Her şeyden önce, çocukluğumuzdan başlayarak bilincimize kazınmış şu “Yahudi kötüdür” türünden iki bin yıllık önyargıdan arınmamız gerek.

Yahudi iblistir, ya sonra?

On dönüm bostan yan gel yat Osman. Yahudi pisliktir, çünkü Yahudi’dir. Kendine kapanmış ve kapanmışlığı yüzünden kendinden başkasına iyilik gütmeyen kindar bir topluluktur İsrailoğulları. Şuracıkta bir Müslüman can çekişse, öyle inanırız ki bundan avucunu ovarak zevk duyacaktır Yahudi. O, hiçbir kötülük yapmasa da yaratılışından kötüdür, adı üstünde, Yahudi’dir. Yahudi olmasa belki iyi olduğuna inanılabilecektir ama Yahudi işte. Kötülük çamurundan çıkmıştır, özü de varoluşu da vebadır, Tanrı’nın insanlığa musallat kıldığı baş belasıdır. Onun sevgisi bile Yahudicedir, nefretle mayalanmıştır, bize “Ateistim, Yahudi değilim,” dese bile ruhu Yahudi’dir.

Ne yaparsa yapsın, ağzıyla kuş tutsa bile ikna olmayacağımız o lanetli öz işlenmiştir Yahudi’nin ruhuna. Ondan ancak ölünce kurtulabilir fakat ancak yine kendi payına, bizim içinse ölüyken bile bir Yahudi ölüsüdür yattığı yerde. Yahudi olduğu sürece iyi olmasına olanak olmadığına göre ya Yahudi olmayacak ya da insan olamayacaktır.

Böyle görüyoruz Yahudileri. Komşumuz, iş ortağımız, sınıf arkadaşımız olsa da yüzünün ardında bize Yahudiliğiyle bakan bir dava sureti varmış gibi onu izliyoruz. Dava, yani kendisi unutsa bizim ona durmadan hatırlatacağımız o arınma ve aklanma mecburiyeti. Yahudiliğinin gölge gibi peşini bırakmadığını bildiğimizden, en iyimser anında bile düşmanlığının arkasında durup durmadığını yoklar ve ondaki düşmanlığı aranırken kendimizi ona düşman buluruz.

İsrail Filistin çatışmasının iki yüz yıllık geçmişinde, meseleye bu Yahudi önyargısını duymadan bakmış tek kişi göstermek hemen olanaksızdır. Yahudi ulusu, yüzyıllarca sürülerek, dışlanarak, oradan oraya  sürüklenip parçalanarak, birlik onuru etrafında kenetlenmeye zorlanışıyla zaten oluşturulmuştur. Kuşatıldığı düşmanlık çemberi ortasında kendisine kapalı olmayan tek alan, durduğu alandır, bir tek orada Yahudice görünmemektedir kendine fakat bu sefer de çemberin aynasında kendine Yahudiliğiyle yansır ve kendi Yahudiliğinin bilincine varır, o zaman da bir ulusal bilinçtir artık bu ve çemberi genişletip kısıldığı alanı genişletmekten başka yolu kalmamaktadır.

Bu sorunun, yani İsrail Filistin meselesinin barışa ermesinin tek yolu, derisine kazınmış ve mahşerde bile silinmeyecek Yahudilik lanetinden onu arındırmaktır. Bir İran’la İngiltere anlaşma yaparken Şii’yle değil, bir Arabistan’la Amerika anlaşırken Sünni’yle anlaşma yapmazken, neden İsrail’e gelince Yahudi’yle anlaşılmaktadır? Hristiyan demokrasiler dinleri yerine demokrasileriyle göz parlatırken, İsrail neden Yahudiliğinin yüz kızarışıyla masada terlemektedir?

Bir yönüyle, İbrahim’in oğlu yaşasın diye avlanan da kuzu, yani Filistin olmaktadır. Ne İbrahim’in oğlu canından olsun ne de kuzular avlansın elbet, ama tarihten beridir Yahudi’yi önce canavarlaştıran, sonra da kuzuyu önüne atan da kendimiz değil miyiz?

Arda Cevahir
Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)