Duyuyor musun kaç yıl oluyor
Yiğit göklerimizden köpürmüş sularımızdan
Sonsuzluğa civar olan vakit 
İleri çalışmamızda

Sıcak uykularımızdan
Gün henüz çok erken
Duyuyor musun saat kaç dediğini
Parlak ve kardeş ülkelere yönelmiş


Nesillerin kahraman hayatında ölmediğini
Bir demdi hala hatırladım
Kelime-i şahadetle ağır ağır
Vatan canla aziz idi varlığın
Bir sabah havasıyla dolmuştu göğsümüz de
Uluslar büyük oğullarıyla soluk alır
Kim ölmemiş bir aşkın mevsiminde

Ne leyla kalmış ne bahar
Ölüm bir bağışıdır insan kainatların
Madem ki geceler uzun gündüzler kopuk
Ölmeyen neye yarar?

Görülmüş aydınlığınla birlikte
Sultanlardan başka bir sultan
Kol hakkı kadar hafif
Doğuya batıya
Yaşamak köyler arkasından

Çarpılmış bütün ihtilalleri bütün devirlerin
Cihangirane bir hırsın rüyalarıyla ahmak

Yalnız senin gözlerin mahrem yerlerde durmuş
Yalnız senin alnında insanın şerefi hak
Üzerine muhabbetle parlar
Ağır karanlıklarda Altay yıldızları

Kucaklarında gizlice işledikleri bayrak
Gülümser ıraklardan
Üzerine,esir ormanların kızları
Sen de öldün cihanı süsleyen bir bakışla

Artık senin de servilerin tok
Ulu hikmetleri arasında aklın çaresiz
Sen de bir yön gibi kaldın
İsmin var cismin yok

Bir evliyasın ki yeni zamanlar ışığın
Bağlanır gönüller hürriyete sende
Pencerende uluslar görür birbirlerini
Haşre kadar belki Çinden belki Maçinden
Bir mum değil bir insan yanar türbende
Artık fethedilemez istilalarla ateş ateş
Uzak ihtiyarlar nazlı tarlalarını eksin

Artık hiçbir üstün insan gelmeyecek dünyamıza
Sen üstün değilsin Atatürk
Gerçeksin
Verdiğin selamet genişledikçe asil
Dalgalanır şafakla

Kişilerin talihi kaderinle büyüyor
Duyuyor musun seni yaşatıyoruz
Dost,
Düşman,
İnanmakta
Duyuyor musun yürüyor herşey


An  hâlâ o andır
Genç ellerimde hürriyet ve cesaret
Uzan daha uzan dağlarıma
Ki senin fatihandır

Fazıl Hüsnü Dağlarca

ÖNCEKİ HABER

BENZER İÇERİKLER

YORUMLAR

Yorum Yaz

Kişisel bilgileriniz paylaşılmayacaktır. Yorumunuz onaylandıktan sonra adınız ve yorumunuz görüntülenecektir. (*)