Terleyenler için / Erdinç Gültekin
Ve vicdana dokunamamak, en beteri de bu diye düşündü ter içinde. Çok terlediği için, tramvaydaki herkesten çok terlediği için, kış gecesi bu kadar çok terlediği için utanıyordu. Keşke utanmanın terlemeyi önleyen bir görevi olsaydı. Utanınca terleme kesilseydi. Burun akıntısının da çaresi bir parça utanmak olsaydı keşke. İnsan keşke utandığı vakit fakat gerçekten utandığında bir şeyler yoluna girseydi. Yoluna giren bir şeyler yoluna henüz girmemiş bir şeylerle karşılaşsaydı, onlara yol gösterseydi. Ama ne gezer, diye düşündü. Utandıkça daha çok terliyordu. Neyse en azından burnu akmıyordu. Burnu akmıyordu ama nedense burnunu çekti. Sol omzunun dokunduğu kadın, başından çok bakışlarını çevirip baktı. Göz göze geldiler. Güzel bir kadındı. Siyah dalgalı saçlarını elinin tersiyle düzelterek bakışlarını anında geri aldı. Terlemekle meşgul arkadaşımız tavandaki ışıklara baktı. Sağ eliyle tuttuğu demiri daha bir sıktı, biraz daha terledi. İnsan insandan bu kadar aceleyle tiksinmemeli diye düşündü. İneceği durağa bu duraktan sonra üç durak kalmıştı. Yol istedi solundaki nursuz, kel başlı ihtiyardan. İki haytanın arasından geçti. Tas kafalı veletler diye söylendi. Deminden beri pis pis konuşuyorlardı. Çocukların söylenmelerini duymazdan geldi. Böylesi daha havalıydı. Postasını koymuş geçmişti. Bir birayı hak etmişti. Kadının bakışlarında bir beğeni, bir ışıltı görsen bırak üç durak önce inmeyi üç durak da fazladan giderdin de mi diye sordu kendine tramvay kapısı açılırken. Duraktan ivedi adımlarla çıktı. Durup montunun göğüs cebindeki kutu birayı çıkardı. Yanından geçenler kutu biranın açılırken geceye yaydığı sesi yadırgar gibi tedirgince baktılar. O ise birasını büyük bir iştahla yarıladı. Terinin kuruduğunu duydu. Bir oh çekti ağzını silerken. Sağına baktı. Soluna baksa az önce kendisinden tiksindiğini düşündüğü kadının gülümseyerek kendisine baktığını görecekti. Erdinç Gültekin
Gercekedebiyat.com
















YORUMLAR