Devrim Fidesi Fidel / Tahsin Şimşek
1.
Not düş, zamana tarih baba
2.
Not düş, tohumun çatlamasına tarih baba
3.
Not düş, insanın filiz umuduna tarih baba
4.
Not düş, bilge öngörüye tarih baba
Her devrimci gibi
Ölümsüzlerdir, alkımı gökyüzüne gerenler
Not düş, değerbilir sağduyuya tarih baba:
6.
Not düş, evrensel uzgörüye tarih baba
7.
Not düş, “mutluluğun resmi”ne tarih baba
Teslim olmayanlardır asla yenilmeyenler
Bitti doksan yıllık ömrün rampası:
-25 Kasım 2016-
Geriye ne mi kaldı Fidel’den
Seksen iki kişiyle başlattığı o devrimden
Sierra Maestra’nın doruklarında yankılanan şu çığlık
“Beni suçlayabilirsiniz.
Sorun değil.
Tarih beni aklayacaktır"
Tarih de akladı, isyanın dağları da
Yoksa nasıl anımsanırdı Fidel
Anadolu’nun yüreği yaralı bu kasabasında
Şiire düşen böyle bir umutta…
Evet, “Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara”
Bizim de fidede umutlarımız Fidel,
Şiir böyle bir şey
Bak sizleri de anımsadım işte
Nerelerdesin kadirne kuşlarının peşi sıra
Kızlarsivrisi’ne uçan Metin, nerelerdesin
Nerelerdesin Deniz
Nerelerde Sinan…
Saman sarısı kâğıtlara “Saman Sarısı” bir şiirle
Şiirin tohumu çocukluktur
Okullar kimliğin fidesi
Toprak sahibi bir zenginin
Devrimci oğlu neyi mi görür ilkin
İşçilerin sömürülüşünü elbet
Şekerkamışı tarlarında Haitili işçilerin…
En büyük isyan, kimin isyanıdır bilir misin
Sömürüyü gören çocuğun.
Bu yüzden “din” öğretir çocuklarına babalar
Öfkelerini bastırmak için ve zulümlerini
Fidel de “Cizvit” okulunun öğrencisi.
Ancak günü geldiğinde
Her devrimci kendi yolunu kendi seçer
Fidel de hukuku
Yani disiplinsizliğe isyanı,
Çünkü “devrim” disiplin ister
Hayat oluruna bırakılmaz.
Devrim tarihinin en diri fidesidir Fidel.
Güney ve Orta Amerika ayaklanmalarından
Bayo’nun gerilla eğitimine
Moncada Kışlası saldırısından
Batista’nın kovulmasına
Hapis, sürgün ve isyanlarla sınanan,
O uzun soluklu direniştir işte
Küba’ya çıkartma yapan bütün “Domuzlar”ı
Şeker komasından bir bir götüren…
Fidel onu bilir, hep onu söyler
“Genç bir ulus, asla teslim oluyoruz dememeli.”
Dahası bir özet gerekir böyle direnişlere
Ve sözün yumruğu indirilmeyi bekler gümbedek
“Seni Amerika yıkamadı, ben nasıl yıkayım!”
Selam Muhammed Ali
Hadi hep bir ağızdan:
"Her zaman zafere doğru"
Salt diktatörlere özgüdür “doğuştan siyaset”
Fidel'se o “soğuk savaş” yıllarında
Hep sıcak kalmayı bilmiştir
Ve bu dünyadan sıcak külleriyle gitmeyi.
İnancı oydu çünkü
“Eğer kitleler ikna edilirse,
Fikirler silahlara ihtiyaç duymaz.” asla
Hele siyasetin bitpazarına.
İşte bu yüzden Fidel
Evirip çevirmeden, eğip bükmeden konuşur
Ve “küreselleşme”yi
“Yukarı yarımkürenin aşağı yarımküreyi ezmesidir”
Diye tanımlar bir nokta öncesi.
Her şey bir yana, O’na göre yeter ki
Devlet olmanın bir amentüsü olsun
Eşitlik ekseninde dört dörtlük:
-Eğitim, sağlık, adalet, sanat-
Ne var ki sorma ve sorgulama öğrenilmezse
Dahası öğretilmezse
Gerçekleşmez bunların hiçbiri
Kırılıverir on yerinden devrimin ekseni.
