mustafa-bilgin-karikatur-gercek-edebiyat.jpg


Hey gidi Dinç Bilgin, hey gidi Aydın Doğan… “Bu dünya onlara da kalmadı” ama o günlerde tüm medya ve dağıtımın imparatoruydular!

1996 yılının Haziran ayında basının iki büyük grubu olan; Sabah (Dinç Bilgin) grubunun dağıtım şirketi ‘Birleşik Basım Dağıtım’ ile Doğan (Aydın Doğan) grubunun dağıtım şirketi ‘YAY-SAT’ yaptıkları bir anlaşma ile basılı medyanın dağıtımını tekellerine almışlardı.

Ferman çıkardılar ‘BİR-YAY’ ismini verdikleri yeni şirketleriyle “aynı kaptan yiyip aynı kaba pislemek” kararı aldılar ve büyük küçük bütün yazılı basına yeni bir sözleşme dayattılar.

Yeni sözleşme gereği olarak iş bu tekel şirket, dağıtımını üstlendikleri gazete ve dergilerin satış gelirinden “aslan payı” istiyordu.

Büyük kamyonları var diye yaptıkları bu açgözlülüğe doğal olarak en başta mizah dergileri isyan ettiler ki onların bayii satışı dışında gelirleri olmadığı için yaşamsal bir dayatma ile karşı karşıya kalmışlardı.

Bunun üzerine Karikatürcüler Derneği’nin Sultanahmet’teki merkezinde, çoğu mizah dergisinin temsilcisi bir araya geldiler, basın açıklaması yaparak bu büyük haksızlığı kınadılar.

mustafa bilgin

Karikatürcüler Derneği’nin dönem başkanı Canol Kocagöz’ün açış konuşması yaptığı basın açıklamasına; Avni mizah dergisini temsilen Erhan Başkurt, H.B.R Maymun mizah dergisini temsilen İrfan Sayar, Panik mizah dergisini temsilen Cihan Demirci ve Ustura mizah dergisini temsilen Hasan Kaçan katıldılar, düşüncelerini söylediler.

Fotoğrafa bakınca, mizah dergiciliğinin neredeyse bittiği günümüzde, 4-5 mizah dergisinin varlığının yanı sıra basın açıklamamızı üç televizyon kanalının da takip ettiği, karikatürün hayatta görece karşılığının olduğu güzel günlermiş, diye düşünüyor insan.

“Basın açıklamamız” dedim, çünkü ben de oradaydım, konuşmacıların arkasında “ipe dizilenler” arasındaydım.

O yıllarda Ankara’da yayınlanan “Karikatür” isimli aylık mizah dergisi, ‘1996-Haziran’ sayısının kapağında, rastlantıya bakın ki benim karikatürüm vardı

Mustafa Bilgin

Bu karikatürümde, biri küçük biri büyük, iki hırsızı kıyaslıyordum kendimce…

Resmettiğim iki hırsızın da mizah dergisi çıkarmak gibi güzel dertleri olmaz bu dünyada…

Ne mi olur dertleri?

‘Küçük olanı’ dergi bürosuna girip bilgisayarı çalar, ‘büyük olanı’ derginin kasasını bulup satış gelirinden “aslan payı” alır!   

Mustafa Bilgin
Gerçekedebiyat.com  

ÖNCEKİ YAZI

Benzer İçerikler