"Kemalizm" kavramıyla kafalar nasıl karıştırılıyor? / Mehmet Tanju Akad
(Bu satırları yazarken, birkaç soruyu yanıtlamak, ya da soru yöneltmek dışında "Kemalizm" kelimesini tüm hayatım boyunca ilk kez kullandığımı sanıyorum, ama belki de birkaç kez daha, o da sohbetlerde veya kavramı irdelemek için kullanmış olabilirim. Tabii bir milyon kez karşılaştım, o başka.) Öncelikle: Kemalizm, Mustafa Kemal'in duruşu ya da düşünceleriyle alakası olmayan, onun dışında ve ona rağmen uydurulmuş bir kavramdır. Bildiğim kadarıyla ilk olarak batılı gazeteciler tarafından kullanılmış, ölümünden sonra da kendilerine bir ideoloji arayan kimi cumhuriyetçiler tarafından dondurularak formülleştirilmeye çalışılmıştır. Halbuki her siyasi formülleştirme bir taşlaştırmadır. Her halükarda, bir kez formülleştirildikten sonra ideoloji haline getirilmesinin yolu açılmıştır. Buna rağmen çok farklı bağlamlarda kullanılmıştır. "Sözde Kemalizm" taraftarları bunu cumhuriyetin ideolojisi olarak sununca, cumhuriyet düşmanları da bunu bir diktatörlük olarak sunmaya başladı. Pekala "sözde Kemalizm" nedir? Ne değildir? "Sözde Kemalizm" herkesin kendi amacına göre kullandığı bir uydurmacadır. Sözde veya özde Geçmiş günün koşullarında her neler olup bitmişse, ona sonradan Kemalizm adı yakıştırmak da son derece anlamsızdır. Ya Mustafa Kemal? Mustafa Kemal bağımsız ve çağdaşlık yolunda ilerleyen bir cumhuriyet kurdu ve insanların bu cumhuriyet içerisinde sersefil sürünmekten kurtulup adam gibi yaşamasını istedi. Yaptığı her şey sadece buna yöneliktir ve bunun yolunu göstermekten ibarettir. Bir kısım ahali bundan hoşnut olmadı. Sakillik içinde sürünmeyi, emperyalizme uşaklık etmeyi, yağmayı, ortaçağ zihniyetini seçti. Eskinin pespayeliğine alışanların bundan kurtulmaları, yeni bir ruh halini kabul etmeleri kolay değildi. Kaldı ki yeni cumhuriyetin hızla refah sağlayacak olanakları olmadığı gibi, sanayi ve altyapı için tarımdan kaynak aktarmaktan başka çaresi olmayan bürokrasi onun partisiyle özdeşleştirildi. Bu parti esas olarak gerici bir kadrolaşmanın elindeydi ve Mustafa Kemal'in toprak reformu çalışmalarını da engellemeyi başardı. Bu yapılsaydı Türkiye'nin önü açılır, ekonomik gelişme hızlanır ve siyasi gericilik bu kadar büyük bir taban bulamazdı. Ama Mustafa Kemal bu konuda çaresizdi. Ölümünden sonra emperyalizmin uşaklığını yapanların büyük bölümü "Kemalizm" adını verdikleri bazı görüşleri bağımsız cumhuriyeti daha da gericileştirmek, solculara saldırmak için kullandı. Bunu yaparken Mustafa Kemal'i mitleştirdiler. Mit (ya da put) haline getirilen bir şey daha kırılgan olur, kolay yıkılırdı. Cemaatler bu düşmanlığın en ateşli temsilsi oldular doğal olarak. Ve nihayet liboşlar cumhuriyet düşmanlığından demokrasi umacak kadar büyük bir şaşkınlık ve ihanet içerisine girdiler. Hepsinin ortak düşmanı Kemalizm olarak yarattıkları umacıydı. Siyasi gericiliğin emperyalizm ve askeri bürokrasiyle (doğal) ittifakı solu ve cumhuriyetçi demokratları üst üste azgın saldırılarla budayınca cumhuriyetin son kalelerine saldırının da önü açıldı. Artık "sözde Kemalizm" adına sola saldırma yerine, bizzat bu "sözde Kemalizm"e saldırma vakti gelmişti. "Sözde Kemalizm" bu kez başka karşıtlarının bahanesi oldu. "Sözde Kemalizm" adına yapılan gericilik yerini "Sözde Kemalizme" saldırılarak yapılan başka bir gericiliğe terk etti. Emperyalizm bunun orkestra şefliğini de pek ala yaptı. "Sözde Kemalizm"e saldıranlar da Cumhuriyet yıkıcılığının bir parçası oldular. Daha doğrusu yeni yıkıcılar onlardı. Gerisi ayrıntıdır. Mehmet Tanju Akad
Bu bazı insanlarımızın kafasını karıştıran bir meseledir. Karışması gerekmez elbette ama karışanlara da aşırı kızmamak gerekir çünkü "Kemalizm" adı verilen bir şeyin iflah olmaz düşmanları ve asla vazgeçmez taraftarları varsa o halde bunun bir ideoloji olduğunu pekala düşünebilirler. Keza akademisyenlerden gazetecilere, politikacılardan (çoğu sözde) teorisyenlere, sağcılardan solculara kadar herkesin olur olmaz kullandığı bir kavramdır.
KEMALİZM DİYE BİR İDEOLOJİ YA DA SİSTEM YOKTUR!
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR