Veba hem yarattığı trajik sonuçlar yüzünden hem de tüm sırları çözülemeden tarihin derinliklerinde kaybolup gidişinin yarattığı merak duygusundan olsa gerek; “toplumcu” yazarların en sevdiği hastalıklardan biridir.

Fransız edebiyatının aykırı yazarı Albert Camus (1913-1960) 17 yaşında Cezayir Üniversitesi’nin Felsefe bölümüne girer ve kendi ifadesiyle “verem ve komünizm illetine” yakalanır. Bu iki olgu gerek felsefi ve edebi gerekse pratik yaşamında sürekli kendisini hissettirmiştir.

Camus, belki de sırf hastalığı yüzünden (verem de ünlü edebiyatçılara esin kaynağı olmuştur), çok az yazar ve düşünürde görünen sıklıkta, ölüm, anlamsızlık, nihilizm temalarını işlemiştir. Camus bu konuda kendisine ilham verenin Dostoyevski olduğunu söylemiştir.

VEBA KİTABI

Camus ünlü eseri Veba’da (Le Peste) doğduğu ülke olan Cezayir’in Oran şehrinde bir salgın hastalığı yenmeye çalışan insanların öyküsünü anlatır. Olaylar 1940’larda bir Nisan sabahı Dr. Rieux’un veremli eşini bir sanatoryuma nakletmesi sırasında ölü bir fare görmesiyle başlar.

Bu olay bütün şehri şubat ayına dek perişan edecek büyük bir salgının işaretidir. Bu on uzun ay içinde Dr. Rieux, dostları, tanıdıkları, iş arkadaşları hepsi bu hastalığın neden olduğu büyük bir değişim geçirirler. (2001 tarihli The Second Plague adlı filmden bir sahne.)

Hastalık yüzünden önce birbirlerinden fiziki olarak uzak durmaya başlayan kahramanlar,giderek hem fiziksel, hem ruhsal ağır bir izolasyonun kurbanına dönüşürler. Artık herkes kendi hapishanesinde yaşamaktadır.(Luis Puenzo’nun Le Peste/Veba’sında William Hurt ve Robert Duvall)

Vebanın şekillendirdiği bu büyük mahpusluk hali elbette bir metafordur. Yazar veba aracılığıyla özgürlük, sorumluluk,aşk ve ölüm;zaman ve sürgün;bir doktorun sorumlulukları,yaşamın biyolojik,psikolojik,sosyal yanları; dinsel inanışların sorgulanması gibi birçok temayı ele alır.

Romandaki kişiler salgına karşı verdikleri savaşımda başarısız olacaklarını bile bile yılmadan; insanın değerini ve insanlar arasındaki kardeşliği savunmak uğruna savaşmaya devam ederler. Dr. Rieux Camus’nun çok önemsediği felsefi “saçma” kavramının somutlaşmış halidir sanki.

Dr. dünyanın saçmalığını, defalarca yenileceğini bile bile kötülüklere karşı çıkmaya ve böylece yaşama anlam vermeye çalışmaktadır.Bu haliyle Dr. Rieux tam da tıp fakültelerinin meslek etiği derslerinde okutulmaya layık bir kahramandır.

(Ayşe Hür'ün insanokur.org'daki yazısının tümünü buradan okuyabilirsiniz)

GERCEKEDEBİYAT.COM

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)