Koluma girdi Menekşeli Sokak;

yürü bakalım,

Kızılay!

 

Bilmem hangi bankanın mahrem odası;

İlhan çeviri yapıyor eğri meğri,

kadifeden ceketi,

Fransızca nara atıyor pantolunu!

 

Düğümlenmiş Turgut Seka'da;

noktalama imi sandı içeri girişimi,

yazdığı şiirden kaldırıp kalemini,

yaktı gülümsemesini.

 

Piknik'te dom dom atan;

Can'ın sakalsız kahkahası,

sıvazlıyor yoldan geçenlerin yüzünü.

 

Çantasını açmaya yer arıyor Cemal,

içinde İstanbul mu var

belli kolu kopmuş taşımaktan?

 

Sigarası sarkık dumanlı Foto Abdi;

dur sana bir portre,

kıpırdama Adanalı!

 

Uğramadan geçip gidiyor Ülkü;

geçerken cartlak kebabı yelliyor,

bir yeri şişmesin Ankara'nın.

 

Özdemir Aydın'da öğretmen,

incir yediriyor oğluna,

Fransızca.

 

Silaha sarılıyor Yılmaz;

tekme tokat,

dalıyor Çirkin Kıral'lığa.

 

Çık artık kolumdan!

 

Kuğulu Park yoluk kabarmış kelfatma;

ördeklerde kendimi gördüm,

vay badi! Oy badi!

 

Nihat Ziyalan

(Sincan İstasyonu, Eylül-Ekim 2012, N: 61)

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)