Burhan Doğançay kimdi?
Türk resminin önemli ressamlarından Burhan Doğançay, 16 Ocak 2013 sabahı, tedavi gördüğü hastahanede vefat etti.
Doğançay Müzesi'nden yapılan açıklamaya göre, Türk resminin önemli ressamlarından Burhan Doğançay, 16 Ocak 2013 sabahı, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde vefat etti. Burhan Doğançay için 18 Ocak Cuma günü Teşvikiye Camisi'nde cenaze namazı kılınacak. Doğançay'ın cenazesi, vasiyeti üzerine 19 Ocak Cumartesi günü Bodrum Turgut Reis'te Karabağ Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Burhan Doğançay kimdir? 1929: Burhan Doğançay, ressam ve orduda harita subayı olan Adil Doğançay ile eşi Hediye’nin üç çocuğunun ilki olarak İstanbul ’da dünyaya gelir. 1933–50: Dört yaşında çizim yapmaya başlar. Babası onu teşvik eder ve sık sık taşradaki iş gezilerine götürür. Ankara ’daki lise yıllarında tıpkı babası gibi çizim üzerinde yoğunlaşmış ünlü bir ressam olan Arif Kaptan’dan dersler alır. Ankara’da Gençlerbirliği takımında futbol oynar. 1950: Eğitimine devam etmek üzere Paris’e gider. Bir zamanlar empresyonist sanatçılarıyla ünlü bir kıyı kasabası olan Honfleur’de kalır. Burada kasabanın takımıyla futbol oynar, resim yapar ve suluboya tablolarını Madame Boutiron’un balık dükkanında sergiler. 1951: Fransızcasını ilerlettikten sonra Paris Üniversitesi’nde ekonomi okumak ve La Grande Chaumière Akademisi’nde resim çalışmalarına katılmak üzere Paris’e geri döner. 1952: Yetersiz harçlığıyla geçinebilmek için İngiliz filmi ‘Innocents in Paris’te Ronald Shiner’ın dublörlüğü, Amerikan Yurdu’nda gece bekçiliği, barmenlik, hatta Amerikan kilisesinde yerleri süpürmek gibi ek işler yapar. Danimarka, İsveç, Almanya, İsviçre ve İtalya’ya seyahat eder. 1953: Paris Üniversitesi’nde ekonomi doktorasını tamamlar. 1954: Sağ akciğerindeki kalsiyum birikimi operasyonla alınır. Paris yakınlarında bir sanatoryumda geçirdiği altı aylık iyileşme dönemi sırasında çevresinin suluboya resimlerini yapar. 1955: Ankara’ya dönerek Ticaret Bakanlığı’nda çalışmaya başlar. Ankara Sanatseverler Kulübü’nde babasıyla ilk ortak sergisini açar. 1958: Brüksel’deki Dünya Fuarı’ndaki Türk Pavyonu’nun direktörü olarak, Monako Prensesi Grace, Belçika Kralı Baudouin, Hollanda Prensi Bernhard ve Hollanda Prensesi Beatrix gibi birçok ileri gelen isim ve ünlüyle tanışır. 1959: Ankara Sanatseverler Kulübü’nde babasıyla üçüncü ortak sergisini açar. Turizm Genel Müdürlüğü’ne atanır. Manila’daki (Filipinler) XIV. Dünya Turizm Konferansı’nda Türkiye ’yi temsil eder. İşi gereği yurtdışı gezilerini sürdürür ve ilk kez ABD’ye gider. 1961: Ankara’daki 22. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne beş resmi kabul edilir. 1962: Türk Turizm ve Enformasyon Ofisi Müdürü olarak New York’a gönderilir. Beşinci Cadde, 500 numaranın sekizinci katında geçen uzun ve yoğun günlere rağmen Doğançay, sanatına ayıracak zaman bulur; Manhattan silüetini resmetmek için gece geç saatlerde ofise döndüğü bile olur. Suluboya kent silüetleri beğeniyle karşılanır. 1963: New York’taki Washington Square Galleries’de, Jasper Johns, Andy Warhol ve Willem de Kooning gibi tanımış isimlerin de yer aldığı World Show sergisinde Türkiye’yi temsil eder. Çalışmalarında tekrarlayan bir motif olarak kent duvarlarını seçer ve Manhattan sokaklarında karşılaştığı duvarları kağıt yüzeyinde yeniden yaratır. Genel Kent Duvarları Serisi böyle başlar. Bu noktadan sonra Burhan Doğançay ‘duvar sanatı’ terimini sanat dünyasının dağarcığına dahil etmek için çalışır. 