BİR GİDER BİN GELİRİZ

Lorka’yı kitaplardan tanıyorum

bedrettin’i aşımdan ekmeğimden

biri ette dikendi

biri etimde diken

 

yoldaşlar

bağışlayın bugün beni yoldaşlar

acılıyım balta yemiş bir çınar gibi

yuvasına yılan girmiş bir kuş gibi öfkeli

bağışlayın bugün beni yoldaşlar

                  ‘bugün başım kalaba’

 

bindokuzyüzyetmişsekiz yılının

            onbir temmuz sabahında

başkentin ortasında

büyük millet meclisi’nin yanıbaşında

atatürk bulvarı’nın kıyıcığında

çankaya köşklerinin hemen altında

en güzel saatinde sabahın

telefonlar çalışırken

teleksler çalışırken

işlerken caddeler kovanlar gibi

            vurdular bedrettin’i

            köroğlu sokağında

delik deşik ettiler o dimdik taşı

o güneşli güzel alnı alkana buladılar

 

saklısı gizlisi yoktur bu işin

bilginin bilimin ışığın düşmanları

            pusu kurup kahpecene

            vurdular bedrettin’i

karısı yanındaydı

umutları yanındaydı

düşleri yanındaydı

            vurdular bedrettin’i

sömürü sürsün diye

karanlık sürsün diye

osmanlı çöplüklerinin pentagon uşakları

işbirlikçi sermayenin kiralık katilleri

düşlerinden kan damlayan kudurmuş itler

            kullanmasın diye işçi bayramı

            sırıtmasın diye örgütlü cinayetler

            vurdular bedrettin’i

 

saklısı gizlisi yoktur bu işin

devlet de oradaydı, yoldaşlar

            hükümet de orada

radarlar da oradaydı, yoldaşlar

            telsizler de orada

krediler, yolsuzluklar, bankalar

            türkiye de oradaydı, yoldaşlar

sokaklar yapılar gördü bu kahpeliği

            sokakların yapıların dilleri yok ki

ağaçlar balkonlar gördü bu kahpeliği

            ağaçların balkonların dilleri yok ki

uçan kuşlar karıncalar gördü bu kahpeliği

            dilleri yok ki

sorsanız söyler belki

            çatıdaki güvercin

sorsanız söyler belki

            temmuz mavisi

ama sizde dil yok ki!

 

acılıyım yoldaşlar

balta değmiş çınar gibi acılı

            ama yılgın değilim

demir ateş neyse

demire çekiç neyse

            acı da odur bize

biz acıda bilenmişiz yoldaşlar

            acı bizim ekmeğimiz aşımız

            acı bize ne yazar!

vuruluyor bedrettin’ler

vuruluyor birer birer

            elbette vurulacak

doğruluyor bedrettin’ler

doğruluyor biner biner

            elbette doğrulacak

dolduruyor caddeleri yüzbinler

yüzbinler sosyalizme

yüzbinler kurtuluşa

            elbette dolduracak!

 

öfkeliyim yoldaşlar

yuvasına yılan girmiş bir kuş gibi öfkeli

            bugün sözüm sizedir:

bölünmenin dağılmanın sırası değil

derlenip toparlanmanın günüdür artık

alnımıza alnımıza düşüyor tetik

göçüyor çınar çınar yiğitlerimiz

ışıklar bir bir karartılıyor

            kolgeziyor kahpelik

ya sıkılmış yumruk gibi kalkarız şaha

            biter kölelik

ya da medet dileniriz vurulup düşenlerden

yok başka!

(Türkiye Yazıları, Sayı: 17, Ağustos 1978, s.3)

 

 

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL KİMDİR?

(1927-1984), 1927’de Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu. Öğretmenliğe Göksun’da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. 1955-1960 yılları arasında Gürün ve Sivas’ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı. 1960’da önce İstanbul’a, sonra Ankara’ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı. Bir süre de Forum dergisinin sanat sayfalarını yönetti. “Kızılırmak” kitabı nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı. Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. İlk şiiri 1959’da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikâyeleri de yayınlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı’nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT’nin 1970 Sanat Başarı Ödülü’nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile 1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü’nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü’nü aldı. 1983’te beyin kanaması geçirdi, bir yıl bitkisel hayatta yaşadı. 26 Şubat 1984’te evinde yaşama gözlerini yumdu. Eserleri şöyle: Şiir: Kavel (1963), Temmuz Bildirisi (1965), Kızılırmak (1966), Kızılkuğu (1971), Ağlasun Ayşafağı (1972), Oğlak (1972), Acıyı Bal Eyledik (1973), Kelepçenin Karasında Bir Ak Güvercin (1974), Koçero Vatan Şairi (1976), Haziran’da Ölmek Zor (1977), Filizkıran Fırtınası (1981), Acılara Tutunmak (1981), Işıklarla Oynamayın (1982), Tohumlar Tuz İçinde (1988), Kandan Kına Yakılmaz (1989), Karagün Dostu (1989). Mizahi Hikaye: Öhhöööö! (1964), Made in Türkey (1970), Bıyıklar Konuşuyor (1971). Gezi: Bağdat Basra Yollarında (1974). Çocuk Kitapları: Eşeğin Gözyaşları, Aşıcı Baba, Ormanın Öcü, Ressamın Bıldırcınları, Becerikli Çocuğun Düşleri.

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)