Rastgele, karman çorman, Türkçe sayılamayacak bir dil. Ömer Seyfettinler, Güntekinler başlatmış ama geliştirememişler. Henüz yoldalar. Türkçenin diri toprağından yazın yaratılmalı…    1940’lı yıllar. Köy enstitülerinin içi boşaltılmaya başlandı başlanacak. Ceyhun Atuf Kansu ağızlığında cıgara tüttürüyor. Aynı masadalar Ressam Fahir Aksoy’la. Yenilik, yaratı, coşku yalnız yazında değil, resimde, oyunda, felsefede, bilimde… Kürdün Meyhanesi’ne kimler uğramıyor ki. Kürtlükle ilgisi pek de yok ya sahibinin. Şiveli konuşuyor diye adı öyle kaldı. Meyhane dendiğine bakmayın, üniversite…

“Bülent’i de alalım” dedi Kansu.

“Tabii, tabii. Bülent mutlaka katılacak.”

Bülent Akyol hekim… Kansu ise çocuk hekimi. Kayaş taraflarında bir köydeler. Rastlantı bu ya, köyde düğün var. Davul zurnayla karşılanıyorlar. Düğüne katılıp az boğma rakının ardından, çocukları, yetişkinleri sağlık taramasından geçiriyorlar. Dönecekleri vakit istasyonda bir yapıdaki tabelaya takılıyor gözleri: Demokrat Parti.

“Hele bir çıkıp tanışalım,” diyor Kansu. Varmalarıyla sıcacık karşılanmaları bir oluyor. Hoşbeş, ikram… Çok geçmeden söz Demokratlara geliyor.

“Şimdi doktor, bunlar bizi kullanmayı mı istiyor?”

“Evet kardeşim. Bunların köylülerle, halkla, alın teriyle bir dostluğu yok, olamaz da. Birtakım duyarlıkları kullanmaya başladılar bile.”

Biraz daha sohbet koyulaştı, başka konulara kaydı ama az öncesi sözler unutulmamıştı.

“Peki doktor, bizi kollayacak, koruyacak hangisi?”

“Sosyalist parti, sosyalizm” dedi Kansu.

“Mehmet” diye seslendi “teşkilat” başkanı, “Hemen şu tabelayı sök oradan, sosyalist olacağız.”

Kansu halk öğretmeniydi, yoksul babası hekim, düşünür, bağımsızlığın has ozanı. Köylüyle, aydınla muhabbet insanıydı. Öyle akımlardı, öbeklerdi dert etmezdi. Kendiyle barışık, ne yapacağını bilen.

Çoğu kişi bilmez… Dede de hekim. Şevket Aziz Kansu Ankara Üniversitesi’nin kuruluşunda büyük emeği bulunan antropolog-profesör. Mustafa Kemal Samsun’a çıkmış, ardından Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Hacıbektaş derken Ankara’ya ulaşmıştır. Meclis çalışmaktadır. Ne yapıp edip, kurtuluş çaresi bulunacaktır. Mazhar Müfit Kansu daha kongre günlerinde Bitlis valisi görevinden kendi istenciyle ayrılmış, Mustafa Kemal’e katılmıştır. Mekke doğumlu baba Nafi Atuf Kansu, ana Müftale Hanım eğitimciler. Müfdale Hanım günlük tutuyor. Nafi Atuf emek-eğitim ilişkisi üzerine dergiler çıkaran, makaleler, kitaplar yazan, sosyalist parti ütesi bir düşünür. İkileme düşmüyor, gecikmiyor; Ankara’ya, Mustafa Kemal’in yanına geçmek amacıyla, kayınbiraderi Vehbi Beyle birlikte İnebolu’ya geçerler. İlginç rastlantıdır; Nâzım Hikmet de orada onay beklemektedir. Çok yakınlaşırlar orada. Sonunda İzin çıkar, Ankara’ya varırlar. Varırlar ya kara haber de ulaşmıştır. Eşinden, kendi de Ankara’ya geçmek için haber bekleyen Müfdale Hanım ani apandisit sorunu yüzünden yaşamını yitirmiş, Kuvayımilliyecilerce, karlı bir günde toprağa verilmiştir. Nâzım Hikmet, Müfdale Hanım için ağıt yazar…

Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı yılın sonunda doğan Ceyhun Bebe hem talihsiz hem talihlidir. Cumhuriyetle birlikte büyür. İlkokulu bitirirken yakalandığı kemik veremi yüzünden alçılar içinde geçen zaman onu çok sarsar. Baba, Devrimin eğitim dizgesini kurarken, köy enstitülerinin Tonguç Babası İsmail Hakkı Tonguç’la bacanak olurlar. Çocukluğu, Tonguç’un oğlu Engin’le geçer. Dostturlar. Bir enstitü gezisinde Ceyhun Atuf Tonguç’la birliktedir. Coşkuludur, devrimci bilinç tüm varlığına egemendir.   

