Reddedilen şairin veda mektubu
Tüm gece uyumadım. O kadar çok şey düşündüm ki. Düşüncelerimle zihnimi çiğnemektense kağıdı çiğnemek daha iyi gelecek sanırım. “Seni seviyorum.” dediğim anda gelip boynuma sarılıp “Ben de seni seviyorum.” demeni beklemiyordum. Çünkü bizim ilişkimizin seyri o şekilde ilerlemiyordu. Bunun farkındaydım. Ben sadece açık bir kapı, bir aralık bırakabileceğini ummuştum. Bu kadar net bir “Seni sevmiyorum.” ile tüm kapıların yüzüme kapatılıp tüm perdelerin çekileceğini düşünmüyordum. Sanırım buna kırıldım. En azından yaptıklarımla küçük de olsa bir şansı hak ettiğimi düşünüp duygularımın böyle alakasız örneklerle kıyas edilip değersizleştirilmeyeceğini düşünmüştüm. Ancak bunda senin suçun yok. Ben kendimi kolay teslim ettim. Çok cazip gelecek şekilde davranmadım. Merak edilecek, keşfedilecek bir yan bırakmadan döküldüm. O yüzden çok geriden başladım. O açığı da ne yapsam kapatamadım. Tipimi değiştiremezdim, düşüncelerimi değiştiremezdim, mizacımı değiştiremezdim. Değiştiremeyeceğim şeyler de seninle benim aramda bir şeyler olmasına engel olacak bir duvar olmuştu. Cazip ya da merak edeceğin bir yanım olsaydı sen o duvarı aşmak isteyebilirdin belki ama ben beceremedim. "İsterdim karşılık vermeyi..." deyişindeki samimiyete inanıyorum. Benim senin hayatındaki yerinden çok ama çok eminim artık: Ben daha çok varlığı bile gizlenmesi gereken yalnızlık yatıştırıcı gibi görüyorum kendimi. Sakın “Öyle değil.” deme. Çünkü biliyorum öyle. Benim aklımı karıştıransa senin ağlamalarının bende yarattığı beklentiydi. Yani bilinçli olmasa da "Benim için gözyaşı döküyor demek ki bana karşı tamamen sevgisiz değil." diye düşünmüş olmalıyım. O gün konuşurken tekrar ağlamasan, senin için yazdığım şiirleri görmek istemesen ben bunları sana açıklamadan devam ederdim. "Beni hiç sevmiyorsa onun için yaptığım bir şeyi neden merak ediyor? Umursamaması gerekmez mi? Hatta gösterme-yazma-yapma diye beni uyarması gerekmez mi?" düşüncesi içindeydim. Ama sanırım sen de senin için bir şeyler yapılmasından gizli bir haz duyuyorsun. O yüzden senin için yapılanların karşındakinin duyguları ne olursa olsun önemsemeden ortaya çıkmasında bir kötülük görmüyorsun. Bunu kötü niyetin olarak değerlendirmiyorum. Zaafın olarak değerlendiriyorum. İnsan birini sevdiğinde onun zaaflarını göremez. Sanırım ben mantıklı, makul en önemlisi de masum bir sevgi beslemeyi öğrenmişim. Hem zaafları görüp hem de o zaaflara bile şefkatle yaklaşabiliyorum. Sanırım seninle benim aramda yaşananlarla ilgili tek kazancım bu. O benim için döktüğünü düşündüğüm göz yaşlarının da açıklaması şu sanırım. Senin duygusal anlarında, duygusal bir dokunuş olduğu için istemsiz olarak yaptığın şeyler. Yani benimle ya da bana karşı ufak da olsa bir sevgi beslemenle ilgili bir şey değil. Onu herhangi biri yapsa da üzülürdün. Yani mesele senin duygularınla ilgiliydi. Bana beslediğin (daha doğrusu beslemediğin) duygularla ilgili değildi. Çünkü sen çok duygusalsın, kırılgansın; büyük ihtimal bu yazılanları okurken de kırılıyorsun. Haklısın ama bu durumda yalanlarla birbirimizi onarmaktansa gerçeklerle kırmak daha faydalı olacak. "Benim aşkım senin neyin olur bilmiyorum" dizesini karaladım. O dizedeki sorunun cevabını aldığım için herhangi bir varlık amacı kalmadı. Kırgınlıklarımdan bahsettim hep. Biraz da kızgınlıklarımdan