Türkiye 1946’da Amerikan güdümüne girince, Atatürk döneminde yasak olan Siyasi İslamcılık ve dinin siyasete, ticarete alet edilmesi eylemleri özgür bırakılmıştı.  

1933-1936 yılları arasında Moskova’da görev yapan Amerikan Büyükelçisi William C. Bullitt’in, 1946’da yayımlanan ve tüm ülkeleri ABD önderliğinde SSCB’ye karşı dingüderliğe çağıran Asıl Büyük Dünya adlı kitabı, daha, daha mürekkebi kurumadan 1947’de Türkçeye çevirtilip basılmış, dini siyasal amaçlar doğrultusunda SSCB’ne karşı kullanmayı tek yol olarak gösteren ABD görüşü, bu kitapta yer alan şu sözlerle Türkiye’de yayımlanmıştı. 

“Manevi hayatımızı devlet adamlarından ziyade, büyük din adamlarının kılavuzluğuna borçluyuz... 

Düştüğümüz manevi buhrandan çıkmamız, atom bombasının, dinin ve siyaset adamlarının omuz omuza çalışmaları ile mümkün olabilir... Stalin’i durdurmakla iş bitmez. Tanrı’dan başka efendi tanımayan biz Amerikalılar... Bu mücadelede kullanılacak en meşru silah, manevi bir kuvvet olan dindir. Musa, Buda, Konfiçyus, Muhammed ayrı ayrı yollardan bizi ışığa çıkardılar... Düşmanımız Komünizm Tanrı’yı inkar esası üzerine kuruludur. Din, komünist diktatörlüğü yok edecek ilahi kudrete sahiptir.” 

Bütün dinleri Sovyetlere karşı kullanmayı amaçlayan bu siyasal dinci Amerikan politikası, 1945-1946’da Sovyet yayılmasından çekinerek Amerika’nın korunmasına sığınan tüm Avrupa ülkelerine dayatıldığı gibi, SSCB’nin boğazlarda üs ve Ardahan’da toprak istemeleri karşısında ABD’ye yanaşan Türkiye’ye de dayatılmıştı. 

1945’te Türkiye SSCB’ye karşı ABD’nin yanında yer alınca, Türkiye’nin eğitiminden üretimine dek her konu Amerika’nın istediği doğrultuda yönlendirilmeye başlandı. ABD’nin Türkiye’ye dayattığı 1947 Thornburg Raporu ve 1949 Barker Raporu, Türkiye Cumhuriyeti Devletine nasıl bir eğitim ve üretim yolu izlemesi gerektiğini buyuruyordu. 

Cemal Kutay, Ocak 1946’da devlet yardımı alarak yayımlamaya başladığı Millet dergisinin 2 Ocak 1947 günlü 48. sayısında, Amerika’nın Türkiye’ye dayattığı siyasal dinci eğitimi överek okuyucularına şöyle seslenmekteydi: 

“Açık Mektup 

Bu memleketin Bütün Ana-Babalarına İthaf! 

Türk Gençliğinin Manevi İnşaası 

Önümde Amerikan liselerinde daha dinamik ve pratik olmak iddiasıyla hazırlanmış ve büyük alakayı çekerek senatoda taraftar bulmuş bir müfredat programı var... Vicdan hürriyetine saygının ve insan haklarının vatanı olan Amerika’da, ailelerle okul elele vererek yeni yetişenin manevi cephesini inşa ediyorlar... Anneler, babalar!.. Vicdan hesaplaşması döneminiz gelmiştir. Yavrularınıza ebedi ve tek Allah fikrini telkin ediniz... Allahsız bir nesil yetiştirmeyiniz! Gençliği Allahsız ve dinsiz yetiştirmekten kurtarmalıyız!.. 

İmza: Cemal Kutay” 

Cemal Kutay, Amerika’nın Soğuk Savaş çizgisi doğrultusunda yayımladığı bu açık mektubuyla, Atatürk döneminde gençliğin Allahsız, dinsiz yetiştirildiğini öne sürerek, Türkiye’de bundan böyle dingüder düşünceyle donanmış kuşaklar yetiştirme işine başlanmasını savunuyor; ABD’de yapıldığı gibi Türkiye’de de okullara Sovyetlere karşı düşmanlık aşılayan din dersleri konulması düşüncesini tartışmaya açıyordu. 

1947’de Amerika Türkiye’ye egemen olarak girer girmez, tıpkı Cemal Kutay gibi, diğer Siyasal İslamcılar da Atatürk dönemini dinsizlikle, Tanrıtanımazlıkla, materyalistlikle, dahası komünistlikle suçlayıp halkın Müslümanlıktan kasten uzaklaştırıldığı bir dönem olarak lanetleyen bir yayın bombardımanına başlamıştı. 

Örneğin Sebilürreşat dergisi, Mayıs 1948’de yayımlanan 1. sayısında şöyle diyordu: 

“...Müslüman çocukların kalplerinden sökülmek istenen iman ve fazilet tahkim olunacak. Sebilürreşad bu günlere kavuştuğundan dolayı Cenabı Hakka şükreder.” 

Cengiz Özakıncı 
Ahlat Gazetesi 
(Haziran 2024) 

Gercekedebiyat.com 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)