Fazıl Say’a ikinci soruşturma açıldı!
Bizce şairler şairi Ömer Hayyam’ın “Irmaklardan şaraplar akacak' diyorsun / Cennet-i ala meyhane midir? / 'Her Mümin’e iki huri' diyorsun / Cennet-i ala kerhane midir?” dizelerini paylaşan bir izleyicisinin "twitter" mesajını "retweet" yapan Fazıl Say, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla hakim karşısına çıkmıştı. Hakkında 1.5 yıl kadar hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz aylarda görülmüştü.
Dünyaca ünlü sanatçı Fazıl Say hakkında şimdi de ikinci bir soruşturma açıldı.
Bir Goethe yaratamadık, bir Dostoyevski'miz, Mozart'ımız, Verdi'miz yok diye üzülüyorduk.
İkibinli yılların başında bulduk; Fazıl Say gibi bir değerle dünyayı kıskandırır olduk.
Ancak bu gidişle Say'ı Türkiye bir daha göremeyecek; ülkemizi terk edecek gibi görülüyor!
*
Say, gelişmeleri resmi facebook hesabından şöyle duyurdu:
”Hakkımda ikinci bir soruşturma daha açıldı.
'Saçma sapan mahkeme' dediğim için 3 yıl.
'İt-kopuk' dediğim için 2 yıl.
Toplam 5 yıl.
Hakkımda açılan ilk dava ise Şubat ayında devam edecek. “Dini değerleri aşağılamak” (!) suçu.
Onunla beraber altı buçuk yıl.
Yıllardır internette yüzbinlerce kişi tarafından paylaşılan herkesçe bilinen, Hayyam’ın bir dörtlüğünü internette “retweet” ettiğim için açılmıştı bu dava.
Önce herkes bunu şaka zannetti bu soruşturmayı.
Dava açıldı. Bütün dünya bunu 'çok saçma ve çok haksız' buldu. Dünya medyası ayağa kalktı. Türkiye rezil oldu. Dava Şubat’a , 2. celseye kaldı.
Ama ben bir tv programında herkes gibi 'saçma sapan' dediğim için bir 2 yıl daha…
'İt-kopuk' kelimesini ise, internette, küfürler, hakaretler, tehtitler yağdıranlar için demiştim. Programı seyredebilirsiniz.
Bize edilen ana avrat küfürler, bin çeşit hakaret ve tehtitlere hiç kızmayalım, ama 'it-kopuk' dersek hapis?
Bilmiyorum.
Merak ettiğim şey, amaçları ne? Ben hapise girince başarılı mı oluyorlar?
Evet oluyorlar! Onların amacı yaratmak değil, yıkmak.
Onlar insan olamıyorlar. Farklılıkları, hapis ile cezalandırmak istiyorlar.
Türk medyası ise, beni düşman ilan etti, manipüle ettiği sebep ise, Türkiye’deki bir ticari müziğin değersizliğini söylemiş olmam, bu yüzden her gün, ama her gün aleyhimde yeni bir şey yamaktalar, utanmadan, sıkılmadan, bunalmadan.
Ne yapacağımı pek bilmiyorum. Bir piyanist hapis yatamaz. Hayatı biter. Daha iyisi gitmektir. 12 yaşımdaki kızımı bırakıp gitmenin ise planını henüz yapmadım. Ama yapabilirim. Ya da onu da beraberimde götürmeyi düşünebilirim. Daha fazla cezalandırılmak isteniyorum.
Bu faşizme karşı susmam isteniyor ve sanırım bunu da her tür manipülasyon eşliğinde başarırlar.
Ama başardıkları ne olacak?
Yıkmak mı?
Yaratmak varken yıkmak mı?
Buyrun… Alkışlayın onları. Alkışlayın.
Fazıl Say"
Gerçekedebiyat.com
YORUMLAR