AKLINA GETİR

Ne zaman yalnızlıklar sarsa seni

Sıcak rüzgârlar ülkesinde,

Uzaklıkları sevdana kat;

Unutma buraları.

Arkadaşlıkları, uğruna and içtiğimiz sevdayı…

Her şeyi her şeyi aklında tut

Unutma.

Bir şeyler de senden kalsın

Şu delikanlı dünyaya.

Bir dövüş öncesi hatırla

Halkın sadık bir evladını aklına getir.

Hayatımız özeti olsun hayatlarının.

Hadi soğuk bir şubat akşamına çek beni

Bir uzak yolculuk öncesine

Hüzün mü yağıyordu dağlara, üşüyor muyduk?

Ateşler yakmıştık bağrımızda…

Ötesini sorma

Anladın işte.

 

Bir serüvenci değildin ki

Umarsız bir kırgın değildin sen

Çevir umutsuzluğunu umuda

Kırmızılar kuşan yine aklar kuşan üstüne

Ayak dire şu eskimiş toprağa

Davran, davran ki

-Olur olmaz küller yağar başına.

 

Bak görüyor musun kuşlar uçuyor?

Çanlar çalıyor duymuyor musun?

Yaşamak sevmektir inan buna

Sevmekse savaşmak ister uğruna.

 

HASRETLİKLER İÇİNDE

Ve işte yapışıyor yakama

Kalın bir ayrılık şiiri yazma isteği,

Yüreğimde durmadan kanayan

Kanayan karanfillerle.

Oysa kaç kez bakakaldım bakışlarına

Kıyısında durarak

Vadeden bir uçurum olan gözlerinin.

Vaadeden bir uçurum oldu işte hayat

Yollarda devriyeler, sirk reklamları

Kapkara kent

Aysız hüzünlü gece bizim olmayan.

Yine nerde “operasyon” var

Kalbim, yine nerde. Ki

Duyumsanır her yerde Maraş’ın öfkeye

                                   duran hüznü

Kaldım hasretlikler içinde

Kahırları düşündüm

Kahredenleri

Ve yiğit bir halk türküsü olarak seni

-Gül alıp satmanın zamanı değil-

Hey hey

Yine de değil.

Bir damar gürül gürül kanıyor burada

Yurdumda.

Bir yıldız kayarken

Kim bilir neresinde dünyanın

Durdum seni düşündüm;

Yaşanmamış günleri beklercesine

Güneyli bir kuş kanadından.

 

Durdum seni düşündüm

Ve anladım, anladım ki artık

Hep bir hasret kıvamında

Kavga da

Sevdamız da.

 

İŞTE BÖYLE

Serçe misin sen?

Benzersiz telaşın

Doyumsuz ürkekliğinle.

Kilometrelerce esmersin

Ve yoğun bir Akdeniz taşıyorsun

Gülüşünle.

 

Bak bu senin şarkın

Umutsuzluktan edinmişsin besbelli.

Oysa şirinsindir

Biraz da çocuk.

-İşte, kumlarla oynuyor ayaklarından biri-

Bir de allah saklıyorsun evinde

Oldukça şöven

Ve bir o kadar taş.

Ya kendi allahını yeneceksin

Ya da anısız kalacaksın

 

Bir çiçeğe denk düşer ikinci adın

Firari de olsa sevdan

Halklara konu-komşu olduğun da doğrudur.

Ama bak 

Usulca ayrılıyorsun bu aşktan,

Uçuşurken saçların hâlâ

Örneğin, bir parkta

Hergün…hergün

Eskimekte olan bir kanepede…

İşte böyle.

(Türkiye Yazıları, sayı:42, Eylül 1980, s.28)

 

Ali Hikmet, (1971-50 yaşında), İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Bazı firmalarda reklam senaryosu yazarı olarak çalıştı. İlk şiiri 1989 yılında Milliyet Sanat dergisinde yayınlandı. 1996’da ilk kitabı “Küf”ü yayınlandı. “Şeytan Uçurtması” adlı ikinci şiir kitabı ile Behçet Necatigil Ödülü’ne lâyık görüldü.

Gerçekedebiyat.com

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)