1964: Ressam olmaya dair çocukluk hayalini gerçekleştirmek için görevinden istifa eder. Kolajları ve düzenlemeleri için ilham ve hammaddeyi New York sokaklarında aramaya başlar. ABD’deki ilk kişisel sergisini New York’taki Ward Eggleston Galerisi’nde açar. Sergi önemli bir başarı olsa da, eserler satılmaz. New York’u betimleyen 80 resimden oluşan koleksiyon için, New York Kenti Takdir Belgesi’yle ödüllendirilir. Solomon R. Guggenheim Müzesi Direktörü Thomas M. Messer ile tanışır ve dost olur. Doğançay’ı New York’ta kalıp şehrin zorluklarına göğüs germeye teşvik eden Messer’in sanatçının kariyerinde önemli bir etkisi vardır. 1965: New York suluboyaları Journal American dergisinin 3 Ocak ve 8 Ağustos sayılarına kapak olur. Afiş Panosu (1964), Solomon R. Guggenheim Müzesi koleksiyonuna dahil olur. Böylece Doğançay’ın ilk kez bir yapıtı bir müzenin kalıcı koleksiyonuna alınır. 1966: Bir başka New York suluboyası daha Journal American dergisinin 27 Şubat sayısına kapak olur. Kapılar Serisi kapsamında üç pencere yaratır. Bunların ikisi sonradan Münih’teki Pinakothek der Moderne, biri ise Minneapolis’teki Walker Sanat Merkezi tarafından alınır. 1967: New York’un çoğu metro istasyonunun graffiti sanatçılarının saldırısı altında olduğu bu dönemde New York Metro Duvarları Serisi’ne başlar. 1969: New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin 20. yüzyıl sanatı bölümünün şefi Henry Geldzahler, Doğançay’a Los Angeles’taki Tamarind Taşbaskı Atölyesi için burs verir. 1970: Doğançay New York’taki Bank Street Atölyesi’nde Duvarlar 70 için 15 taşbaskı gerçekleştirir. 1972: 70’ler boyunca devam edeceği Hücum Serisi’nin ilk çalışmasını üretir. Hücum Serisi’nin ayırt edici özelliği, iki kat kağıtta alttaki katın üstteki yüzeye hücum ederek onu yırtması ve üstte kalan kağıdın kıvrımlarının çarpıcı bir üç boyutluluk izlenimi vermesidir. Bu seri, sonradan gelecek Kurdeleler ve Koniler serilerinin habercisidir. Kurdeleler Serisi, kurdeleyi andıran yırtılmış kağıt parçaları görünürde duvardan dışarı fırlayarak, kaligrafik biçimleri andıran gölgeler oluştururlar. Müstakbel eşi Angela Haussmann’la New York’taki Hotel Pierre’de düzenlenen Macar Balosu’nda tanışır. 1974: UNICEF, Doğançay’ın Ortaya Çıkış adlı yapıtını tebrik kartına basar. 1975: İsrail gezisi, Doğançay’ın Dünya Duvarları fotoğraf projesinin başlangıcı olur. Bu belgesel arşiv 100 ülkeden 30 bin duvarın fotoğrafını içermektedir. 1976: Türkiye’nin önde gelen galericilerinden Yahşi Baraz, Doğançay’ın 15 yıl sonra İstanbul’daki ilk sergisini düzenler. Yapıtlar uluslararası galeri fiyatlarından satışa çıkar ve hepsi satılır. 2011’de hayata veda eden eski İKSV başkanı Şakir Eczacıbaşı, bu serginin Türk sanat ortamının olgunlaştığına işaret eden tarihi bir kilometre taşına dönüşeceğini tahmin eder. 1977’ye kadar İsviçre’de yaşar ve Dünya Duvarları projesi için seyahat eder. 1978: New York’a geri döner ve Angela Hausmann’la evlenir. New York’taki Gimpel&Weitzenhoffer Gallery’de kişisel sergi açar. 1979: ABD vatandaşlığına kabul edilir ve Türk hükümetinin izniyle çift pasaporta sahip olur. 1982: Paris’teki ünlü Centre Georges Pompidou’da Dünya Duvarları projesinden doğan ‘Fısıldayan Duvarlar’ adlı bir kişisel sergisi açılır. 