bahsetmek istiyorum sana. En çok da şu tatminsizliğime kızıyorum. Cidden sevgili olsak ne değişecekti ki hayatımızda? İnsanın sevgilisi yeri geldiğinde onun en yakın arkadaşı yeri geldiğinde sevgisini paylaştığı kişi olur. Bizim aramızda zaten bunlar vardı. Paylaşamadığımız, konuşamadığımız, birlikte sevinip birlikte üzülmediğimiz ne kalmıştı ki? Birbirimizin hayatının içine o kadar girmiştik ki aramızda kilometreler olsa da hiç bir mesafe kalmamıştı. Sevgili olmak nedir diye sorsalar “Bir insanın başka bir insanla her şeyi paylaşabilmesi” derdim. Şimdi sevgili olmanın benim için bundan öte ne anlamı vardı diye düşünüyorum. Yani her şeyi elini tutabilme hakkı için ya da sana isminle değil de "sevgilim" ya da sevgilim anlamına gelecek bir kelime ile hitap etme hakkı için mi mahvettim. Bunlar değil sanırım. Yani bunlar işin şekil kısmı. Ben şekil kısımlarla pek ilgili değilim. Şekil kısımlar zamanla ölür, elimizde sadece öz kalır. İnsanlar evlenirler sonra birlikte yaşlanırlar. Hiç kimse evlendiği ya da evlenmeden önceki kadar güzel /yakışıklı kalmaz. O evlenmeden önceki hitaplar kalmaz. Zamanla o incelikler kalmaz. Ama ortada bir öz vardır. Sanırım o öz de bitmeyen bir sevgidir. Yani öz yoksa şekil bir müddet idare eder. Sonrasında başka bir erkeğe kaçar kadın. Ya da kadın hamile kalınca şişmanlayacağı/çirkinleşeceği için erkek onu aldatır. Ya da tam tersi olur. Kadın yaşlandıkça göbeği çıkan saçları dökülen tv karşısında uyuyakalan adamda o eski estetiği/inceliği/şekli göremediği için onu aldatır. Aldatma derken sadece cinsi olarak düşünme. İnsan düşünce ile bile, gözleriyle bile aldatabilir. Hani sana takılıyordum ya "Sen şekilcisin." diye. Sanırım bu takılmalarımda gizli de olsa bir gerçek düşüncelerimi aktarma isteği vardı. Mesela ilk buluşmamızda sana sarılmamı yanlış değerlendirmiş şekle bakıp farklı şeyler düşünmüştün. O düşündüğün şeyler aklımın ucundan bile geçmemişti oysa. Dudaklarımla ilgili söylediklerini şakaya vurdum. Ancak o bile bilinçaltımdan yaraladı beni diye düşünüyorum. Yani şeklime mi dikkat ediyor. Çok mu tipsiz buluyor beni, şaka yollu da olsa giyinişimi eleştirmesinin ardında bile böyle bir mesaj mı vardı. Bunları bile düşündüm. Bunları düşünmemin bana kötü etkileri oldu. Yani saçını değiştirdiğini fark ettim, kıyafetini değiştirdiğini fark ettim. Bunlar kötü şeyler değil deme. Çünkü kötü şeyler. Ben senin tipinle, kılığınla mı ilgiliyim de bunları düşünmeye başladım? Bunları düşünüp kızdım kendime. Sen yüz kilo olsan, karşıma eşofmanla çıksan ne değişecekti ki? Zaten bunlar hayatın içinde olan şeyler. Bir bakmışsın yüz kilo olmuşsun, hayatın her anında şık giyinmiyoruz ki. Her dakika romantik her dakika estetik olamıyoruz ki. Sadece hayatın belli anlarında ortaya koyabileceğimiz bir form var. Ve farkında değiliz ama bu form hayatımızın çok ama çok küçük bir kısmını kapsıyor. Yani o biçimsel kısımlar ile pek ilgili değildim ben. Sanırım ben sevgili olmayı ortak bir gelecek planlama hakkı elde etmek için istedim. Yani bu güzellikler ölene kadar sürsün diye seni ve beni "biz" olarak garantiye almak istedim. İyi niyetle tasarlanmış bir kötülük gibi elimde patladı istediklerim. Kalemim küskün diye kızma bana. Üzgün olmak küskün olmayı hazırlıyor insanı biraz da. Kaan Eminoğlu
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR