Biyografi kitapları kurmaca özgün bir eserdir / Osman Akınhay
Yazar Erdal Doğan'ın Agora Kitaplığı'ndan yeniden yayınlanan 'Yaşasaydı Aşık Olurdum: Sevgi Soysal' başlıklı biyografi kitabının yazılışında ve ilk baskısında katkısı olan Agora Kitaplığı'nın sahibi yazar Osman Akınhay'la son tartışmaları ve biyografik yapıtın ne olduğunu konuştuk.
2003’te kitabın yazıldığı sırada yayın yönetmeniydiniz. Bu kitap fikri nasıl oluştu? İlkin 2002 yılında, kitap fikri benden çıktı. Aslında Füsun Ant’ın editörü olduğu Afa Yayınları’nın biyografilerinden esinlenmiştim. Afa Yayınları batmıştı. Oradaki bazı kitapları da alarak bir “Unutulmaz Kadınlar” serisi tasarladım. O dönemde Radikal’de kültür haberciliği yapan Erdal Doğan’la, sanırım yine o Bekar Sokak’taki meşhur Süper Restoran’da sohbet ederken kendisine bu seriden bahsetmiş, “Sen de Sevgi Soysal’ı yazar mısın, hatta yetişirse serinin ilk kitabı yaparız” demiştim. Erdal Doğan gerekli bütün taraflarla görüştü mü? Erdal bu kitaba bir buçuk yıl çalıştı. İlk baskıdan itibaren kitabın girişinde yer alan “Kitabı Yazma Günlüğü”nde kimlerle görüştüğünü, bu görüşmelerdeki izlenimlerini, yorumlarını tane tane sıraladı. Sevgi’nin ailesinin tümüyle görüştü. Mümtaz Soysal ise kendisi görüşmek istemedi. Erdal kitap baskıya verilmeden tüm aile fertlerine kitabın birer çıktısını kendi inisiyatifiyle, yayınevine bile sormadan dağıttı. Hepsi okumuşlar. Erdal’ın günlüğünde açıkça yazdığı gibi, görüş bildiren var, şu noktada endişe ediyorum diyen var, ama itiraz eden, “Hayır, bu annemiz/kardeşimiz/eşimiz değil!” diyen, kitapta anlatılanları ‘yanlış’ bulan tek kişi yok. Kitabın ilk yayınlandığından sonraki 20 yıl içerisinde aileden ya da başka birinden herhangi bir itiraz ya da düzeltme isteği geldi mi? Bizim bildiğimiz, gördüğümüz herhangi bir yorum yok. Sevgi Soysal’ın kız kardeşi Mine Kazmaoğlu’nun zamanında Milliyet Sanat’ta çıkan itirazı da, yanlış hatırlamıyorsam diye ekleyeyim, Funda Hanım’ın ‘isyan ettiği’ konuya ilişkin değil, Sevgi Soysal’ın ilk çocuğu Korkut’la ilgili kısımlardan hareketle, yazarın magazin malzemesi yapılmaması arzusuna ilişkindi. Yani, o itiraz ile Funda Soysal’ın 20 yıl sonraki "twit"i arasında bir uyuşma yok. Bir tek, geçtiğimiz ay, kitabın Agora’daki 5. baskısının twitter’dan ön duyurularını yaparken kitabı yayına hazırlayan Eylem Asrav Akınhay’ın bir twitine Funda Soysal, “Keşke bazı noktalarda düzeltilebilseydi o biyografi,” şeklinde bir dilekte bulundu. Eylem’in yazarıyla iletişime geçebilirsiniz cevabına da Funda Soysal, “Beni arayabilir,” diye karşılık verdi. Bir yazar olarak senin biyografi hakkındaki düşüncelerin nedir? Günümüze Twitter dili öyle dayatıcı bir atmosfer doğuruyor ki, bir yandan kendinizi haklı gördüğünüz yanları öne çıkarmayı isterken, öbür yandan saldırıya uğradığınız alanda ‘çarpışmak’ mecburiyetinde kalıyorsunuz. Bu meselede de odak noktası birdenbire tali bir zemine kaydı, Funda Soysal’ın (ya da ailenin) ‘onayı’ meselesine hapsoldu. Okurun ve dolayısıyla metnin kendisinin gözetilmediği bir ‘takdim’ sorununa sıkıştırıldı. Biyografi, edebiyatta apayrı bir