1983: Fransa Aubusson’daki ünlü Raymond Picaud Atölyesi’nde Kurdeleler Serisi’nden birkaç duvar halısı yapar. Jean-François Picaud, “Duvar halısı sanatı 21. yüzyılda liderini Burhan Doğançay ile bulmuştur” der. Burada toplam 14 duvar halısı üretir. 1984: Enka Sanat ve Bilim Ödülü’nü kazanır. Dünya Duvarları projesi için Kuzey ve Batı Afrika’ya gider. 1984–1986: New York’ta gökdelen inşasını fotoğraflarla belgeler. Manhattan’daki gökdelenlere tırmanmak ve demir işçilerini çalışırken görüntülemek için özel izin alır. Demir işçileriyle kurduğu dostluk onu 1986’da büyük bir onarım geçiren Brooklyn Köprüsü’ne götürür ve Doğançay, güvenlik ağlarıyla kaplanan köprünün fotoğraflarını çekme fırsatını elde eder. Hudson Hills Press’ten Paul Anbinder bu imgeleri, “Çağımızda Brooklyn Köprüsü’ne verilen en güçlü ve en ciddi sanatsal tepkilerden biri” olarak nitelendirir. 1986: Hakkındaki ilk monografi olan “Doğançay”, Roy Moyer’ın editörlüğünde ve Thomas M. Messer’in giriş yazısıyla, New York’taki Hudson Hills Press tarafından yayımlanır. 1987: Koniler Serisi’nden Mimar Sinan, Muhteşem Çağ ve Mavi Senfoni yapıtlarıyla 1. İstanbul Bienali’ne katılır. 1988: New York’un SoHo semtinde çok renkli, tuğla bir duvar görür. Duvarın üzerinde graffiti sanatçısının imzası olan GREGO yazısı vardır. Böylece GREGO Duvarları Serisi’ne başlar. GREGO, Doğançay’ın çalışmaları aracılığıyla duvarların nasıl yoldan geçenlere hitaben bir şeyler söylediğini göstermesine imkan verir. Dünya Duvarları projesi için Avustralya, Güneydoğu Asya, Uzakdoğu, Çin, Doğu Avrupa ve Orta ve Güney Amerika’ya seyahat eder. Fransız dergisi Décoration Internationale, Ekim ayı sayısının kapağında Doğançay’ın Aubusson duvar halılarından birine yer verir. 1989: Şili’nin Valparaiso kentinde düzenlenen IX. Uluslararası Sanat Bienali’ne katılır. 1990: 1990’lar, Doğançay’ın sanat kariyerinin en üretken dönemlerinden biridir. On yılın ilk yarısında iki önemli seriye imza atar. Çifte Gerçeklik Serisi’nde buluntu nesneleri yapıta dahil ederek gölgelerin gerçek olup olmadığı ilk bakışta belli olmayacak biçimde ışık ve gölge oyunları yapar. Formula 1 Serisi’nde ise Formula 1 yarışları sırasında yarışçıların dikkatini dağıtmaması için kısmen siyah plastikle kaplanan Monako duvarlarından esinlenmiştir. Babası Adil Doğançay vefat eder. Dünya Duvarları projesi için Orta Amerika ve Küba’ya gider. 1991: Dünya Duvarları projesi için Togo, Benin, Güney Afrika, Namibya, Zimbabve ve Rusya’ya gider. Johannesburg’un merkezindeki duvarların fotoğraflarını çekerken saldırıya uğrar ve fotoğraf makinesi bıçak zoruyla çalınır ancak sivil polisler sayesinde makinesini gelir alır ve olayı yalnızca birkaç sıyrıkla atlatır. İstanbul’da Artess Çamlıca Baskı Atölyesi’nde Süleyman Saim Tekcan’ın gözetiminde Duvarlar-1980 çalışması için 10 adet ipek baskı gerçekleştirir. 1992: Ona Takdir Madalyası veren Rusya Kültür Bakanlığı’nın davetlisi olarak, St Petersburg’daki Rus Devlet Müzesi’nde bir kişisel sergi açan ilk ‘batılı’ sanatçı olur (Duvarlar ve Kapılar 1990-91). Sergi daha sonra Moskova’daki Sanatçılar Birliği’ne taşınır. 