Assos Behramkale ve Athena Tapınağı gezi notları / Zuhal Küçüközmen
Dinlenmesi dedim çünkü 3000 yıllık bir tarih, görseliyle konuşuyor sizlerle. Benim ilk durağım Assos Antik Limandı. Denizin üstünde tahta masa ve sandalyeler var gibi göründü ilk bakışta gözüme. Işıl ışıl ışıldayan, dalgalarla şarkı söyleyen bir denizi vardı. Sade kahve ve fonda çalan 70'li yılların şarkılarıyla beynimin bütün negatif düşüncelerden arındığını hissedene kadar oturdum ayağı sallanan tahta masada. Hani hep huzur ararız ya, huzur arayanlara bir adres de benim katkım olsun diye gezdiğim yerleri paylaşma fikri burada oluştu... Güzel anılar biriktirmek için çıkmıştım evden ve öyle de oluyordu. Ayrılırken limandan tekrar görüşeceğiz dedim denizin kulaklarına. İkinci durağım Behramkale köyü oldu. Burada da beni küçük bir çay bahçesi karşıladı. VI. Yüzyıldan kalma sütunların yanına tahta masalar yerleştirmişler ve tarihe dokunmamışlar. Bu şirin çay bahçesini öyle yapmışlar. Ayakta içtim çayımı tam da o sütunun önünde. Sigaram bitmişti ama bir çay daha içmek istiyordum. Boş paketimi gören yan masadan beni izleyen amca - bugün sigara satan bakkal kapalı- diyerek sigara ikram etti bana. İnsanlık ve tarih ölmemiş buralarda dedim içimden. Tarihe sahip çıkan insanların olduğu, insanlığın nefes aldığı bu köyü de mutlaka ziyaret edin derim. Athena Tapınağına da "Assos"la beraber çıktık. Denize bakarken madem bir tanrıçanın tapınağına ayak bastım ve mitolojide barış tanrıçası diye geçiyor Athena dedim, tüm dünya için barış diledim.
Mutlaka görülmesi ve duyabilirseniz eğer dinlenmesi gereken yerlerden ilk üç yer benim listemde.
Üçüncü durağımsa Behramkale'ydi . Müze girişine doğru ilerlerken bir sesin beni takip ettiğini gördüm. Sesin sahibi bir köpekti. Bir adım arkamdan geliyordu. Kaleyi benimle gez der gibi bakıyordu gözlerime. Kırmadım onu kaleyi beraber gezdik. Assos koydum adını. Yol arkadaşım oldu.
YORUMLAR