tür (genre). Ne yazık ki biyografinin Batı edebiyatına kıyasla bizdeki hacmi çok sınırlı. Şüphesiz Batı’da ‘authorized’ (onaylı) biyografiler de yazılıyor, ama bu ‘onay’ olmazsa olmaz bir şey zaten olmadığı gibi, kitabın niteliğine ilişkin bir fikir de vermiyor. Bizim (yayınevi ve yazar olarak) buradaki tek hassasiyetimiz, biyografisi yazılan kişiye ilişkin metin içerisinde bilgi aktarır ya da yorum yaparken yanlış ya da gerçek olmayan bilgilere dayanmamaktır, ya da emin olunmayan bilgileri aktarırken bunların açıkça belirtilmesidir. Yoksa biyografi yazarı, özgün eserini kaleme alırken okurun ‘şahsi hassasiyetleri’ni umursayamaz. Umursarsa da ortaya ‘özgün eser’ çıkmaz. Dediğim gibi, biyografi, yazarın özgün bir edebi eseridir. Hayatının tümünü ya da belli dönemlerini ya da bir kesitini aktardığı kişiye dair ‘kurmaca’ bir hayat öyküsüdür. Okur kendi ölçütlerine göre beğenir ya da beğenmez. Kendi argümanını oluşturur. Beğenisini ya da eleştirisini yazıyla dile getirir ya da kendi dost meclislerinde anlatır. Bunun başka bir seçeneği yoktur. Olmadı, oturur, kendisi başka bir kitap/makale hazırlar. Yazar, biyografisini kaleme aldığı kişiyi kendi bakışının süzgecinden geçirir, gerekli gördüğü görüşmelerini ve araştırmalarını yapar, sonra kendi dili ve üslûbuyla metne dönüştürür. Yok, illa ki ‘onaylı’ olsun, yoksa ‘muteber’ değil diye düşünen okurlar varsa (ki mebzul miktarda olduğunu görüyoruz) açsınlar ansiklopedi okusunlar, wikipedia’ya baksınlar. Son not, biyografi yazarı kimseyle görüşmek mecburiyetinde de değildir. Kendi bilgisi, görgüsü ve imgelemiyle tasavvur ettiği hayali bir biyografi de yazabilir. Okur yine beğenir ya da beğenmez, över ya da eleştirir. İtirazı varsa metne bakar. Bizdeki gibi, kapağını kaldırmadığı, metni okumadığı kitabın yazarına ‘vasat herif’ demez, şairim diye şiir kitapları çıkartıp bir biyografi yazarına düpedüz ‘dangalak’ diye hakaret etme küstahlığında bulunmaz. Bir de kitabın başlığı konusu var: “Yaşasaydı Âşık Olurdum!” Bir erkek yazarın kadın bir sanatçıya (bu örnekte, bir yazara) ilişkin olarak yazdığı bir biyografi kitabıyla karşılaşan okur, böyle bir başlıkla gördüğünde: a) Beğenmeyebilir (takdiridir); b) Yüzünü buruşturabilir (takdiridir); c) Bu başlığı eril bir gözle kadının nesneleştirilmesi olarak yorumlayabilir (takdiridir, düzeyli bir eleştiridir); d) İğrenç bulabilir (pas geçilir); e) Bu başlığı koyamazsın diyebilir (temennisi olur, ısrar ederse haddini aşar); g) Bu başlığı koyarsan vasatsın, dangalaksın, vb. diyebilir (diyemez, derse ne diyorsa kendi zihniyeti odur); h) “Biyografi bu değil!” diyebilir (omuz silkilir; yalnız başlığa bakarak söylerse ucuzcudur, önce metni okuması lazım gelir); i) Kitabı okur, (hafifçe ya da kuvvetle) eleştireceği yanları, çürüteceği, tersini iddia ettiği kısımları vardır, bu metnin biyografi türünü hak eden bir metin olmadığı izlenimini edinmiştir, oturur, kafasında ne varsa, eli neye değiyorsa bir yorum, bir makale yazar, görüşünü dile getirir (en doğal hakkıdır). (Sorular: Ahmet Yıldız) Osman Akınhay
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR