memleketimi seviyorum:

çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım.

Hiçbir şey gideremez iç sıkıntımı

memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

 

Memleketim:

Bedrettin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,

kurşun kubbeler ve fabrika bacaları,

benim o kendi kendinden bile gizleyerek

sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

 

Memleketim.

Memleketim ne kadar geniş:

dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.

Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.

Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum,

ve güneye

pamuk işleyenlere gitmek için

Toroslardan bir kere olsun geçmedim diye

                                                                 utanıyorum.

 

Memleketim:

develer, tiren, Ford arabaları ve hasta eşekler,

kavak

       söğüt

         ve kırmızı toprak.

 

Memleketim:

Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağbaşı göllerini

                        seven alabalık

ve onun yarım kiloluğu,

pulsuz gümüş derisinde kızıltılarla

Bolu'nun Abant gölünde yüzer.

 

Memleketim:

Ankara ovasında keçiler:

kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.

Yağlı ağır fındığı Giresun'un.

Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması.

Zeytin

        incir

            kavun

ve renk renk

salkım salkım üzümler

ve sonra kara sapan

ve sonra kara sığır

ve sonra:ileri, güzel, iyi

                                her şeyi

hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır

çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım

                                            yarı aç, yarı tok.

 

Nazım Hikmet

(Yeni Şiirler, s. 36, Dost Yayınları, Ankara 1970)

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)