Barış Doster 23 Nisan'ı kutlayamayan 'sol' parti ve yayın organlarına saydırdı

Akademisyen Barış Doster, 23 Nisan Bayramını kutlamayan, zoraki kutlayan ya da Atatürk'ü anamadan kutlamaya çalışan çevreleri eleştirdi.

news-details
Eleştiri

Türkiye'de İslamcı ve hükümete yakın "yüksek bürokrasi"nin alışık olduğumuz üzere, sıradan ve yavan bir protokol görevi olarak kutlamaları geçiştirmelerini normal karşılayan Doster, "Önceki gün bir kez daha gördük. Atatürk’ün önderlik ettiği Cumhuriyet Devrimi’nin kazanımlarının toplumsallaşması, siyasallaşması, her önemli olayla, değerinin daha çok farkına varılması, Türkiye’yi birleştiriyor. Bütünleştiriyor. En temel, en büyük, en ortak değerlerden biri olarak, milli bilinci pekiştiriyor. Devlet uzaklaştıkça, millet sarılıyor. Devlet dışladıkça, millet sahipleniyor. Dikkat çekici. Olumlu. Önemli." diye yazdı.

Doster, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, "Bir, iki istisna hariç, -tırnak içinde- 'sosyalist' partiler de aynı tutumda ısrar ettiler. Bu bağlamda, gerekçeleri farklı olsa da, solda geçinen ve soldan geçinen bu partiler ile iktidar ve doğurduğu partiler, Atatürk’e koydukları mesafe nedeniyle, aynı noktada buluştular. Bu 'sosyalist' partiler, Atatürk’ün adını anmadan, ulusal egemenlik bayramı kutladılar. Yayın organları da öyle. Bu tavırlarıyla da, külliyede veya Meclis’te metin yazarlığı yapabileceklerini, iktidar medyasında editör olarak çalışabileceklerini gösterdiler. Eli nasırlı emekçilerle, yoksul köylülerle, sahipsiz memurlarla buluşmaya niyetlerinin olmadığını kanıtladılar." diye yazarak "Böyle bir solculuğun varacağı yer, AB kuyrukçuluğu, neo-liberalizm, Soros fonlaması bir sivil toplumculuk, FETÖ destekçiliği, PKK terör örgütü şakşakçılığı, NATO sevicilik olur." diye sert bir şekilde eleştirdi.

Oldukçe sert ifadeler kullanan Doster, yaşananları "Atatürk’ü anmadan 23 Nisan’ı kutlayan 'sol' partilerin yöneticileri de, HDP’den bir vekillik kapmak için yarışmaktadırlar. Etnikçiliği devrimcilik, mezhepçiliği sosyalizm, hemşericiliği komünistlik sanmanın sonucudur bu. İdeolojik berraklıktan, politik tutarlılıktan, sınıf bilincinden uzak olmanın yansımasıdır. Ne Nâzım Hikmet, ne Mehmet Ali Aybar, ne Deniz Gezmiş, ne Uğur Mumcu ile ilgisi vardır." diye değerlendirdi.

Gercekedebiyat.com

Sosyal Medyada Paylaş

author

Gerçek edebiyat

gercekedebiyat.com yazarı,

Yazarımıza ait diğer yazıları görmek için tıklayınız..