Aziz Nesin'in İrfan Yalçın'a yazdığı o mektubu Kemal Ateş yayınladı
İrfan Yalçın için 'İstanbul'un edebiyatta anlatılmamış konularını yazdı...' değerlendirmesini yapan Kemal Ateş İrfan Yalçın'ın Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi kitabının anlatıyor, Aziz Nesin'in bu kitap hakkında yazara yazdığı mektubu yayınlıyor.
Yazar Kemal Ateş ünlü yazarımız İrfan Yalçın'ı yazdı. Aziz Nesin'in İrfan Yalçın'a yazdığı mektubu yayınladı "Nerdeyse ilk kitabından beri izliyorum, okuyorum İrfan Yalçın’ı" diyen Kemal Ateş, Aydınlık'taki köşesinde yazdığı yazıda "İlk romanı Pansiyon Huzur’la İnci’si, Ayla’sı unutamadığım roman kişilikleri olarak hâlâ yaşar bende. Sonra okuduğum Genelevde Yas aynı güzellikteydi, ilk romanı kadar büyülenmiştim. Koca İstanbul’un göbeğinde, ama edebiyatta pek anlatılmamış, farklı insanlardı yazdıkları. Derken Ölümün Ağzı, Fareyi Öldürmek, Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi vb. arka arkaya geldi romanları. Ölümün Ağzı, o yılların çok saygın bir ödülü, TDK ödülünü kazandırmıştı yazarına." bilgisini veriyor. Yazar Kemal Ateş'in yazı şöyle: "...Sürgünlük Osmanlıda da yaygındı. Mithat Cemal Üç İstanbul’da sürgünlerin hiç değilse bir kıyı kentine sürülmek için torpil aradıklarından söz eder. Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi’ndeki sürgünün böyle keyfine göre kent seçecek gücü yoktur. Kısaltılarak N. diye belirtilir sürgün yerinin adı. Hitler’in dünyayı kana buladığı savaş yıllarında bu küçük kente sürgün gönderilen bir şairdir, suçu da şiir yazmak. Tutuklanmış, bir süre içerde kalmış, kimseden izin almadan 'çiş yapmanın' ne demek olduğunu anlamış bir aydın… Kahramanımıza dünyayı dar edecek bu yer sanki özellikle seçilmiştir ya da ülkemizde ne çoktur böylesi kentler. Çalışmak ister, çalışmak zorundadır; ona iş verenlerin vay haline… Dükkânları taşlanır. Kahvelerden bile kovulur, radyolu bir kahveye hasret kalır bazen. Amelelikten arzuhalciliğe kadar bir yığın iş dener. Bir saçak altını bile çok görürler. Onu hiç bırakmayan sırnaşık bir hüzünle, içine kıvrılmış gibi yaşar. Güzel anlatır İrfan Yalçın, güneşsizliğin kokusunu da, kar kokusunu da duyurur bize. Bahar dolu dalları, ağaçların, çiçeklerin solumasını şiirsel bir dille güzel anlatır. Dilbilimcilerin bir sözünü çok severim: Sözcüklerin anlamları yoktur, kullanımları vardır. İrfan Yalçın bunu doğrulayan yazarlardan... Kendine göre kullanıyor sözcükleri. (...)" AZİZ NESİN'İN İRFAN YALÇIN'A MEKTUBU "27 Ocak 1992 "Sevgili İrfan Yalçın, "Sana çok, pekçok teşekkür etmeliyim. Çoktanberi beni coşkulandıracak bir oyun, bir film seyredemiyor, böyle bir öykü, roman, anı okuyamıyordum. Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi’yle beni mutlu ettin. İyi ki Atina’ya gittim, kitabını ancak orda okuyabildim ve okuyunca mutlu oldum. Ne seyrek GEtadabiliyorum böyle mutlulukları… "Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçe’sinde beni yazmışsın, beni anlatmışsın, yani bütün sürgünleri… Sürgünde yaşayanların hepsi bu kitapta kendini tanıyacak. "Salt beni anlattığın için mi sevdim kitabını? Hayır… Acıları çok şiirsel sunmuşsun, acılı sürgün anlatımını en iyi ve güzel verecek olan biçemi seçmişsin. Ne güzel, ne güzel… "Hepsinden önemli olan, sürgünle geçen bir yalın yaşamın çok ustaca kurgulanması. Bu kurgu başarılı olmasaydı kitabını bu denli sevemezdim. Önemli olan okura, 'Sürgünde neler çekmişler, vah vah…' dedirtmek değil; bu da önemli ama çok şey değil, çok az şey… "Kitabınla bana verdiğin haz için teşekkür ediyor ve seni kutluyorum. "Sevgilerimle. Aziz Nesin" İrfan Yalçın'ın bütün yapıtlarını H2O Kitap yayınladı ve yazarı yeniden gündeme getirdi. Gercekedebiyat.com
YORUMLAR