Kırklı yılların sonu… Madem diye düşünür, Atatürkçüyüm, devrimciyim, cumhuriyetçiyim, halkçıyım, görevlendirilmem gerekmez; gidip Anadolu’nun gereksinim duyulan bir yerinde çalışmalıyım… Ve Turhal Şeker Fabrikasında çocuk hekimliği işine başlar. Dergileri çok sever; Ülkü, Millet… Ayırmaz. Bir yandan şiirlerini, şiir kitaplarını, bir yandan da düşün yazılarını, öykülerini yayımlar. Muzaffer Hanımla evlenir Turhal’da. Dingin, sorun çözen, destek olan bir eştir, anadır. On bir yıl yaşarlar orada. Kızı Bahar, oğlu Işık bu nedenle Turhallıdır. Emek verir gece gündüz. Yüreği yanıktır, kederlidir. Nasıl olmasın ki. Kızamıktan bir günde onlarca çocuğun öldüğünü görür. Bir şey yapamadığını düşünmenin dinmez acısı içinde kalır. Hasta çocukların öykülerini yazar. Yıkılan duvarın altında can veren öğretmenin çocuklara seslenişinin şiirini yazar. Dünyanın Bütün Çiçekleri der, Kızamuk Ağıtı der, siz ne dördünüz ki diye hesap sorar… Mustafa Kemal’in, Bağımsızlık Gülü’nün şiiri yazılmalıdır, Söylev’i yorumlanmalı, açıklanmalıdır. Yetkinlikle yazar bunu. Hem de hekimliğin tüketen yoğunluğu, gerilimi arasında. O koşullarda değerli destekçilerinden biri de Yazar Talip Apaydın’dır; sık sık ziyaret eder Kansu’yu, dertleşirler.

On bir yılın ardından Ankara’ya dönülür. Çocukların eğitimi, yazın, düşün çevresi. Bu kez Ankara Etimesgut Şeker Fabrikasında hekimdir. Yazına, mesleğine, Türk Dil Kurumu’na, Halkevine çalışır, çalışır. Dostu Engin’in hekim olmasında etkisi vardır. Engin de başarılıydı; epey sorun yaşasa da yurtdışına gitti.

Demokrat Parti’nin ülkeyi getirip itmeye çalıştığı uçurumun kıyısından 27 Mayıs 1960 devrimiyle çekilip alınması başta aydınlarda umut yaratmıştı. Atatürk Devrimi yurttaş, köylü, işçi, gençlik için yapılmıştı; harcanmasına izin verilemezdi. Sevinç içindeki İsmail Hakkı Tonguç kısa süre sonra, Haziran 1960’ta yaşamdan göçtü. Hiç dur durak, soluklanmak bilmemişti.

1960 Eylemi yayılmacıların ve işbirlikçilerinin gençliğe düşmanlıklarının önüne geçemedi. Yönetim korumasında eğitilen kıyımcılar aydınlanmış gençlerin üzerlerine saldırtıldı. Yetmişli yıllar, kan gölü. Adı “karşıt görüşlü öğrenciler çatıştı” diye kondu ama gerçek kıyımlardı, öldürümlerdi. Türkiye faşist darbeye sürüklenmekteydi. Cumhuriyet gazetesi muhabiri oğlu Işık da kurşunlar altında görev yapmaktaydı…

Düşünür-Ozan-Yazar-Hekim Ceyhun Atuf Kansu’nun yüreği, verem geçirmiş bedeni 16 Mart 1978 Beyazıt Meydanı Kıyımı acısına dayanamadı; 17 Mart 1978’de ayrıldı bu dünyadan. Çocukların hekim babasıydı, yazarların Ceyhun Babası.

Günay Güner
Gercekedebiyat.com

 

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)