Hazer / Tuğrul Keskin
Sana bakıyorum bir tepenin üstünden bu akşam
Yetimini sanki isteksiz kucaklayan bir anneymiş baku
Ve memelerine iştahla saldıran balaymışsın sen hazer
Köpüğünde hicranlı aşklar, yenik hayatlar gördüğüm
Damarlarımda kanım yerine tuzun dolaşsın isterdim
Tuzun cam parçacıkları olup dolaşsın bedenimde
Seni sevmiştim çünkü herkesten önce ve sonsuzca
Hazer! Hazer! Adını haykırmak ah, ne büyük sevda
Bir tepenin üstünden sana bakıyorum bu akşam
Sağ yanımda latif yoldaş kederli, sol yanım sarhoş
Ah nasılda sarhoş acıdan, kederden, sevinçten…
Savruluyorum her dalganla bir savalan’a, bir ağrı’ya
Fakat eskiyor nasıl da çocukluk ve düşleri zamanla
Sana verebilecek bir gençliğim olsaydı şimdi, şu anda
Yahut çocukluğum, hiç kirlenmemiş saf, çocukluğum
Olsaydı ikinci canım, sana vermez miydim bu akşam?
Bu tepenin üstünde bu akşam öleceğim kederden
Hışmınla paramparça olacak şair ve çocuk kalbim
Bu tepenin üstünde çünkü yeniden acıyla öğrendim
“sen bir anasın bense bir bala, o ki hep bağlıyım sana.”*
Hazer ay hazer! Hazer ah hazer! Hazer car hazer!
*Samed Vurgun’un “Büyük Azerbaycan” şiirine gönderme
Tuğrul Keskin
(Kavil, Everest Yayınları, İst. 2018. S.72-73)
GERCEKEDEBİYAT.COM
Kitabı edinmek için...
YORUMLAR