan kitap sayısı 400 milyonu aşmış. Önceki yıllarda daha yüksek rakamları görmüştük (2016). Kişi başına düşen fiziki kitap sayısı da maalesef 7,52’ye düşmüş. Yayıncılar Birliği’nin şu notunu da paylaşmak istiyorum: 48 sayfanın altında olup bandrol taşıma yükümlülüğü olmayan kitap sayısının da 100 milyon olduğunu tahmin ediyoruz. Bunlar da dahil edildiğinde, 2023 yılında toplam 692 milyon 340 bin 577 adet kitap üretiminden bahsedebiliriz. Ülkemizin güncel nüfusu 85 milyon 372 bin 377 kişi olarak alındığında, kişi başına 8,1 kitap düşmektedir. Kültür yayınları da eğitim yayınlarına göre yükselişte. Pazar büyüklüğü de 1 milyar dolara ulaşmış vaziyette. Bu arada değinmek gerekir ki çok kaliteli çocuk eserleri yayımlanıyor. Çizgi roman rakamlarını görüyorsunuz. Daha eğitim kitapları hariç bu tabloda. Son birkaç senedir çocuk edebiyatı ürünleri daha çok satıyor. Demek oluyor ki çocuklarımız daha çok okuyor. Bu çocuklardan oluşacak yeni kuşağın okuma kültürü yüksel olacak. Bu kültüre şiiri de yerleştirmeliyiz. Aytül Akal bunu yapmaya çalıştı. Şu an yabancı dillerde en çok yayımlanan çocuk kitapları kendisinin. Çocuklar için farklı tekniklerle yazdığı iki şiir kitabını hatırlıyorum. Kendisi de şair. Şiirle çocukların dilsel gelişimini artırmaya çalışıyor. Bu örnekleri kesinlikle çoğaltmalıyız. Her zaman savunduğum bir durum vardır: Edebiyatın eğitim ve öğretiminde eskiden güncele doğru bir işleyiş yerine güncelden eskiye doğru bir işleyişi esas almalıyız. Son yıllarda akademide bu durum neyse ki işlemeye başladı. Özellikle şiirle ilgili eleştiri, inceleme ve araştırmalarda genç akademisyenlerin çalışmalarını görüyoruz. Asıl bu konuda yönlendirici olan dergilerin de daha çok güncele eğildiğini, dünyayı da takip ettiğini az da olsa görüyoruz. Şiirde güncel akım, eğilim veya kuşak adlandırmalarına daha çok yer verilmesini, bununla ilgili tartışmaların, polemiklerin ve programların daha da öne çıkartılarak kamuoyunun ilgi göstereceği bir düzeyde işlenilmesini arzu ediyoruz. Bakın Aydınlık bunu yaptı. Şiirle ilgili çok önemli bir soruşturma başlattı. Yine şair Kaan Eminoğlu’nun Türk Şiiri terimini koruma ve savunma konusunda oluşturduğu kamuoyu şiir adına çok önemli bir gündemdi. Bunların artarak devam etmesi şiirimiz adına hayati önem arz etmektedir. Edebiyatımız açısından bakıldığında akım ve kuşak tartışmaları neredeyse unutulmuş gibi. Artık topluluk olarak edebiyat yapılması değer görmüyor mu, yoksa gerçekten gerek görülmüyor mu? Bu sorunun cevabı edebiyatımızın geleceği için önemli olmalıdır. Şair Ali Asker Barut’un Kalbim, Cümle Şair Dostlar Bahçesi adlı kitabından yukarda bahsettiğim şiir ve şairin misyonunu tam olarak belirten bir görüşüyle yazımı sonlandırmak istiyorum: “Şairin Bakışı: Şairin ödevinin, toplum için rolünün abartılmasına hep karşı çıktım, çıkıyorum. Ama bir şeye daha karşıyım; şairin öngörüsünün, şairin bakışının toplumun gerisine düşmesine. Bir şair bir grup, bir toplum, hele hele baskın bir tarafın anlayışı tarafından yönlendirilecekse o şair de, o şiir de daha baştan boşa düşmüş demektir. Şair topluma yeni bakışlar, yeni pencereler açar, açmalıdır. Şairin bakışı sokaktaki genel bakış ile birleşmişse, şairin görüşü genelin görüşü ile aynı hizaya gelmişse (velhasılı kelâm fark farksızlaşmışsa) orada şiir de şair de arama.” Aydın Akyüz https://www.yayfed.org/2023_bandrol_verileri.html , TÜRKİYE YAYINCILAR BİRLİĞİ 2023 YILI KİTAP PAZARI RAPORU, Yayın tarihi: Mayıs 2024
Gercekedebiyat.com
YORUMLAR