O halde.hadi birlikte soralım, sorgulayalım
Tonguç’la Yücel’i esenledikten sonra,
“Neden bazıları lüks otomobillere binerken
Çoğu insan çıplak ayaklarıyla yürür
Zenginler 70 yıl yaşarken
Yoksullar 35 yıl yaşamak zorundadır”
Neden
Güle güle Fidel
Yo Soy Fidel
5.
Havana’nın kalbinde Mustafa Kemal
Üşümüyor ülkemde üşüdüğü kadar
“Yurtta sulh, cihanda sulh” derken,
Devrim yolculuğunda çünkü
Yolda bırakmadı O’nu yeryüzü yoldaşları.
Ve nasıl da haklı sağduyusunda Fidel:
“Bu kadar büyük devrim yaptım;
O’nun yaptıklarını ben başaramazdım.” derken.
Çünkü önce kendini tartar her devrimci
Ayrıca bir şeyi daha bilir
Özeleştiridir çiçeği kan kırmızı açtıran
Kır karanfilleri gibi.
Bu yüzden o denli haklıdır ya Fidel:
“Asıl devrimci Atatürk’tür.
Kendinize başka lider aramayın” derken uyarısında,
Dahası “Her devrim ateşlerde sınanır.” saptamına
Uygun o dipnotu da anımsa:
“Atatürk emperyalizme karşı büyük bir savaş vermişti
Tarih bilinci çok zengindi” tümcesine ekli
Öngörüsündeki o bilinç kucaklaşmasını
“O, yedi düvele karşın başardı
Biz niye başarmayalım …”
Devrimci
Halktan alır gücünü
Emperyalizmden değil
Hele toprak zengini babasından,
Ya da sömürünün para babalardan hiç değil.
Ne zaman tıkılı kalmıştı Havana puroları hatırla
Boğazlarına Yanke’nin şeker tüccarlarının
“İnsanlığın diyalektik gerçeğinde,
Salt sosyalizmin işidir
Emperyalizme karşı durmak” dediğinde Fidel
Ve ülkeme dönüp bir şey daha demişti
Kurt kuyusu Ortadoğu’ya bakıp bakıp:
“Umarım… Yanke’nin petrol bekçisi olmaz”lar.
Yazık ki, uyarını hiç dinlemediler Fidel
Gerçeği hâlâ görmediler, göremediler
Bir gün gazının biteceğini Kandil’in
Kaleşin mermisinin.
Ne Fırat’ın suyu yeter yağlı kara isini temizlemeye
Böyle bir kandilin
Ne de Dicle’nin
Devrimin ruhu Jose Marti’yle mayalanır “habanera”
Bir kıta sallanır Bolivar’la “Salsa”
Ve Che’yle neşesini bulur bütün dünya “ça ça ça”,
Derken mavi kanatlı dev bir ses
Havana’da yankılanıverir
“1961 yazı ortalarında Küba'nın resmi” olarak:
“O halka layık başka bir şey gördüm.
O da yani insanı afallatan şey,
Fidel Castro’yu gördüm.” coşkusu
Sonra o “Saman Sarısı” şiire akar
Ve “mutluluğun resmi”nde halaya durur eller
Halay başında
“Mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el
Yalansız hürriyetin eli
Fidel'in sıktığı el”,
Sonra gün gelir,
“Sizin için Kürt sorunu mu,
kökten dincilik mi daha büyük sorun?..” uzgörüsüne
“Seke Seke” bir yanıt gelir Can Yücel’den
Hem de beştaş doğallığında,
“Laf kıtlığında asmalar budamayan” Fidel’i
Şiir öngörüsüyle uğurlarken 1995’te:
“Hoş geldin Fidel,
Gidişinle de
Bizi yine nahoş çakallarla baş başa bıraktın.”
Şair de bilir elbet şiir de
Emperyalizme ve kökten dinci
Çakallara yem etmek değildir geleceği
Hiçbir devrimcinin işi.
Güle güle Fidel
Yo Soy Fidel
Tahsin Şimşek
GERCEKEDEBİYAT.COM
YORUMLAR