Sana bakıyorum bir tepenin üstünden bu akşam

Yetimini sanki isteksiz kucaklayan bir anneymiş baku

Ve memelerine iştahla saldıran balaymışsın sen hazer

Köpüğünde hicranlı aşklar, yenik hayatlar gördüğüm

 

Damarlarımda kanım yerine tuzun dolaşsın isterdim

Tuzun cam parçacıkları olup dolaşsın bedenimde

Seni sevmiştim çünkü herkesten önce ve sonsuzca

Hazer! Hazer! Adını haykırmak ah, ne büyük sevda

 

Bir tepenin üstünden sana bakıyorum bu akşam

Sağ yanımda latif yoldaş kederli, sol yanım sarhoş

Ah nasılda sarhoş acıdan, kederden, sevinçten…

Savruluyorum her dalganla bir savalan’a, bir ağrı’ya

 

Fakat eskiyor nasıl da çocukluk ve düşleri zamanla

Sana verebilecek bir gençliğim olsaydı şimdi, şu anda

Yahut çocukluğum, hiç kirlenmemiş saf, çocukluğum

Olsaydı ikinci canım, sana vermez miydim bu akşam?

 

Bu tepenin üstünde bu akşam öleceğim kederden

Hışmınla paramparça olacak şair ve çocuk kalbim

Bu tepenin üstünde çünkü yeniden acıyla öğrendim

“sen bir anasın bense bir bala, o ki hep bağlıyım sana.”*

 

Hazer ay hazer! Hazer ah hazer! Hazer car hazer!

 

*Samed Vurgun’un “Büyük Azerbaycan” şiirine gönderme

 

Tuğrul Keskin

(Kavil, Everest Yayınları, İst. 2018. S.72-73)

Kitabı edinmek için...

GERCEKEDEBİYAT.COM

 

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)