Yaşlı şair genç şaire 'tosunum' derse / Marko Paşa
Günaydın gazetesinin eki olarak 1969’dan 1971’e kadar yayımlanan siyasi mizah dergisi Ustura Aziz Nesin tarafından yönetiliyordu. Ustura’da ‘Anlat Derdini Marko Paşa’ya’ bölümü vardı.
Marko Paşa gerçek hayatta yaşamıştı. Yaşam öyküsü bu yazının sonunda var. Yaşarken de ünlü olan Marko Paşa’yı yeniden dirilten Aziz Nesin Rıfat Ilgaz ve arkadaşları olmuştur. Marko Paşa'nın 1888'de ölümünden sonra bir metafor olarak “derdini ve şikayetini dinleyecek, ilgilenecek hiç kimse yok!” anlamında “sen derdini Marko Paşa'ya anlat” söylemine dönüşmüş zamanla unutulmuştu. Ancak yıllar sonra 1946 – 1950 yılları arasında Marko Paşa adı, Sabahattin Ali'nin sermayesi ile Aziz Nesin, Mustafa Mim Uykusuz, Haluk Yetiş ve Rıfat Ilgaz'ın birlikteliğiyle kurulmuş Marko Paşa mizah dergisiyle bu kez ölümsüzleşmiştir. Derginin kapanmasına rağmen Aziz Nesin bu adı yayımladığı dergilerde kullanmış bu adla bir sayfa da olsa mizah öyküleri yayımlamıştır. Aşağıdaki öykü 1969 tarihli Ustura dergisinden alınmıştır ve büyük olasılıkla Aziz Nesin’in kaleminden çıkmıştır: Ankara'dan S. İ. soruyor: Paşam, Ben, genç kuşak şairlerindenim. Eski kuşaktan bir şair buna iki de bir “Tosun”, ''Tosunum"' deyip duruyor. Oysa benim adım Tosun değil. Acaba bu eski kuşak şairi bana, ünlü helâ şairi Tosun mu demek istiyor? Yani beni küçümsüyor, aşağılıyor mu ? Yaşlı şairin, bana Tosun diyerek ne anlatmak istediğini söyler misiniz? MARKOPAŞA Ne demek istediğini ben bilemem, yine diyen bilir. Yalnız sizde aşırı alıngan olmayınız. Edebiyat tarihini incelemiş olsaydınız Tosun'un ne demek olduğunu anlardınız. Bilindiği gibi, öküzün küçüğü dana, dananın küçüğü de tosun’dur. Yani en genç kuşak o tosun, ortanca kuşak dana ve sonra işte o büyük kuşak gelir. Size bugün "Tosun" diyen yaşlı şair elbet kendisinin geçirdiği dönemleri bildiğinden böyle söylemektedir. Kızmayınız. Siz de bir gün yaşlı kuşak olunca eski günlerinizi hatırlar, genç kuşaktan olanlara tosun dersiniz. MARKO PAŞA KİMDİR? Marko Paşa’nın asıl adı Marko Apostolidis’dir. 1814 yılında Syros adası’da doğan Marko Paşa, ilk ve orta öğrenimini Yunanistan'ın meyve bahçeleri ve bağlarıyla ünlü Syros Adası'nda yaptı. Sonra, ailesi ile birlikte gittiği İstanbul'da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'yi (Askeri Tıbbiye) bitirdi. Mezun olduğu yıl, cerrahi kliniği şefliğine atandı. Kısa sürede iyi bir hekim olarak ün kazandı ve mirlivalığa (tuğgeneral) yükseltilen ilk hekim oldu. 1861'de Sultan Abdülaziz tahta geçince Marko Paşa’yı hekimbaşı yaptı. 1871'de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı'na atandı. 1878'de, II. Abdülhamit döneminde Meclis-i Ayan meclisi (Senato) üyeliği'ne getirildi. Kırımlı Aziz Bey'le birlikte Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin (Türkiye Kızılay Derneği) kurulmasında katkıda bulundu. Derneğin adı 1935’de “Türkiye Kızılay Cemiyeti”, 1947 yılında da “Türkiye Kızılay Derneği” olarak değiştirildi. Marko Paşa Sultan Abdülaziz’in mutlakiyetçi yönetimine karşı meşrutiyetçi Jön Türk Harekatı’na yakınlığı ile dikkati çekiyordu. Marko Paşa çok sabırlı bir hekimdi. Hastalarını uzun uzun sabırla dinler, dertlerine tıbbi yönden yardımcı olmakla birlikte, onlara manevi huzur ve rahatlık vermeye de özen gösterirdi. Marko Paşa'nın bu ünü halk arasında iyice yayıldı ve zamanla, yakınmayı dinleyecek kimsenin olmadığını vurgulamak için söylenen "anlat derdini Marko Paşa'ya" deyimi ortaya çıktı. Ancak halkın şikayetlerinin çoğunun ağır ve hantal bürokrasi yüzünden sonuçsuz kalması, Marko Paşa’nın imajını da “dert dinler, ama derde deva olmaz” şekline büründürmüştür. Marko Paşa ayrıca dert dinlerken, konuları kaydırması, lafı yuvarlayıp başka yönlere çevirmesi ile de ünlüydü. Ayan Meclisi’nde görevli iken halkın şikayetlerini o dinlerdi. Bu kimliği ona “derdini Marko Paşa’ya anlat” deyiminin yerleşmesine yolaçacak denli yaygın bir ün kazandırmıştır. Kendisine iş için başvuran öğrencilerinin ve hekimlerin dertlerini sabırla dinler veya dinler görünür, bir sonuca bağlamaksızın lafı değiştirirdi. Çözümü imkânsız sorun sahibi kişilere “Derdini Marko Paşa’ya anlat” deyimi günümüzde bile kullanılmaktadır. Marko Paşa, 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz adasında 74 yaşında ölmüş, Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür. Kaynak: www. biyografiler.com Gercekedebiyat.com



















YORUMLAR