Herkesin bir "göre'si" vardır. Her kesin "göresi" o kişinin o güne kadarki insanlaşma yolculuğunda edindiği bilgi, görgü ve tüm yaşamsal tecrübelerin o kişide yarattığı düşünce ufkunu ve görme-kavrama düzeyini ifade eder.

Bundan dolayıdır ki her birimiz olay ve olguları az ya da çok farklı algılar ve farklı yorumlarız. 

Bu durum, yarattığı sonuç üzerinden değerlendirildiğinde, insan türünün tarihteki tüm yolculuğuna etki eden - hatta belirleyen bir durumdur. 

Farklı algılar üzerinde vücut bulan farklı "göreler" insan topluluklarının güçbirlikleri ve işbirlikleri yapmasını zorlaştırdığından tarihte ' olamaz ' denilen pek çok şey olmuştur. 
Mesela bir onbaşı olan Adolf Hitler Alman ulusunun, hatta Avrupa kıtasının ve daha da ötesi tüm Dünyanın başına bela olmuştur. 

"Bana göre", "sana göre", "ona göre" sözcüklerinin yarattığı sonuçlar insanlığın gelişim hızını ve seyrini çoğu kez dumura uğratan ve hatta insanlığı yıkıma götüren sonuçlardır. 
Ne var ki farklı "göreler" olmak zorundadır. Çünkü her insan farklı yaşam süreçlerinden geçerek büyür. 

"Göreler" bu farklı var oluşun doğrudan ve kaçınılmaz sonucudur. 

Burada parantez açarak önemli bir hususu belirtmek gerekir. 

Bu husus henüz kişisel göre'nin oluşmadığı, oluşması için yeterli zamanın aşılmadığı dönemde kişinin başka göre'lerin telkin ve manipülasyonuna açık olduğu hususudur. 
Bu durumdaki kişi başkalarının göre'sini kendi göre'si olarak algılama, benimseme ve savunmaya yatkındır. 

Çünkü henüz muhakeme etme, mukayese ve muhasebe yapma yetisi yeterince gelişkin değildir. 

Telkin ve manipülasyona en açık dönemini yaşamaktadır. 

Yaklaşık olarak kişinin düşünce sistematiğinin oluşumu ve kendi göre'sinin oluşması 30'lu yıllara tekabül eder. 

Otuzlu yıllarda kişinin yetileri ancak olgunlaşır ve kendine has sistematik göre'si oluşur. 
Kişinin kendine münhasır göre'si oluştuğunda o ana kadarki kendi yaşam öyküsünü gözden geçirdiğinde yaşanmışlıklarının pek çoğunun anlamsız ve değersiz oluşu karşısında afallar. 

Keşke'ler dönemi ve söylemi böyle başlar. 

O zamana kadar etrafında pervane döndüğü birçok şeyin, aşklarının, değerlilerinin, kavga ve sevdalarının gerçeklikten çok birer hayali gerçeklik olduğunu berrakça görmeye başlar. 

Düşüncede yaşadığı ve ulaştığı bu evrim düzeyi yaşanmışlıklarında doğru bellediği pek çok şeyin aslında yanlış ya da eksik olduğunu kavramasını sağlar. 

Bu artık kişilikte bir yeni durum ve düzey demektir. 

Şu çıkarsamayı yaptığı gün düşüncede olgunlaştığını da kavrar. 

'Bugün için çok doğru görünen bir şey zamanla çok yanlış ve anlamsız bir şey halini alabilir.' 

Farklı göre'ler hem gelişmenin ve hem de gerilemenin nedeni olabilirler. 

Bu hangi göre'nin güce dönüştüğüne ve iktidar olduğuna bağlıdır. 

Herkeste doğru- bilimsel göre'lerin oluşması dileğiyle. 
 
Doğan Karaağaç 
Gercekedebiyat.com 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)