Azad karadereli'nin öyküleri üzerine / Celal İlhan
Süt Gölü, çiçeği burnunda edebiyat yapıtları yayınlayan Boyalıkuş Yayınları’nın dokuzuncu kitabı.
Süt Gölü’nün yazarı Azad Karadereli, Azerbaycanlı bir yazar. 70’li yıllarda Azerbaycan Pedagoji Enstitüsü’nde okumuş. Ermenistan işgalinden önce doğduğu çevrede köy öğretmenliği yapmış. Zaman içinde, halkla içi içe geçen o yılları, sanatçı gözüyle, duyarlıkla içselleştirerek yazmaya başlamış. Köyünün, vatanının İşgal edilmesi, yaşamının en önemli kırılma noktaları olmuş Karadereli’nin.
O duyarlı kişiliğiyle gözlemlediği kişisel ve kitlesel bozgunları hiç unutmadı, unutamadı. Emperyalist güçleri yedeğine alan Ermenistan saldırılarında ulus olarak yenilgiyi tatmak yazma eğilimini kamçılamış olmalı Azad Karadereli’nin. Bize hiç de yabancı gelmeyen öykülerinde, savaşın silinmez izleriyle karşılaşıyor, o masum çocukların, yaşlıların ve kadınların derin acısını içimizde duyuyoruz.
Süt Gülü kitabının önemli bölümü o savaş anılarından oluşuyor. Bizden uzak kıldığımız ama bizden bir parça Azerbaycan’daki kardeşlerimizin duygu ve düşüncelerine yaşadıkları olaylara ancak bir yazar gerçekten tanıklık edebilir ve bize anlatabilirdi. Bunu da Bakü’de oldukça tanınan ve Yazı edebiyat dergisi çıkaran başarılı yazar Azad Karadereli yapıyor.
İşgalden sonra Bakü’ye yerleşen Karadereli, radyo programcılığı yanında, çıkardığı bir edebiyat dergisiyle asıl amacına uygun bir uğraşa, edebiyat dergiciliğine başladı. Öyküler ve romanlar yazdı. Halkının arasında değil içinde, damarlarında dolaşan bir yazar Karadereli. Kimi yazarlarda gördüğümüz tepeden bakışı, onun hiçbir öyküsünde görmek olası değil. Öykülerini okurken bir sıcaklık sarıyor içinizi, kahramanlarıyla özdeşleştiğinizi duyumsuyorsunuz.
Azerbaycan Türk Edebiyatı, yüz yıllardır Anadolu edebiyatıyla bağlantılı, dahası iç içe geçmiş, benzerlikleri farklılıklarından çok fazla bir edebiyat. 15. yy yaşamış Nesimi, Fuzuli gibi büyük ozanlar hem onların hem bizim, başımız üstünde tuttuğumuz ozanlar değiller mi?
Bence, Azad Karadereli de yarınlara kalacak, Azerbaycan halkı gibi bu öyküleri ve yayınlanacağını umduğum diğer kitaplarıyla Anadolu Halkının da yüreğinde, bilincinde yaşayacaktır.
Kitaba adını veren öyküden, Süt Gölü’nden söz etmek istiyorum.
Paranın gücünü anlamış, ona köle olmayı baştan kabullenmiş bir varsılın, evine temizliğe gelen komşu kadına bir güzellik yapmasıyla başlar öykü. Komşunun büyük bir çiftliği vardır. Koyunlar, keçiler, inekler, develer sürüler halindedir çiftlikte. Toptan ve perakende süt satmakta, lüks bir yaşam sürdürmektedir. Evinin temizliğini yapan komşusuna da bir yardımı dokunsun ister evin hanımı. Satabileceği kadar süt verir temizlikçisine. Hilesiz süt satmak diye bir şey yoktur o bölgede. Bir an önce köşeyi dönmek için süte, giderek artan oranda su karıştırmaya başlar temizlikçi kadın. Hizmette sınır olmadığı gibi hilede de sınır tanımaz 21. yüz yılın insanı.... Bundan sonrasını anlatmıyorum; öyküyü soluksuz okuyanlar öğrenecektir olayların gelişimini. Öykü, günümüz insanın yozlaşmaya ne denli açık ve istekli olduğunu incelikle ve ustalıkla ortaya koyuyor.
Öteki öyküleri de çok gerçekçi, ayağı yere basan öykülerdir. Okurken, kahramanlıkların, hainliklerin, kıyıcılıkların, düzenbazlıkların bin türlüsünü görür, kâh gururlanır-gönenir, kâh üzülür yerin dibine batasımız gelir.
Öykü kahramanları, kadınıyla-erkeğiyle ne kadar da benzer bizim köşe dönmecilerimize.
Okurun, birinci ağızdan, Azerbaycan Türk toplumunun edebiyatı ve sosyal yaşamı konusunda fikir sahibi olacağı birbirinden güzel on dört öykü var kitapta. İyi okumalar dilerim.
CELAL İLHAN
(Aydınlık Kitap)
YORUMLAR