Never Look Away (Asla Gözlerini Kaçırma) en iyi yabancı film dalında Amanya'nın Oscar adayı ve daha önce Başkalarının Hayatı ve Turist filmleriyle rüştünü sinema severlere ispat etmiş olan Florian Henkel Von Donnersmarck'ın başyapıtı.

188 dakikalık başyapıt,  1937 yılında 6 yaşındaki Kurt'un müze gezintisi ile başlıyor. Aslında tarih ve yer "Führer"in sanat ve toplum üzerindeki baskısının yeni  ama vurucu bir şekilde hissettirdiği dönemi anlatmak için çok çarpıcı; çünkü Kandinsky ve Picasso'nun resimlerinin aşağılandığı Bauhaus Okulu'na baskıların arttığı bir dönem.

Bu dönem ile ilgili Sohibor'dan Kaçış, Schindler'in Listesi ve Hayat Güzeldir de olmak üzere onlarca başyapıt izledik.

Akıl tutulması kavramı ile birebir örtüşen Alman toplumunun Hitler'in arkasından gitmesi ve Hitler'in siyasi çılgınlığını uzun uzadıya anlatmaya gerek yok. Yahudi soykırımı ve faşizm ve büyük savaş!



Ailesinin Nazi partisine üye olmamasının bedelini ödeyen Kurt belki de tepkisel olarak sanata eğilip güzel sanatlar fakültesine kaydoluyor. Film aslında beklendiğinin aksine esir kampları ve savaş sahneleri üzerinde değil faşist ve baskıcı yönetimler altında sanatın ne kadar özgür olabildiği ve sanatın özgürlük mücadelesi üzerinde dönüyor.

Savaş sonrasında ikiye ayrılan Almanya'nın Doğu Almanya sınırlarında kalan Dresden'de ressamımıza bu kez, Nazileri aratmayan baskı ve yönlendirme çabası sosyalist rejim tarafından yapılıyor. "Toplumcu gerçekçilik" dayatmasıyla yalnızca "proleterya" üzerine çalışmak zorunda bırakılan bir ressamın mutsuzluğunu ve törpülenen yaratıcılığını acıyla izledik. Hele Hitler döneminde üstelik  "Nazi gönüllüsü" katil bilim adamlarının savaş sonrası nasıl Sovyet sistemine hemen adapte olup herkesten çok devrimci ve komünist kesildiklerini görmek iç acıtıcı. 

Dellikanlılık dönemini aşk, cinsellik ve resim arasında mekik dokuyarak acılarını unutmaya çalışan Kurt'un 30 yaşında Batı'ya ilticası ve yeniden okul macerası filmin 2. yarısının konusu.

Alman toplumu da tüm dünyada olduğu gibi savaş sonrası yaralarını yeni sanat akımları üzerinden tepki vererek sarmaya çalışmaktadır ve Batı Almanya sanatta özgürlüğü sonuna kadar açmıştır. Çocuksu heyecanlarla mantığı reddeden Dadaistler, Freudcu kuramı sanatla yoğuran Sürrealistler, tüketim çılgınlığının parçası Pop-Art'çılar, Almanya çıkışlı ve Hitler tarafından yok edilmeye çalışılan Ekspresyonizm ve de niceleri arasında yolunu bulmaya çalışan Kurt'un yeniden Akademi macerası başlar. Karısı Ellie, Nazilerin en sadık doktorlarından kayınpederi ve Nürnberg mahkemelerinde yargılanmak üzere aranan savaş suçluları arasında kendine yeni bir yol arayan sanatçının ayakta kalma mücadelesi, 3 saat 9 dakika sizi bir an bile sıkmıyor.

Özlem Kalkan
GERCEKEDEBİYAT.COM


ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)