1993: 30 yılını Manhattan’da iki odalı bir apartman dairesinde geçirdikten sonra sonunda SoHo Singer binasında gösterişli bir çatı dairesine taşınabilir. 1994: New York, SoHo’daki Nicholas Alexander Gallery’de kapı ve duvar resimlerinden kapsamlı bir seçkiyi sergiler. UNICEF, servis altlığı olarak kullanmak üzere Doğançay’ın resimlerinden birini seçer. Ünlü Fransız yayıncı Gallimard, Julian Barnes’ın ‘Aşk Vesaire’ romanının kapağı olarak Doğançay’ın resimlerinden birini seçer. 1995: Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’yle onurlandırılır. Bu, Türkiye’de bir sanatçıya verilen en önemli ödüldür. Dünya Duvarları projesi için Vietnam, Burma, Nepal, Bangladeş, Sri Lanka, Bahreyn, Katar, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Lübnan ve Suriye’ye gider. The Paris Review, Doğançay’ın Uzun Yıl V (1994) yapıtını 134. sayısına kapak yapar. 1996: Dünya Duvarları Serisi’nden iki fotoğrafı UNICEF kartlarına basılır. New York’ta Singer binasının 8. katındaki yeni bir atölyeye taşınır. 1997: Dünya Duvarları projesi için Azerbaycan, Ukrayna ve Makedonya’ya gider. 1998: New York kentinin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde, JFK Uluslararası Havalimanı’nda Doğançay’ın Daha Önce Hiç Görülmemiş Haliyle Brooklyn Köprüsü sergisi açılır. Büyük boyutlu 19 fotoğrafı içeren sergi, uluslararası geliş terminalinde iki yıl boyunca açık kalır. Aynı fotoğraflar ertesi yıl Hudson Hills Press tarafından yayınlanan Bridge of Dreams (Hayaller Köprüsü) kitabında da yer alacaktır. 1999: Beyoğlu’nda harap durumda, beş katlı bir binayı satın alır ve değerli dostları Oktay Duran ile Cem Bahadır’ın desteğiyle üç yıllık restorasyon süreci başlar. Restorasyonun tamamlanmasından sonra burada Burhan ve Adil Doğançay’ın çalışmalarından temsili bir kesitin sergilenmesi planlanır. New York Kenti Müzesi’nin düzenlediği New York Yüzyılı: Dünya Başkenti, Kentimiz, 1999-2000 sergisinde Doğançay’ın da bir Brooklyn Köprüsü fotoğrafı sergilenir. 2000: Dünya Duvarları projesi için Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan’a gider. 2001: İlk retrospektif sergisini Dr. Nejat Eczacıbaşı Vakfı sponsorluğunda İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirir. 2002: 2000’li yıllardan itibaren müzelerin Doğançay’ın yapıtlarına ilgisi artar. Sonraki yıllarda alım yapanlar arasında şu müzeler vardır: Kunstmuseum, Basel; Museum Moderner Kunst, Viyana; Moderna Museet, Stockholm; Staatsgalerie Stuttgart; Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York; Whitney Amerikan Sanatı Müzesi, New York; British Museum, Londra. Doğançay açık kalp ameliyatı geçirir. 2003: Ameliyatın ardından tamamen iyileşen Doğançay, İstanbul’a taşınarak Doğançay Müzesi’nin tamamlanması için işleri yürütür. Eski takımı Gençlerbirliği tarafından onur madalyası ile ödüllendirilir. Türkiye hükümetinin desteğiyle, Doğançay’ın Kaligrafiye Saygı (1981) projesi Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda sunulur. Dünya Duvarları projesi için Gürcistan’ın Batum kentine gider. Böylece seyahat ettiği toplam ülke sayısı 113 olur. ‘Burhan Doğançay: Works on Paper: 1950-2000’ (Burhan Doğançay: Kağıt Üzerine İşler: 1950-2000) New York’taki Hudson Hills Press tarafından yayınlanır. İstanbul’daki İş Bankası, Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na yardım amacıyla Kibele Sanat Galerisi’nde Doğançay’ın New York’un Mavi Duvarları Serisi’nden 18 tuval ve 15 kağıt üzerine işin yer aldığı bir sergi düzenler. 2004: Tamarind’de ürettiği 10 taş baskıdan oluan Duvarlar V portfolyosunun alınmasıyla, Metropolitan Sanat Müzesi’nin daimi koleksiyonuna giren ilk çağdaş Türk ressam olur. Mart’ta seçim öncesinde duvarları görüntülemek için bir kez daha Atina’ya ve ardından Kıbrıs’a gider ve böylece ziyaret ettiği ülke sayısı 114’e yükselir. 6 Ekim’de Doğançay Müzesi resmi olarak açılır. Mart ayında Ankara’daki Sanat Kurumu’ndan Yılın Ressamı Ödülü’nü kazanan Doğançay, Aralık ayında Hacettepe Üniversitesi’nden onursal doktora unvanı alır. 2005: İstanbul Fransız Kültür Merkezi, Doğançay’ın dokuz Aubusson duvar halısını içeren bir sergiye ev sahipliği yapar. Sergiyle aynı dönemde Thomas M. Messer, Doğançay Müzesi ve Bilgi Üniversitesi tarafından, modern sanat müzelerinin rolü ve sorumlulukları üzerine üniversitede bir konuşma yapması için İstanbul’a davet edilir. Artforum Ankara Plastik Sanatlar Fuarı’nın Sanatçı Onur Ödülü’nü alır. 7 Aralık’ta ise Art İstanbul Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması’nın Sanata Katkı Ödülü’ne layık görülür. 2006: Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’ndan sanata katkıları dolayısıyla ödül alır. 2007: Bodrum Turgutreis’te bir atölye açar: Villa Angela. 2008: Pera Müzesi’nde Jacques Villeglé ile ortaklaşa Collage-Décollage: Doğançay-Villeglé sergisini açar. Bu sergi 2009 yılında İsviçre’nin Biel kentindeki CentrePasquArt’a taşınır. Brandon Taylor’ın yazdığı ‘Urban Walls: A Generation of Collage in Europe and America’ (Kent Duvarları: Avrupa ve Amerika’da Bir Nesil Kolaj) adlı kitap Thomas M. Messer’in önsözüyle New York’taki Hudson Hills Press tarafından yayınlanır. Modern kolajın tarihini inceleyen kitabın odağında Doğançay’ın çalışmaları yer alır. 2009: Doğançay’ın önemli yapıtlarından olan ‘Mavi Senfoni’ (1987) düzenlenen bir açık artırmada, yaşayan bir Türk sanatçısına verilen en yüksek fiyattan (2.2 milyon lira) alıcı bulur. Ankara’daki Sanat Kurumu’ndan ‘Yılın Ressamı’ ödülünü alır. 2010: Doğançay Müzesi’nin sahibi ve işletmecisi olan Burhan–Angela Doğançay Sanat, Kültür ve Eğitim Vakfı kurulur. Ohio Üniversitesi Siegfried Hall Sanat Galerisi, Ohio eyaletinin Athens şehrindeki Kennedy Sanat Müzesi’nden ödünç alınan yapıtlarını sergiler. 2011: İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Onursal Elçi’ seçilir. ABD’de Altın Türk Ödülü’nü alan 18 isim arasına girer. Daha Önce Hiç Görülmemiş Haliyle Brooklyn Köprüsü’nden 25 siyah-beyaz fotoğraf Floransa’da Aria Sanat Galerisi’nde sergilenir. 2012: Ribbon Mania (1982) isimli çalışması, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin daimi koleksiyonuna eklenen ilk Türk çağdaş sanat yapıtı olur. Türkiye’de 60. yılını kutlayan UNICEF’e yardım amacıyla düzenlenen İstanbul’un Yıldızları Projesi’ne Çerçeveli Duvarlar Serisi’nden bir yıldız tasarımıyla katkıda bulunur. İstanbul Modern’de ‘Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay’ başlıklı büyük bir retrospektif sergi açılır. Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR